DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Doç. Dr. Muammer Oytan
Doç. Dr. Muammer Oytan
Giriş Tarihi : 14-04-2021 13:21

ORUÇ VE RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

Yüce Yaratıcının, insanlığın başlangıcından itibaren gönderdiği bütün dinlerde, insanlara Rablerine karşı kulluk ve ibadet etme görevi yüklemiştir. İslâm dininin beş temes esası arasında yer alan ibadetlerden biri de oruçtur.  Oruç, Müslümanın, şafakta başlayan ve hemen hemen eylem halinde olduğu tüm günü kendini tutarak, sabrederek geçirmesi; başka bir anlatımla hayatı durdurmak değil onun içindeki kirli ve çirkin boyutu dudurması anlamını taşır. Oruç, ağzı, hem yemeye-içmeye, hem de kötü ve yalan söz söylemeye karşı tutmak¸eli, kaba kuvvete ve çalmaya çırpmaya karşı tutmak; gözü, beyni bulandıran ve kalbi arzulara yönlendiren görüntülere karşı tutmak; kulağı, haram kapsamına giren her türlü sese karşı tutmak; zihni, bütün çirkin düşüncelere karşı tutmaktır. Hâsılı, sadece aç ve susuz kalmak değil, bütün organlara oruç tutturmak gerekir. Gerçekten organların tamamını oruca ortak edemeyen kimse, şeklen oruç tutmuşsa da onun özünü yakalayamamış demektir. İnsanın, cinayet, gasp, yalan söylemek, hırsızlık ve zina yapmak gibi işlediği günahlar ve diliyle ve eliyle başkalarını kırması, öfkesine mağlup olması, kendisini tutamamasının bir sonucudur. İşte oruç tutmak; içgüdüleri, benliği, egoyu, şehveti, dürtüleri, arzuları kontrol altında tutmaktır ve bilinç altıyla bilincin bir mücadelesidir; insanın tutkularını dizginlemesinin evrensel yolu ve yöntemidir !(Dr.Erdinç Ahatlı,Oruç,İslâma Giriş,s.284-286)

Kur’an, “ Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibi size de oruç tutmak farz kılınmıştır, umulur ki, bu sayede takvalı olursunuz.”(Bakara,2/183) buyruğuyla kendilerine peygamber gönderilen bütün kavimlerin oruç ibadetiyle yükümlü tutulduklarını bildirmektedir. Ancak, İslâmda oruç, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak olduğu halde, semavî veya değil, diğer dinlere bakıldığında oruç, aslî unsuru olan ibadet hüviyetinden çıkarılıp bir tür perhize dönüştürülmüştür.

Oruç, kötülüklerden, çirkin, işlerden ve haramlardan korunma ve sakınmanın yoludur; ruhun giydiği bir zırhdır.

Nefsin arzuları ve alışkanlıkları insan için öldürücü birer zehir olduğundan, onun dizginlerini elde tutmak zorunludur. Çünkü nefis aşırı derecede kötülüğü emreder (Yusuf,12/53) ve verdikçe büyüyen büyüdükçe isteyen bir özelliğe sahiptir. Oruç, nefse vurulan bir gemdir. Oruç, irade ve sabır eğitimidir.! Oruçla sabretmeye alışan kişi, hayatının sıkıntılı dönemlerini oldukça kolay atlatır ve başarısının doruğuna ulaşır.

Diğer taraftan oruç ibadetinin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, uzmanlar tarafından kesin olarak ifade edilmektedir: Yıl boyu hiç durmadan çalışan midenin bir ay süreyle dinlenmesini sağlar. Oruç tutarken, daha önce organizmada depolanmış olan, mesela deri altındaki yağlar, karaciğerdeki şeker gibi besin maddeleri harcanır, eritilir. Nitekim, “Oruç tutunuz, bu sayede sıhhat bulursunuz!” hadisi de (Heysemî,1402,III. 179) orucun insan sağlığı üzerindeki önemini ifade etmektedir.

