DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Alper Korkut
Alper Korkut
Giriş Tarihi : 26-12-2020 20:58

Koronavirüs  Ve Endişeler

Evet, gündemin ana konusu Koronavirüs ve aşı. Virüsün ilk ortaya çıktığı andan itibaren karşımıza hep bu iki konu çıkar oldu.

Peki, tam olarak semptomlarının bile bilinmediği aşıya ne kadar güvenebiliriz, ne kadar sağlıklı, hangi firmanın geliştirdiği aşı daha güvenilir? Bu ve daha bir çok soru aklımızın bir köşesinde durur.

Öte yandan aşının zorunlu olması durumu konuşuluyor.  Kimi bu düşünceye karşı kimi de bu aşının herkesçe yapılması taraftarı.  Kimi aşı ile cip takıldığını sanırken kimi de aşı yoluyla hastalık yayılacağını düşünür. Korkularımız vardır aşıya karşı.

Peki yetkililer ne diyor bu konularda? Sonuçta bu hem bizim hem de başka insanların, tüm dünyanın sağlığını ilgilendiren bir konu.

Yetkililerin konuya dair yaklaşımlarına kısaca değinirsek genel anlamda sağlıkçılarımız önlem alma konusunda hem fikir yani sosyal mesafe, hijyen ve maskeye dikkat edilmesi konusunda.

 Buna ilave olarak da toplumsal iş birliğinin önemine dikkat çekilmekte. 

Diğer yandan da yetkililer sağlıkçılar stres yönetimine eğilmekte. Zorluklara karşı soğukkanlılığımızı korumamız gerektiği her fırsatta dile getirilmekte gerek sağlıkçılarımız tarafından gerekse de ilgili yetkililer tarafından. Psikolojik olarak kendini sağlama kişi bu zorlu süreçte daha emin adımlarla ilerler hastalığa yani koronavirüse karşı psikolojik kalkanını kuşandığı için koronaya karşı direnç kazanmış olur. Çünkü hastalıktan ziyade o anki psikolojimizin bizi hasta ettiğini yetkililer ara ara dile getirir.

Hatta yetkililerden , sağlıkçılardan bazıları koronayı fırsat bilip bazı dersler çıkarmamız gerektiğini de belirtir. Nasıl yani dersek, şöyle ki eskiden umursamadığımız hiç bir şeyi şuanda yapamıyoruz ve yapmak için can atıyoruz. Mesela  eşimize, çocuklarımıza vs. doyasıya sarılamıyoruz, eş dost akraba ziyaretimiz  kısıtlandı hatta yok oldu diyebiliriz, alış veriş yapamıyoruz doyasıya, yemek bile dışarda yiyemez olduk akşam sokaklar kısıtlamadan dolayı boş kaldı vs. tüm bunların kadrini kıymetini şimdi bilir olduk  bu yüzden  kıymetsizleştirdiğimiz şeylerin kıymetsiz olmadığını anladık. Ona göre koronasız günlerde bunlara daha değer vermek gerektiğini de hep hatırlamalıyız.

Genel anlamda konuya yaklaşım bu şekildeyken aşı ile ilgili de her ne kadar da gönüllü koronavirüs aşısı yaptıran ancak 5 gün sonrada korona olan Habertürk yazarı Kemal Öztürk, örneği gözümüzün önünde olsa da toplu görüşe bakılırsa yetililer ve sağlıkçılarımız aşnın yüzde yüz güvenilir olmasa bile en çok güvenilir aşıyla salgının kontrol altına alınmasında önemli bir vazife göreceği yönünde.

Gönüllülük rızasına dayansa da şimdilik aşı ilerde zorunluluğa geçiş yapabilir. Bunun gerekçesi de insanları kurtarmak olacaktır. Çünkü ne kadar kurallara riayet edilmesi istense de maalesef bunu beceremiyoruz dünyaca. Bunu beceremiyorken bir yandan da ekonomik durgunluk gerileme, sağlık sistemin yokuşa doğru yol alması gibi etkenlerde zorunlu aşıyı destekleyen unsurlar olarak karşımıza çıkacaktır. İnsanların yaşamlarının kısıtlanması da bir yere kadar durdurulabilir ilerisi kaosa neden olacağı için aşı tek seçim olarak sunulabilir.

Velhasıl hayatta hiç bir şey net olarak bilinmezken aşı, aşının yan etkileri, korona ve korona semptomlarının da haliyle tam olarak bilinmesi mümkün değil. Bakıldığında koronanın nereden bulaştığı da tam olarak ifade edilebilmiş değil, daha önce var olan nice hayatlara mal olan hastalıkların çözümü bile daha bulunamamışken korona ve aşı ile ilgili net bir şey söylemekte pek doğru değil. İşin özü inanmak başarmanın yarısıdır deyip bu hastalıkla öyle mücadele etmeliyiz, mücadele yolları aramalıyız.

NELER SÖYLENDİ?
@
E-GAZETE
03.03.2021
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Malatya Haber