Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
28 MAYIS Cumartesi 23:06
Advert

Advert

Başında Dert Eksik Olmayan Mabet Malatya Yeni Cami ve Tarihçesi

Av. Abdulkadir Artan
Av. Abdulkadir Artan
Giriş Tarihi : 12-05-2022 15:15

Malatya Şehri'nin temelleri, milattan önce dört binli yılların başlarında Battalgazi İlçesi sınırları içindeki Orduzu Aslantepe'de atıldı. Hititler zamanında balının meşhurluğundan dolayı Aslantepe merkezli şehrin adı Melid idi. Sonraki isimler bu ilk ada benzer isimler olmuştur. Milattan sonra 1.asırda Malatya şehri, Aslantepe'nin 2-3 km. kuzeyine taşındı. Romalılar bugünkü Battalgazi ilçesinin Eskimalatya Semti'ndeki şehre, Melitene dediler. Romalılar devrinden itibaren kışları şehir merkezinde geçiren Malatyalılar, yaz aylarını ağırlıklı olarak, Eskimalatya'nın 10 km. güneyindeki, Aspuzu adıyla anılan ve bağlarıyla meşhur,bugünkü şehir merkezinde ve kısmen  de civarındaki Orduzu, Çarmuzu, Banazı, Barguzu, Tecde, Kilayik, Çırmıktı, Kündübek gibi bağ köylerinde  geçirmişlerdir. Orduzu ve Banazı'nın kendi sulama sistemleri varken, yukarıda belirtilen diğer yerleşim yerleri, gelişmelerini bugünkü Gündüzbey Mahallesi'ndeki Deyrü'l-Mesih/ Deyr Mesih/Dermesih/Derme Gözesi'nin sularının, kanallarla bahçe ve bağlara ulaştırılmasına borçludur.

Hz. Ömer devrinde, Melitene Müslümanların eline geçti. Yeni adı Malatiyye oldu. Emeviler ve Abbasiler devrinde burası İslam Ordularının Anadolu akınlarının karargâhı idi. Battalgazi Destanı bu ortamda doğdu. 10. Asırda Doğu Roma'nın eline geçen şehir, 18 Eylül 1101 tarihinde Melik Ahmet Danişment Gazi (Gümüştekin) tarafından yeniden fethedildi. Türkler bu şehre Malatya dediler. Şehir, Selçuklu,Memluklu devirlerini müteakip ,1515 yılında Yavuz Sultan Selim'in komutanı  Sinan Paşa tarafından ,kansız kavgasız Osmanlı devletine katıldı. Malatyalılar yazı Aspuzu'da ve kışı Nefs i Malatya olarak bilinen bugünkü Eskimalatya'da geçirmeye Osmanlı Devrinde de devam etti.Aspuzu, başta Niyazi Mısri ve Necati olmak üzere şairlerin şiirlerine konu olmuştur.Şairin dediği gibi bülbüllerin gülüstanıdır. Osmanlı Devleti'nin Hafız Paşa komutasındaki Ordusu, Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı dolayısıyla, 1838 yılında Malatyalıların yaz evlerinde bulundukları sırada, karargahını Malatya'ya taşıdı. Şehirde kışla bulunmamasından dolayı, ordu Nefs-i Malatya olarak bilinen bugünkü Eskimalatya'daki şehir merkezine yerleşip, 1838-1839 kışını burada geçirdi. Zorunlu olarak 1838-1839 kışını ve takip eden yazı da Aspuzu'da geçiren Malatyalılar, 1839-1840 kışında evlerine dönmek istediğinde, yıkımla karşılaşıp tekrar Aspuzu ve civarındaki yaz evlerine döndüler. Bu tarihten sonra Malatya'nın şehir merkezi Aspuzu olmuştur. Eskimalatya ise resmi kayıtlarda Atik Şehir;halk arasında Aşağı Şehir/Aşşağı şeher olarak anılmıştır.

 Hicri 1258, miladi 1842 yılında Aspuzu'da cami ihtiyacı had safhaya ulaştı. Kazancıoğlu sülalesinden Hocazâde Hacı Yusuf Ağa'nın önayak olmasıyla Malatya halkı Aspuzu Çarşısı’nda cami ve medrese yaptı. Bu caminin kitabesi yakın tarihte bulunarak bugünkü Yeni Cami'nin kuzeydoğu kenarındaki şerefeden yukarısı olmayan minareye monte edilmiştir. Belirttiğimiz kitabede, Hacı Yusuf Efendi'nin ismi Yusuf Bin Mustafa (Mustafa Oğlu Yusuf ) olarak yazılmıştır.   Belgelerde Hâce Camii/Hacı Yusuf Ağa Camii olarak da geçen Hocazade Hacı Yusuf Cami’nin ve günümüzde Belediye İş Merkezi'nin yerinde olan aynı isimli medresenin giderleri, Kazancızade Hacı Yusuf Efendi Vakfı'nca karşılanmıştır.                                                                                   

20 Kasım 1889 tarihinde ve 6 Kasım 1890 tarihinde her ikisinde de 1000'den fazla dükkânın yandığı Malatya Çarşı Yangınları yaşandı. Bu yangınlarda Hacı Yusuf Camii ve Medresesi yandı. Cami, minaresi hariç tahrip oldu. Yangınlarda Yeni Cami'nin doğusunda, günümüzde Vakıf İş Hanı'nın yerinde olan Babü's-Saade Ağası İsmail Ağa Camii ve Medresesi de yandı. Malatya(Aspuzu)'da, belirtilen yangınlardan, sadece 18. Yüzyıldan kalma Söğütlü Cami kurtulmuştur.              