Ayrıca, oruç tutan kişi, esas mükâfatını ebedî yurdu olan ahrette görecektir. Oruç, riya ve gösterişin en az karıştığı bir ibadet olduğundan Allah Tealâ, en fazla sevabı oruca vermiştir. Allah Resûlü, bir kudsî hadiste Rabbinden şöyle nakleder: “Oruç hariç, âdemoğlunun her ameli kendisi içindir Oruç benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim.”

Hz. Peygamber, Allah Tealâ’nın öbür ibadetler için on katından yedi yüz katına kadar sevap verdiğini; ancak oruç ibadetinin sınırını çizmediğini (Müslim, Siyâm, 165); bundan dolayı Cennetin Reyyân isimli kapısından sadece oruçluların gireceğini (Buharî, Savm,4) bildirmiştir.

Resûlullah,(s.a.s.), vefat edinceye kadar dokuz yılda dokuz Ramazan orucu tutmuştur.

İslâm alimlerince oruç tutanlar üç grupta   değerlendirilmektedirler:(Mahmut Kaya, Kutsal Günler ve Geceler, s.84-88)

1-Birinci gruptakiler, yemeyi ve içmeyi Allah için terk edenlerdir. Onlar Yüce Allah ile manen anlaşmışlardır ve oruçlarının karşılığını sadece O’ndan beklerler. Muhakkak ki Cenab-ı Hak, iyi amel işleyenlerin amellerini zayi etmez. Kim Allah için yemeyi, içmeyi, şehvetini az bir zaman için de olsa terk etse Yüce Allah ona karşılık olarak kendi katından bitmeyen yiyecekler, içecekler ve yaşlanmayan eşler verir.

2-kinci gruptakiler, Allah için yemeyi, içmeyi terk ettikleri gibi, vücut organlarını haram işlerden alıkoyarak oruç tutanlardır: Elin ve ayağın orucu, yasak kılınan şeyleri tutmaktan ve onlara gitmekten; ayrıca diğer organlarını da haramdan koruyanlardır. Bu şekilde oruç tutan kimse günün tamamını zikirle ihya etmiş olur. Bu kimseler hakkında: “Onların uykusu ibadet, nefesleri tesbihtir.” denmiştir. Haram işleyerek oruç tutanın orucu, Salih ve makbul bir oruç olmaz. Resûl-i Ekrem(s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Sizden biri, oruç tuttuğunda kötü söz söylemesin, cahilce edep dışı davranışlarda bulunmasın. Bir kimse, kendisine sataşırsa ona “Ben oruçluyum!” desin, o şahsa bulaşmasın” (Buharî, Savm, 43.)

3-Üçüncü gruptakiler, mideyi yemekten ve diğer organlarını haramlardan korudukları gibi kalplerini de Yüce Allah’ın razı olmadığı bütün düşünce, zikir, fikir, yönelme ve sevgiden alıkorlar. Bu yakîn ehli ariflerin orucudur.

HZ. PEYGAMBER (s.a.s)’İN RAMAZAN AYI BAŞINDA VERDİĞİ HUTBE.

İbn Huzeyme, Hz. Selman’dan şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber, Şaban’ın son gününde şöyle hitap etmiştir: “ Ey insanlar, mübarek ve büyük bir ay gelip çatmıştır. Öyle bir ay ki, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi bu aydadır. Allah bu ayda oruç tutmayı farz kılmış, gece ibadet etmeyi sünnet kılmıştır…Kim bu ay içinde bir farz yaparsa diğer aylarda yapılan yetmiş farz gibi sevap kazanır. Bu ay sabır ayıdır, mükâfatı ise Cennettir…Kim oruçlu olan birine iftar verirse bütün günahları bağışlanır ve boynunu Cehennem azabından kurtarmış olur.’ Sahabenin, Ya Resulallah herkes oruçluya iftar verecek güçte değildir demesi üzerine, ‘ Allah bu sevabı tek hurma ile, su içirmekle veya bir yudum süt ile iftar veren kişiye de vermektedir. Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden azâd olmaktır. Bu ayda dört hasleti çokca yapın, Rabbinizi razı edersiniz: Allah’tan başka ilâh olmadığını söylemek, Allah’tan mağfiret talep etmek, Cenneti istemek ve Cehennemden Allah’a sığınmaktır. Kim oruçlu birine su verirse Allah, havzı Kevser suyundan ona bir yudum su verir…!’” (İbn Huzeyme, 1887)

“…İyi biliniz ki, Allah Ramazan ayında her kovulmuş şeytan için yedi melek görevlendirmiştir. Ramazan ayı bitene kadar şeytanlar salıverilmeyecektir. İyi bilin ki semanın kapıları Ramazanın ilk gecesinden son gecesine kadar açıktır.Bu ayda yapılan dualar da makbuldür…”(Hayatü’s Sahabe, s.220)

BESMELENİN FAZİLETİ.

“Euzu billâhi mineşşeytani’r Racîm Bismillâhi’r Rahmani’r-Rahîm !” = Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahmân ve Râhîm olan Allah’ın adıyla!” şeklindeki Euzu besmelenin faziletleri saymakla bitmez. Bu sebeple insanoğlunun, yeme, içme, giyinme, okuma, yazma ve konuşma öncesinde, ev ve iş yerine girip çıkarken; bir iş ve görev yapmaya başlarken v.b. her ne yaparsa, her neye başlarsa, her neye el atarsa, her ne tutum, davranış ve eylemde bulunursa mutlaka Euzu besmele okuması şarttır. (Doç.Dr.İsmail Karagöz,Kur’ân’da Zikir Kavramı ve Allah’ı Zikir,Diyanet İşleri Bşk.Yay.Ankara 2007,s.57).Bir adım atmaktan Kur’ân okumaya kadar her harekette dilimizden besmele eksik olmamalıdır.

- Peygamberimiz (s.a.s.), “ Bir insan evine girdiğinde ve yemek yediğinde Allah’ın adını zikrederse, şeytan, avanelerine ‘burada size gecelemek ve yemek yoktur ‘ der. Şayet Eve girerken insan, Allah’ın adını anmazsa, şeytan, avanelerine ‘ Bu evde geceleyebilirsiniz’ der. Yemekte, kişi, Allah’ın adını zikretmezse, Şeytan, ‘Bu evde size gecelemek ve yemek vardır’” der.(Müslim, Eşribe, 103,II, 1598).

-Euzu besmele, Kur’ân-ı Kerim Sarayına girmenin anahtarıdır; bir binaya girmek için anahtar ne ise bir işe, bir davranışa, bir eyleme başlarken, bir karar verirken çekilen euzu besmele de aynıdır: Anahtar kapıyı açınca insan nasıl huzura kavuşur, rahat bir nefes alırsa, içinden oh! çekip mutluluk hissederse, euzu besmele ile de aynı rahatlığı, huzuru hisseder. İşinin rast gideceğini, olumlu sonuca kavuşacağını, başarılı-bereketli bir sonuç alacağını hisseder!

-Euzu besmele hayır getirir, huzur getirir, iyilik-güzellik getirir! Bu sebeple bazı alimler “dünyadaki bütün zehirlerin panzehiri besmeledir” derler. Allah’ın adıyla bir işe başladığımızda, oluşacak bütün şer etkileri, menfi enerjiyi, kötülükleri etkisiz hale getirmiş oluruz.!

- Euzu besmele okunduğunda şeytan uzak durur; kalbe vesvese veren şeytan uzak olur!

- Besmele çeken mü’min kendisini Allah’a emanet etmiş olur; Allah’ın emanetine terk etmiş olur! Dolayısıyla, besmele çekerek bir işe, bir davranışa başlayanın; bir karar verenin işi rast gider; olumlu ve bereketli sonuca kavuşur. İnançsız, besmelesiz başlanan her işin sonu yarımdır!

- Cenab-ı Allah, bütün korkularımızı, her türlü endişelerimizi euzu besmele ile aşmamızı nasip ihsân eylesin inşallah!

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
E-GAZETE
28.04.2021
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Malatya Haber bayan esc istanbul ümraniye esc istanbul esc kızlar şirinevler esc bayan halkalı esc beylikdüzü esc avcılar esc şişli esc kagithane esc kadıköy esc istanbul türbanlı esc bayan başakşehir esc esc bayan esc bayanlar