KOLONLARA DİKKAT!

Ne inşaat mühendisi ne de inşaat işçisiyiz, Sezai Karakoç'un ‘Diriliş Neslinin Amentüsü’ adlı kitabındaki ifadesiyle belki "Fikir İşçisi" olabiliriz.

Öyleyse, olaylara bakışımız bu minval üzere olmalı…

Evin temellerinin ve kolonlarının sağlam olması, büyük sarsıntıları boşa çıkarabilir.

Kolonlar sağlam değilse evinizin güzelliğinin ve ayakta durmasının hiçbir anlamı yoktur.

HAYATIMIZ TEHLİKEDE!

İsmet Özel’den esinle ve besinle; “Hayatımız tehlikede ya da tehlike hayatımızda!” diyoruz.

Nasıl ki yaptığımız evin temellerinin ve kolonlarının güçlü olması, oturduğumuz meskenin "mezar kazıcı ev" olmasını önlüyorsa, aynı şekilde inancımızın da kolonlarının iyi inşa edilmesi (ifade yerindeyse) "ebedî evimizin cepte olmasına" zemin hazırlar.

Ne demek istediğimizi biraz daha açalım.

İslam dininin temeli/kolonu; imandır.

Çünkü asıl mesele; iman meselesidir.

İmanınız ne kadar güçlüyse dininizi o kadar yaşayabilirsiniz, ne kadar zayıfsa o kadar yaşayamazsınız

İMAN OLMADAN YAPILAN AMELLERİN ÇARPANI SIFIRDIR

İman olmadan kıldığınız namaz; spor, tuttuğunuz oruç; perhiz, verdiğiniz zekât; bağış adını alır.

Örneğin, baba su istediğinde evlat suyu getirip "ben bunu ayağım kireçlenmesin, antrenman olsun diye yaptım ya da mutfaktan çikolatamı almak için yaptım dese" bunun kıymeti olabilir mi?

Elbette ki olmaz, peki imanın eyleme dönüştürmeyi yansıtan âdeta tohumun çiçeklenmesi, meyveye durması olan ahde vefa, ticarette dürüstlük, işe alımda liyakat, namaz, oruç ve zekât benzeri İslâm’ın temel ilkeleri için de aynı sonuçlar geçerli değil mi?

Öyleyse iman kolonlarımızın röntgenini çekelim…

Allah’a olan inancımız, bizim hayrın motoru olmamızı ve şerrin fireni olmamızı sağlıyorsa, “Ne mutlu müslümanım diyene!”

Ancak caminin Allah'ı ile caddenin Allah'ı aynı değilse,

Kalbimiz Allah'ın nazargâhı olmaktan çıkmış, 360 çeşit putun kuşattığı hastalık yuvası olmuşsa

Kültürü, sanatı, ticareti, edebiyatı ve düğünü kimilerinin ahlâkına ve ahkâmına göre icra ediyorsak iman kolonlarımız çürümeye yüz tutmuş demektir.

Bu durum İslâm’ı içselleştirmeyen ve hayata taşımayan bedevilerin durumuna benzemektedir.

Kur’an bu durumu şöyle anlatıyor: “Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi...” (Hucurat, 18/14)

KİTAP ÖTEYE, KAFA BURAYA!

"Kitap Öteye, Kafa Buraya" düşüncesi mü’mince değildir

Yani "Kur'an dışarı, kafaya göre yaşama içeri" şeklindeki bir düşünce yaşamımıza hâkimse iman ‘kolonlarımız ağır hasar almış’ demektir.

İmanımız 7.6, 7.7 şiddetindeki şüphelere, din-dışı yaşamlara ve fikirlere karşı direnç gösterebiliyor mu?

Henüz nefes alıp veriyorken ‘iman kolonlarımızı güçlendirmede’ elimizi çabuk tutalım.

İslâm’ın sahih kaynaklarına göre imanın 6 tane kolonu vardır.

Allah'ın yaptığımız her şeyi bildiğini ve hayatımıza değişiklikler yapabilme gücüne sahip olduğunu belgeleyen "kader ve kaza" inancı da iman listesinin içindedir.

Mute’zile ve Neo-selefiler kabul etmese de ezici çoğunluğun görüşü böyledir.

Sevgili Okur!

Gazeteye ilan veriyorum:

Kolonlarınız (imanınız) tehlikede olabilir!

Vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Celil ÖZENDİ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Sonsöz Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 323 52 92
Reklam bilgi

Anket Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı İçin Kime Oy Vereceksiniz?