DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Hasan Yalçın Karataş
Hasan Yalçın Karataş
Giriş Tarihi : 24-02-2021 11:20

ABD VE NATO ‘ NUN HEDEFİNDEKİ TÜRKİYE

Binlerce yıldır ülkeler, krallıklar, imparatorluklar arasında anlaşmalar yapılmış, bu anlaşmalar uzun süreli ve kısa süreli veya devamlı olmuştur. Anlaşmayı imzalayan yöneticiler, kişiler veya kurumlar kendi ülkelerinin milli menfaatlerini düşünürler, düşünmek zorundadırlar. Düşünmüyorlarsa ya baskı altındadır, ya da mecbur kalmıştır. Eğer imzalamak zorunda olmadığı halde ülkesinin menfaatine olmayan hususları imzalıyorsa, bu kişi ya devşirilmiştir ya da şahsi menfaatleri peşimdedir.

Nato’ nun 7-17 Kasım 2017 tarihleri arasında Norveç’ te yaptığı ‘TRIENT JAVELİN 2017’ isimli tatbikata Türkiye’nin düşman ülke olarak gösterilmesi, dikkatlerin bir kez daha Türkiye-Nato ilişkilerine çevrilmesine neden olmuştur. Zira Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nato’nun simülasyon planlarında düşman olarak gösterilmişti.

Her ne kadar ‘bireysel hata’ diyerek üstü kapatılmaya çalışılsa da, sehven yapıldığı söylense de,  üstü kapatılamaz. Üstü kapatılmaya çalışılsa da bu skandal aslında Türkiye ye verilmiş açık bir göz dağıydı. Kurulduğu günden bu yana ABD egemenliğinde olan Nato, Norveç ‘teki tatbikatta kontrolden çıktı. Düşünülen Sn. Erdoğan’a üstü kapalı mesaj gönderiliyordu. Tatbikatta Recep Tayyip Erdoğan ‘düşmanla işbirliği yapan lider’ Mustafa Kemal Atatürk ise ‘ana hedef’ olarak gösteriliyordu.

Bu ahlaksızca, edepsizce, çirkin hadise tam da Türkiye-Rusya ilişkilerinin zirve yaptığı döneme denk gelmiştir. Dolayısıyla aslında Türkiye sorunun kaynağı Rusya ile s400 anlaşması yapan (sadece s400 değil Kuzey Irak, Kuzey Suriye, Doğu Akdeniz, fetö’nün başarısız darbesini hazmedemeyişleri) Recep Tayyip Erdoğan’la kodlanırken Türkiye’nin hedef alınması da ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile kodlanıyordu.

Bu davranışı Nato ilk defa yapmıyordu. 2002 yılında Amerika nın Nevada Çölünde gerçekleştirilen ‘millenium challenge 2002) tatbikatında da hedef ülke olarak Türkiye gösterilmişti. 250 milyon dolar harcanarak bilgisayar simülasyonu haline getirilen tatbikat, Türkiye ile birlikte tüm Orta Doğu’nun işgalini kapsıyordu.

Neden, Nato veya ABD, Türkiye’nin iç işlerine müdahale etme yetkisini nereden alıyordu, böyle bir yetkisi var mıydı? 

ABD’nin dolaylı olarak Türkiye’nin içişlerine müdahale etme yetkisi var, hem de yasal olarak!... 1947 yılından itibaren Meclis onayından kaçırılan gizli anlaşmalarla Türkiye adeta ABD’nin 51. Eyaleti haline getirilmiştir. Örneğin 1947-1960 yılları arasında ABD ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma sayısı tam 34 e ulaşmıştı, üstelikte bu anlaşmaların hepsi ABD lehine idi.

Türkiye ile ABD arasında yapılan bu anlaşmaların en önemlisi, 5 MART 1959 yılında Ankara da imzalanmış olanıydı. 14 Temmuz 1958 tarihinde Irakta yaşanan askeri darbenin yarattığı korku nedeniyle yapılan anlaşma da Türkiye de meşru hükümete karşı yapılacak bir ihtilal (darbe) teşebbüsü veya iç karışıklığın Amerikan silahlı kuvvetlerinin müdahalesi ile bastırılması kabul edildi. Türkiye de gayrı meşru hükümet var mı ki? darbe yaptıracak başarısız olunursa müdahale edecek veya Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde iç karışıklıklar çıkartacak ardından müdahale edecek. Bu olaylar meydana geldi. Nato ve ABD müdahaleye cesaret edemediler. Hayret ediyorum, inanamıyorum, bir yere koyamıyorum, bu anlaşmaya imzayı atanlar nasıl imza atmışlar. Bu yazıyı okuyanları düşünmeye davet ediyorum.>>DEVAM EDECEK

 

NELER SÖYLENDİ?
@
E-GAZETE
16.04.2021
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Malatya Haber