                                      

Malatya, yangınların olduğu tarihte ve sonrasında, Mamuretülaziz Vilayeti'ne bağlı sancak merkezi idi.  Rumi 1307,Hicri 1309,miladi 1891 yılında Malatyalılar, yanan camilerinin ve medreselerinin yeniden yapılması için inşaata başladılar. Bu bağlamda Hacı Yusuf Camii'nin de inşaatı başladı. Belirtilen yıllarda afyon krizi, kuraklık ve çekirge istilasıyla halkın ekonomisi ağır darbe aldığından, Malatya ileri gelenleri ve mahalli yöneticiler, Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit Han'a müracaat ettiler. 2. Abdulhamit Han, Camilerin ve medreselerin yeniden inşası için, özel mülkündeki gelirlerinden yüklü miktarda para gönderdi. Fazladan, Malatyalıların geçmiş yıllardaki vergi borçlarının cami inşaatına yönlendirilmesini de emretti. Malatya ileri gelenleri ve vakıf yetkilileri Yıldız Sarayı ile yazışarak, müceddeden yapılmakta olan Hacı Yusuf Camii’nin adının, Hamidiye Camii olmasını teklif ettiler. Bu teklif Padişah tarafından kabul edildi. 3 Mart 1893 tarihinde Çelikhan -Erkenek fayı kırılıp 7,1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Zelzele, Malatya'yı yıkarak ağır mal ve can kaybına sebep oldu. Literatürde, yazılı ve görsel medyada yaygın olarak belirtilenin aksine Yeni Cami, 1893 depreminden sonra değil, yukarıda belirttiğimiz gibi 1891 de ve yangınlar sonucu tahrip olduğundan, yeniden yapılmaya başlamıştır. Takip eden aylar içinde Malatya'da ağır bir Kolera Salgını yaşanmış; yüzlerce kişi ölmüştür. Üst üste gelen felaketler caminin yapım sürecini uzatmıştır.                                                            

Cami inşaatı için bağış toplanırken Darendeli Ali Seydi Özdemir’in sözlü aktarımına göre kadınlara miras vermeyenlerin, öşür vergisini yatırmayanların ve cenazeye katılanlara, cenaze evinin hayvanlarını kesip düğün yemeği gibi ikramda bulunanların bağışları kabul edilmemiştir. Hamidiye adıyla yapımı süren Cami, Orduzu Yıkılgan Tepe (Yıkıkhan Tepe) 'den getirilen ve düzgün bir şekilde kesilen taşlardan inşa edilmiştir. Minber ustası Arekel Karakızyan'dır. Minare ustaları ise Rum'dur. Hacı Yusuf Camii’nden kalan ve şerefeden yukarısı olmayan minare, yerinde bırakılmıştır. Cami 2 minareli ve merkezden büyük kubbeli,  yanlardan 4 küçük kubbeli, haçvari planlı olarak inşa edilmiştir.                     

                                                                

1909 yılında meydana gelen ve bir kısım tarihçiler tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin bir tertibi olarak kaydedilen, 31 Mart Olayları üzerine 2. Abdülhamid tahttan indirilerek 5. Mehmet Reşat Padişahlığa getirilmiştir. Rumi 1328, miladi 1912 yılında caminin inşaatı, son cemaat yerinin üstünün çatıyla kaplanması kaydıyla tamamlanmıştır. İttihatçıların 2. Abdulhamit karşıtlığı yüzünden caminin "Hamidiye"olan ismi Yeni Cami olarak değiştirilmiştir. Giriş kapısının üstünde Aksoğanoğlu Ailesine mensup bir şair tarafından kaleme alınan kitabesi mevcut olup, bu kitabede, inşaatın Rumi 1307(miladi 1891)yılında başladığı, Rumi 1328(miladi 1912) yılında bittiği kayıtlıdır. 19. Yüzyılda yaşayan Malatyalı Şair Necati’nin Divanında, caminin inşaatının konu edildiği bir şiir yer almış olup, bu şiirde de cami inşaatının hicri 1309 (miladi 1891) yılında başladığı kayıtlıdır.

Son cemaat yeri üstündeki 5 adet kubbe bilahare inşa edilmiştir. Takip eden sürede Hüseyinbey Köprüsü yakınlarındaki, bugünkü Saray Hamamı önündeki kaynaktan su getirilerek caminin kuzey ana kapısı önünde yer alan merdivenlerin sağında, solunda ve merdivene kadar batıda 24 lüleden su akıtılmış, helalara da lülelerle su verilmiştir. Bu bilgi Av. Seyhan Semercioğlu’nun Belediye Başkanlığı günlerinde belediye yönetiminde bulunan Hüsnü Sarımeşeli’nin, Araştırmacı Hasan Demirbağ'a verdiği, görgüye dayalı bir bilgidir. Suyun Kernek istikametinde getirildiğine dair iddialar da vardır. Yeni Cami Medresesi dahi, yukarıda belirtilen yangınlardan sonra, Hicri 1308(1890) yılında, Emir Ahmetzade Osman Efendi, Kirişçizade Hacı Abdullah Efendi ve diğer zatlar tarafından yeniden inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra İlkokula dönüştürülmüştür. 1926 yılında idadi (lise )olarak kullanılan medrese binası, lise şimdiki İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün bulunduğu alandaki eski yerine taşınınca, Fırat İlkokul olarak faaliyete göstermiştir. Medrese binasının 1964 Haziran depreminde yıkılması sonucu Fırat İlkokulu, 29 Kasım 1964 de Fuzuli Caddesi’ne taşınmıştır.   Medrese arsası bilahare 01.12.1964 tarihinde Malatya Belediyesi'nin mülkiyetine geçmiş; arsa üzerinde Belediye İş Hanı yapılmıştır. Medrese binasının avlusunda bulunan yuvarlak taş havuzun bir eşi 1912 yılındaki açılışı sırasında Yeni Cami avlusuna konulan ve günümüzde de mevcut olan taş havuzdur. Medrese avlusundaki havuz, sonraki yıllar bir suiistimalle yerinden uzaklaştırılmış olup, bir ailenin özel mülkü olan evin bahçesinde durmaktadır. Malatya Yeni Cami açıldığı tarih olan 1912 yılından günümüze, dededen toruna halk arasında Hacı Arifler olarak da bilinen Aksoğanoğlu ailesi hamilik yapmış, giderler karşılanmıştır/toplanmıştır. Günümüzdeki cami dernek başkanı da aynı aileden Affan Aksoğan’dır.

Uzun yıllar Yeni Cami'nin ısınması Belediye İş Hanından uzatılan borular sayesinde kaloriferle olmuştur.  Malatya Belediyesi 2012 yılında Yeni Camiye, Belediye İş Hanı'nda uzatılan kalorifer bağlantısını iptal etmiştir.  Daha önceki depremlerde de kısmen zarar gören cami, 24 Ocak 2020 Elazığ -Malatya depreminde ciddi hasar görerek restorasyon süreci başlatılmıştır. 2022 yılında avlusunda yapılan düzenleme ve yapılan imalat, 1977 tarihinde Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından Yeni Cami adıyla tescil edilen mabedi, tarihi kimliğinden önemli ölçüde kopartmıştır. Kadim abdest alma yerleri izah edilemez şekilde örtülmüş, Caminin kuzey taraftaki görünümü tarihi yapıya uyumsuz çelik konstrüksiyon adi mermer kaplama ucubelerle büyük ölçüde kapatılmıştır. Camideki orjinal havuzun çevresine ve avlunun muhtelif yerlerine, Cami dokusuna aykırı aydınlatma direkleri/ elemanları monte edilmeye başlanılmıştır. Medine Mescidinden kopya şemsiye imalatıyla tarihi mekân, yukarıdan da muhasara edilme sürecine girmiştir. Şadırvanın iptali ile avlu altındaki tuvaletlerin havalandırma sistemi de iptal edilmiştir. Yapılması planlanan havalandırma sisteminin avluda yeni bir ucube doğurması muhakkaktır.

Malatya halkı Yeni Cami'nin adını genellikle Teze Cami olarak telaffuz etmekle birlikte, son yıllarda hiçbir belgeye dayanmayan ve resmi kayıtlara her nasılsa giren Hacı Yusuf Taş Camii ismi; Cami'nin, adı Hacı Yusuf, soyadı Taş olan biri tarafından yapıldığı intibaını vermekte, çoğu insan da böyle zannetmektedir. Oysa Yeni Cami'nin yerinde olup yukarıda belirtildiği üzere yanan ilk camiyi inşa ettiren Hacı Yusuf Efendi, soyadı yasasından 84 sene önce, 1850 senesinde Şam’da vefat etmiş olup mezarı da bugün Suriye'nin başkenti olan Şam'dadır.

Not: Bu makale dipnot ve belge resimleriyle bilahare yayımlanacaktır. Cami ile ilgili yanlışların giderilmesinin aciliyetinden dolayı şimdilik dipnotsuz olarak sunulmuştur.

Malatya Kent Konseyi Genel Sekreteri Uzman Tarih Öğretmeni Av. Abdulkadir Artan 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI