Malatya
Giriş Tarihi : 08-03-2017 19:48   Güncelleme : 08-03-2017 19:48

Yeni Çalismalar Tiyatroyu Sahlandiracak

‘Oglum Bak Git’ ve ‘Umudun Kiyisinda’ adli sinema filmlerinde sahne alan tiyatro ustasi Ömer Konakçi, ekibiyle birlikte gerçeklestirdigi projelerle Malatyalilarin gönlünde taht kurmaya devam ediyor. 28 Subat’i konu alan Orta kadrajli bir filim hazirliginda olduklarini belirten ve bunun 2017 yili sonunda tamamlanacagini ifade eden Ömer Konakçi, Malatya’ya deger katan Malatya agzi ile Malatya’nin degerlerinden olan Mersedes Kadir gibi isimlerin unutulmamasi ve yasatilmasi adina çalismalarin yapilmasi gerektigine isaret etti. Konakçi, ayrica dizilerin tiyatroya olan olumsuz etkilerinden de söz ederek bir takim önlemlerin alinmasi gerektigini ve insanlarin tiyatroya sahip çikmasini istedi

Yeni Çalismalar Tiyatroyu Sahlandiracak

>>Hanife Sari’nin Röportaji

Yaptiginiz veya yapmayi planladiginiz tiyatroya dair çalismalariniz hakkinda neler söyleyebilirsiniz, burada Malatyalilari ne gibi sürprizler bekliyor?

Bizim meslegimiz sürekli kendimizi gelistirmemizi, arastirma yapmamizi gerektiren ve her alanda bilgi sahibi olmamizi zorunlu kilan bir meslek. Bizde bunun için çaba sarf ediyoruz.  Tiyatroya basladigimiz ilk zaman ile bugünkü arasinda bir takim farklar var. Bu aralar biraz durgunluk yasiyoruz çünkü sette beraber oyunlar sahneledigimiz bir kardesimizi kaybettik.  Biz burada bir aileyiz. Bu yüzden tekrar tüm enerjimizle kaldigimiz yerden devam edecegiz.  Hazirliklarimiz var suanda. Sadece tiyatro anlaminda degil kisa film anlaminda da çalismalarimiz var. Kadini anlatan, 15 Temmuz’u anlatan kisa bir film çektik. Onun disinda buna benzer kisa filmler çekiyoruz.  Kamu spotlari çekiyoruz belediyemiz adina.  Belediyemiz, Yesilyurt Belediye Baskanimiz Haci Ugur Polat bize bu anlamda çok büyük destek sagliyor. Belediye baskanimizin bizden bir talebi var, bizim de hedefimiz var sinema filmi çekmek. Biz bunun için çalismalarimizi sürdürüyoruz. Nasip olursa 2017 yili tamamlandiginda orta metraj bir film çekmis olacagiz.  Bu filmimizin konusu da 28 Subat süreci.  Ben tiyatro ve sinemanin bir seyler vermesini düsünen sürekli bu kaygiyi güden biri olarak 28 Subat’ta yasanan bir zulmü tiyatroya uyarlamak istedim. Bunun haricinde egitimi, aileyi anlatan çalislarimiz olacak. Biz ilk sinema tecrübemizi kendi imkânlarimizla çekecegiz, bunu da 28 Subat sürecini anlatarak yapacagiz. Bir yandan bir seyler üretmeye çalisiyoruz bir yandan ekibe katilmak isteyen arkadaslara yol gösteriyoruz. Halk egitim kurslari açarak onlara egitimler veriyoruz. Bu yüzden de giderek büyüyen bir aileyiz. Kimi arkadas sahneye ilk defa çikiyor, kimisi orta seviyede tiyatroculuk yapiyor, kimisi profesyonel bu yüzden büyük hayaller için daha erken. Suana kadar çektigimiz ama yayinlatmadigimiz kisa filmleri izlettigimiz kisiler olumlu dönüs yaptilar. Kisa filmleri biraz daha biriktirip o sekilde yayinlamayi düsünüyoruz.  Bu süreçte belediyelerle istisare edecegiz ondan sonra yayinlayacagiz. Diger bir hayalim orta metrajli çekecegimiz filmi sinema salonlarinda seyrettirmek.  Bakalim süreç bizi nereye götürecek, belki Malatya’nin gündemine oturacagiz bu kisa filmlerle belki Türkiye’nin gündemine oturacagiz. Bence çok ses getirecek çünkü küçücük bir kiz sahnede agladi. Babasinin sokaga çikisi ve o kizin aglayisini 15 Temmuz kisa filminde anlatmaya çalistik yasananlarda bunlardi zaten. Insanlar kendilerini o gece sokaga attilar. Umut varim güzel seyler olacak. Ayrica sokak tiyatrosuyla Yeni Cami önünde dünya mazlumlarinin yasadiklarini kisa bir sürede anlatmaya çalistik olumlu geri dönüsler aldik.   Malatya’ ya farklilik kazandirmak adina 18 Martta böyle bir fikrimiz var. Nasip olursa yapacagiz. Sokakta Çanakkale’yi, Çanakkale’de yasananlari gün boyu hatirlatacagiz. Simdi bir oyun yazdim nasip olursa martta oynayacagiz. Il Kültür Müdürlügü ile Yesilyurt Kent Konseyi ortaklasa bütün lise ögrencileri ile oynamaya çalisacagiz. Lise ögrencilerin okul önlerinde yasadiklari, aileleri ile sorunlari, kötü arkadas seçimi, okul önlerinde ögrencileri avlamaya çalisan zehir satmaya çalisan ya da onlari kandirmaya çalisan bir takim insanlari o oyunla anlatacagiz. Burada da tarzim oyunun basinda güldürmek, sonunda da gerçegi yüzlerine vurabilmek. Oyun zaten bitti su anda hazirlaniyoruz. Nasip olursa 27 Matta Dünya Tiyatrolar Gününde sahnede olacagiz.

Malatya’da bir tiyatro festivali yapmayi planliyordunuz bununla ilgili yasanan gelismeleri bize aktarabilir misiniz?

Tiyatro festivalini istedigimizi ve tiyatro festivalinin Malatya’ya birçok sey katacagini daha önce söylemistik. Biz tiyatroyla ilgilenenlerle ve Malatya halkiyla bütünlesip bir tiyatro festivali yapmayi istedik.  Belediye baskanimiz olur dedi. Yalniz ülkemizin gündemi geçen yil yasanan askeri olaylar ve sehitlerimizden dolayi yapamadik. Hatta burada açik hava sahnesindeki birçok programi iptal etmek zorunda kaldik.  Sonra 15 Temmuz’u yasadik Allah bir daha o günleri yasatmasin ülkemize. Üzücü olaylar bunlar. Suanda film festivalini dillendirecek vaktimiz olmadi ama belli bir zaman sonra tiyatro festivalini Malatya’ya kazandirmis olacagiz.  Önemli bir festival. Bunun yaninda filim festivali var, en son yapilan festival çok güzeldi.  Ayni nedenlerden ötürü filim festivalleri de iptal edildi. Bundan sonra filim festivallerinin en iyi sekilde devam edecegini düsünüyorum. Filim festivalinin yaninda tiyatro festivalinin de çok yakisacagini düsünüyorum.

Malatyalilarin tiyatroya bakis açisini degerlendirirseniz neler söylersiniz, filmlerin ve dizilerin tiyatroya olan etkisi hakkindaki düsünceleriniz neler?  

Biz salonlarimizi oynadigimiz oyunlarda dolduruyoruz.   Devlet tiyatrosu oyunlarini hiç kaçirmiyorum.  Onlar da oyunlarinda salonu dolduruyor. Ama söyle bir durum var seyirci kitlesi hep ayni. Diziler tiyatroya ve sinemaya olan ilgiyi azaltti. Ben aslinda dizilerle ilgili çalismalar yapilmasi gerektigini düsünüyorum. Dizilerin bizi çok etkiledigini düsünüyorum.  Diziler olmasin demiyorum onlar da olsun ama buna bir sinir getirilsin çünkü insanlar her gün sabahtan aksama kadar dizi izliyor. Tiyatroda biz insanlara bir seyler anlatmaya, yasatmaya çalisiyoruz ve insanlar tiyatroyu canli canli izlediklerinde inanin çiktiklarinda bizlerden daha çok etkileniyorlar. Dizilerle ilgili ilerde bir düzenleme insallah getirilir. Dizi saatleri çok uzun, hemen hemen her gün bir dizi var. Insanlar birbirleriyle iletisim kurmaktan vazgeçer hale geldi. Hatta bununla ilgili bir oyunumuz vardi ‘itinayla elektrik kesilir’ diye. O oyunumuz da çok begeni topladi.  Bu senede bu oyunumuzu oynayacagiz liselere. Tiyatro seyircimiz var ama hep ayni bizim tiyatro seyircisi kazandirmamiz lazim.

Izzet Baci gibi tiplemelerle Malatya agzini bazi çalismalarla tanitmaya çalistiniz bu çalismalara devam etmeyi planliyor musunuz?

Malatya agzimizi seviyorum. Hatta diksiyon, iletisim gibi birçok kursa katildim ama hiç Malatya agzindan vazgeçmedim.  Çünkü ben bu agzin yasatilmasi gerektigi düsüncesindeyim.  Dogal ve güzel bir agzimiz var. Tabi her zaman konusamayiz ama bunu da unutturmamaliyiz. O yüzden oyunlar yazdik ve Izmir, Ankara gibi çesitli yerlerde sahneledik.  Bununla ilgili çalismalar yapacagiz. Malatya agzini, Yesilyurt agzini, mahallelerde kullandigimiz agizlari bize has atasözlerimizi, konusma ve hikâyelerimizi sahneye tasiyoruz tasimaya da devam edecegiz.

Sizce iyi bir tiyatro, metne bagli olarak oynanan oyun mudur yoksa dogaçlama oynanan oyun mudur?    

