Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
04 TEMMUZ Pazartesi 17:23
Advert

Advert

CİNAYETLERİN SEBEBİ: AŞK MI? NEFRET Mİ?

Yasin Akmeşe
Yasin Akmeşe
Giriş Tarihi : 03-11-2021 11:38

Son yıllarda, ülkemizde kadın cinayetleri korkunç bir şekilde artmaktadır. Bu cinayetler genellikle; evli çiftler ve sevgili durumunda olanlar arasında meydana gelmektedir. Kocalar ve sevgililerden, bir kadına beslemesi gereken duygu “sevgi” olması gerekirken, tam tersine nefret duygusuna kapıldığını anlıyoruz bu cinayetlerden. Caniliğin, cinayetin olduğu yerde ne sevgiden ne de saygıdan bahsetmek mümkün değildir. Acaba sözde sevgi ile başlayan bu ilişkiler, neden önce nefrete ve sonrada cinayete dönüşüyorlar? Bu durumun izah edilmesi gerekiyor. 

Bir diğer husus; kadın cinayetlerine “tepki gösterme konusunda” bir sorunumuzun olduğudur. Her kadın cinayetinde sanki bir çözüm yoluymuş gibi, cinayetler duracakmış gibi sosyal medyada tepki gösteririz, “yeter artık, kadına şiddete hayır” diye isyan ederiz. Fakat sosyal medyada, tepki göstermek işe yaramıyor aksine cinayetler artarak işlenmeye devam ediyor. Evet sosyal medya, kabul etmediğimiz ve kınadığımız olayları gündeme getiriyor olabilir fakat çözümü sanal alemde aramak, istemek, kadın cinayetlerini durdurmaz, bitirmez. Toplumumuzun zihniyeti ve yargı sistemimizin güven vermeyen adaleti, eksik yönleri ve hatalı kararları yüzünden, kadın cinayetlerinin durdurulamadığını düşünüyorum.

Kadın cinayetlerine sebeb olan, bazı temel nedenleri söylemem gerekirse;

  1. Kadını kullanımlık eşya gibi gören, kadınların fikirlerini düşüncelerini hiçe sayan, kadınları insan yerine koymayan erkek egemen varlığının hala var olması,
  2. Kadın ve Erkek arasında saygı, sevgi, anlayış, güven, sadakat ve hoşgörünün artık kalmaması, iki tarafın aralarında sürekli çatışma içerisinde olması,
  3. Şiddete maruz kalan kadınların, tehditlere ve şantajlara boyun eğmesi,
  4. Bitme noktasına gelen evlilikte veya ilişkide kadının boşanma veya ayrılma isteğinin, eşi tarafından anlayış görmemesi, saygı duyulmaması ve şiddete, saldırganlığa başvurulması,
  5. Kadınlara şiddet uygulayan erkeklerin, ailesi tarafından yanlış yetiştirilip, toplumun ve kadınların başına bela olmaları,
  6. Suç işleyen kişilere verilen cezaların caydırıcı olmaması,
  7. Kadınların “Bay doğru” sandıkları, yanlış kişilerle arkadaşlık yapmaları ve evlilik hayali kurmaları,
  8. Aldatmalar,
  9. Abartılı kıskançlıklar,
  10. Maddi geçimsizlik ile psikolojik sorunlar vs...

Böyle giderse hiçbir zaman kadın cinayetlerinin duracağına ve biteceğine inanmıyorum. Toplum olarak zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var.  Zihniyet değişikliği ise, aile eğitimiyle ancak mümkün olabilir.

 Yargı sistemimizin de bu sorunu çözme yolunda verdiği vicdanları yaralayan kararları vicdanen tekrardan gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

En nihayetinde; kadınları, kendilerine saldıran erkeklerden korumak için her kadının başına bir polis dikemeyiz. Varsayalım ki diktik, kafasına öldürmeyi koyan erkek yine kadını öldürmenin bir yolunu buluyor. Bu mesele, bir hayata bakış açısını değiştirmekle bir zihinsel değişimle çözülebilir. Kadınların iş hayatında var olmaları ve kişisel hayatlarında özgür olmaları ile kadına “benim malım ve kıskandığım kişi” gözüyle bakan erkeğin zihniyeti, bu cinayetleri, devam ettireceği kanısındayım. Şu anda, var olan yasalarımızdaki cezalar maalesef ki caydırıcı değil. Bu cezalar caydırıcı olmadığı için bu cinayetler devam edecek gibi görünüyor. Kadına olan bakış açımızı değiştirmesi açısından üstad Neşet Ertaş’ın da dediği gibi: ”Kadınlar insandır, biz erkekler ise insanoğlu”...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR