Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
25 MAYIS Çarşamba 19:46
Advert

Advert

Kırkgöz’den Tohma Şehit Gaffari Güneş Köprüsü’ne…

Nurettin Bay
Nurettin Bay
Giriş Tarihi : 11-02-2021 18:12

Çocukluğum Fırat’ın kenarında, gençliğim Tohma’nın çevresinde geçti. Tohma, kendisini Okyanuslara taşıyacak olan Fırat’a tarihi Kırkgöz Köprüsü’nden geçerek varırdı. Gerçi şimdi de öyle. Ancak eskiden köprünün altından akardı, şimdi üstünden akıyor…

Tohma ile Fırat’a karışması nedense bende Mevlana ile Şems’in buluşmasını hatırlatır. Konya’da ikisinin buluştuğu noktaya Meracel Bahreyn derler. İki su kütlesinin buluştuğu yer anlamında… Malatya Ovası’nın ortalarında buluşan bu iki su kütlesi devamında tarihin yazıldığı coğrafya olan Mezopotamya’ya can verirler. İlahi dinlerin kutsal ırmakları arasında sayılan Fırat, Malatya sınırlarında kendisine karışan sularla dev bir ırmak haline gelir. İki ana kol, Murat ile Karasu ilin kuzeyinde birleşerek güneye yönelir. Malatya Ovasında birçok küçük derenin yanında Kozluk, Kuruçay, Tohma ve Şiro çayları ile daha da büyüyerek yol alır.

Malatya’nın kuzeyi ile güneyini birbiri ile buluşturan Kırkgöz Köprüsü 400 yıl boyunca bölge insanına hizmet verdi. 3.60 metre genişliğinde, 222 metre uzunluğundaki bu köprüye neden Kırkgöz isminin verildiğini hep merak etmişimdir. Arkadaşlarla, evimizden (Eskimalatya)  birkaç kilometre uzaklıktaki Kırkgöz’e yaz aylarında serinlemek için gelip saatlerce eğelendiğimizde çocuk kafamla köprünün gözlerini sayar, bir türlü 40’a denk getiremezdim.  Vardır bir nedeni diye düşünüp, ileriki senelerde işin esrarını çözeceğime inanırdım.

Yeni Tohma Köprüsü’nün hizmete açılması beni, aklımda cevabını bulmamış bu soruyu yeniden araştırmaya itti.  Ancak yine de tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım. (gerçi kısa süreli bir araştırma oldu)  Mutlaka vardır bir hikâyesi…

Ancak bir aracın geçtiği Kırkgöz köprüsünün kuzey yakasında iki petrol istasyonu bulunuyordu. 70’lerin yokluk yıllarında gazyağı ve mazot kuyruğunda çok bekledim ben orada… Ondan dolayı Kırkgöz Mevkiinin çok derin izleri vardır üzerimde… Yeni Türkiye ile Eski Türkiye’nin karşılaştırılmalı tablosudur Kırkgöz, bende… Şimdi her Malatya’ya gelişimde, karayolunun baraj sularında kaybolduğu noktaya gelir, gözlerimi köprünün sulara gömülü olduğu yere diker ve dakikalarca bakarım. Keşke, köprüyü barajdan kurtarıp, az ileriye taşıyabilseydik. Asırlarca üzerinden onbinlerce insanın geçtiği bu köprü ne anılara sahne oldu kim bilir… Sadece kendi anılarımı anlatsam, bana ayrılan bu köşe yetmez… Mesela, köprünün 300 metre kadar batısında karşıdan karşıya geçmeye çalıştığım ilk girişimimde  hem boğulma tehlikesi atlattım, hem de aynı anda yüzmeyi öğrendim. Günümüzün güçlü devleti Türkiye, gelişen teknoloji sayesinde Hasankeyf’te baraj suları altında kalacak olan tarihi eserleri oradan alarak yakınlardaki bir yere taşıdı. Keşke, 1980’li yıllarda da böyle bir imkân bulunsaydı…

Kırkgöz köprüsü Malatya’yı kuzeydeki ilçelere bağladığı gibi, Sivas, Elazığ (Keban baraj duvarı üzerinden), Tunceli ve Karadeniz’e bağlıyordu. Bundan dolayı da Sivas Yolu olarak biliniyordu. 70’li yıllarla birlikte trafikteki taşıt sayısı arttı. 80’li yıllarda ise ciddi bir yoğunluk vardı Sivas yolunda… Fırat kenarındaki kum ocaklarından (Ergibük ve yakınları) şehre kum taşıyan kamyonlar ise o yoğunluk içerisinde sayıları en fazla olan araçlardı. Tek aracın sığdığı Kırkgöz Köprüsü’nde sırayı, ilk gelen kapardı. Bazen yanlışlıkla iki yönden gelen araçlar köprünün ortalarında karşılaşır ve yolda akış dururdu. O sahne, ilkokul kitaplarının birinde yer alan köprü üzerindeki ‘inatçı keçiler’ çizimini hatırlatırdı bana. Sonrasına dakikalar süren bir kargaşa hâkim olurdu. Araçlardan biri geri geri gider, yol trafiğe yeniden açılırdı. Nedense hiç kavga olmazdı. Olduysa da bana hiç denk gelmedi.  Sürücüler bir şekilde anlaşırdı ama nasıl anlaştıklarını hala çözebilmiş değilim. Şimdilerde en basit bir trafik meselesinde silahlar konuşuyor maalesef… >>DEVAM EDECEK

 

YORUMLAR