Bazen tamamen metne bagli kalarak oynadigimiz oyunlar oluyor. Bazen de tamamen dogaçladigimiz oyunlar oluyor. Ramazanda daha çok tuluat dedigimiz dogaçlama oynuyoruz. Bir metin aliyoruz okuyoruz ama ezberlemiyoruz. Zaten ramazanda hem niyetli olup hem oyun oynamak gerçekten zor. Iftardan önce mahallelerde sahneler kuruluyor biz de orada dogaçlama konuyu anlatiyoruz. Oyuncunun bence dogaçlama yönünün muhakkak olmasi lazim. Iyi bir oyuncu, kendini gelistiren ve dogaçlama yetenegini ön planda tutan bir oyuncudur. Ben sunu açik ve net bir sekilde söyleyebilirim ekibimde 6-7 tane arkadas iki saatlik dogaçla oyun çikartabilirler. Dogaçlama dogal oldugu için seyirciyi çekiyor, ilgi odagi oluyor. Hatta bazen seyirciyi de isin içine katinca ortaya çok güzel bir kurgu çikiyor.

Genel olarak komedi oyunlari sergiliyorsunuz, farkli konularda da oyun sergilemeyi düsünüyor musunuz?

Bir insan bir kaliba girdikten sonra o kaliptan çikmasi zor oluyor. Örnek verecegim ben kendimi hasa onunla karsilastirmak, kiyaslamak istemiyorum haddime de degil Kemal Sunal’in bir kalibi var bu kaliba da girmis ve o kalibi insanlar begenmis o, o kaliptan çiktigi an biz zaten izleyemeyiz. Çünkü Kemal Sunal’i hep o kalipta hatirliyoruz. Insanlar bana da komedinin yakistigini söylüyorlar. Isin açikçasi ben bundan rahatsiz miyim, rahatsizim. Komediyi ben de seviyorum, eglenceli biriyim ama komedinin disinda ben dram oynamak da istiyorum. Bu aralar onunla ilgili sikâyetler de var ‘sen çok dram girmeye basladin, komediye geri dön, bizim keyfe ihtiyacimiz var’ diye. Benim daha çok yapmak istedigim insanlarin yasadiklari seyleri gün yüzüne çikarmak. Aglanacak halimize gülüyoruz, o yüzden ben aglanacak halimizi göstermeye çalisiyorum. Komediden vazgeçmedim, komediye de devam edecegim. Komedi olmazsa olmazimiz. Çünkü seyirci de komedi istiyor. Seyirciye bir anket çalismasi yapsak yüzde yüz komedi isteyecek. Onlari da es geçemeyiz. Yazdigim oyunlarda da, seçtigim oyunlarda da tarzim insanlari önce güldürüp sonunda muhakkak aglatmak ya da düsündürmek.

Mersedes Kadir gibi Malatya degerlerinin tiyatro sahnesinde canlandirilmasi konusunda neler söyleyebilirsiniz, tiyatroda ya da sinemada unutamadiginiz bir aniniz oldu mu ve son olarak tiyatroya baslamak isteyenlere neler tavsiye edersiniz?

Mersedes Kadir’in hayatini daha önce ele almistik. Malatya Mersedes Kadir ile beraber Mersedes kadir gibi davraniyor ve bu konuda çok hassas. Onlari hatirlatmak ve unutturmamak için oyunlar yazilip sahnelenebilir. Sinemada setler çok keyifli bir o kadar da stresli. O yüzden setlerin hiçbir anini unutamiyorum. Tiyatroda da unutamadigim anlardan bir tanesini söyleyeyim, kuliste ben çok stresliyim isimin titizliginden dolayi arkadaslarda bundan yana sikâyetçiler, ‘ hocam biraz kendini o anlamda degistirmelisin’ diye sitem ediyorlar. Bir kere o kadar strese girmisim ki Taner isminde bir arkadasim sahneye yanlis girdi diye kiziyorum, kendime vuruyorum, kuliste oyuncular bana bakiyor, üzülüyorum, aglayacak gibiyim, sonra Taner geldi ‘Taner yanlis yerde girdin kardes’ dedim. O da ‘hocam ben yanlis yerde girmedim. Sorun’ dedi. Arkadaslar,’ yok hocam yanlis yerde girmedi’ dediler. Ben o an kendime güldüm. O ani unutamiyorum. Ben insanlardan dizi yerine tiyatroyu seçmeleri istiyorum. Büyük bir emek sonucu çikan oyunumuzu bir ya da iki kez sahnelemek istemiyoruz. Sahnelerimizi dolduruyoruz ama bizim yeni seyirciye de ihtiyacimiz var. Zaten biz oyunlarimizi ücretsiz oynuyoruz. Bu bence bir hata. Bir bedel olmali. Çünkü emegin bir karsiligi olmali böylelikle disiplin de saglanmis olur. Ileri de böyle bir çalismamiz da olabilir. Tiyatroya baslamak isteyenler tiyatroyu bir eglence olarak görmesin. Tiyatro asiri disiplin isteyen bir meslek. Günleri alan, disiplin isteyen ve ekip olmayi gerektiren bir meslek.