Siyaset
Giriş Tarihi : 01-04-2021 19:19   Güncelleme : 01-04-2021 19:22

Suikast Konuşuldu

Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun oğlu Furkan Yazıcıoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi değerlendirdi. Yazıcıoğlu, "Bu görüşme, suikast üzerineydi. Orada somut deliller üzerinden bilgilendirmelerde bulundum ve Cumhurbaşkanımıza bu dosyadaki sıkıntılardan, yargılama sürecindeki sıkıntılardan bahsettim" ifadesini kullandı

Suikast Konuşuldu

25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ta düşen helikopterde hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatı ve sonrasında yaşanan gelişmeler vefatın 12'nci yıl dönümünde Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu başta olmak üzere Aile Avukatı Veysel Aşkın ve Dava Arkadaşı Gürdal Demirci’ nin katıldığı Anda Kardeş Vefa Derneği'nin sosyal medya üzerindeki “Muhsin Yazıcıoğlu’nu Anma Ve Dava Süreci” adlı canlı yayınında ele alındı. Yapılan programda oğul Yazıcıoğlu dava süreci için, “Biz daha yolun en başında cenazeleri defnetmeden zorlayıcı bir mücadele vereceğimizi biliyorduk. Mücadeleye başlarken de Muhsin başkanın gösterdiği doğrultuda haktan hakikatten uzaklaşmadan bir adalet arayışı içine girdik. Biz diyoruz ki ilk günden beri ortada bir sorun var bu sorun ilk günlerde ara kurtarmanın aramama kurtarmama yönünde yapıldığına dairdi. Bununla ilgili o süreçte yaşadıklarımız hem de olaydan sonra bize gelen duyumlar üzerineydi. Biz de bunun üzerine başladık önce. İlk soruşturma sürecimiz bu şekilde başlamış oldu. Daha sonrasında belli başlı iddialar oldu. Bizim sorunumuz yargılama sürecindeki soruşturmaların ve mahkemedeki yargılamaların usulüne uygun doğru şekilde yapılmaması. Nedir bu ana soruşturma dosyası dediğimiz dosyamızdan böl parçala dediğimiz yöntemle dosyaların ayrılarak bir suikast yargılaması olarak yapılmayıp basit adi hırsızlık görevi kötüye kullanma gibi yargılamaların yapılmasıydı. 12 yıldır bizim tıkandığımız nokta bu. Daha da vahimi iki seferdir bizim dosyamız kapatmayla karşı karşıya geldi. Tabi biz avukatlarımız üzerinden hukuk yolunu zorlayarak bu iki defa kapatmayı tekrar açtık. Şuan 3. bir kapatmayla karşı karşıya kalmazsak eğer 3. bir soruşturmamız devam ediyor. Yine burada görünen asıl suçlar eylemin dışına çıkılarak yine kenarından dolanarak adeta aldatma yoluna gidiliyor. Biz bunu da ret ediyoruz. Biz diyoruz ki yine bir kısım şüpheliler üzerinden değil dosya kapsamında girmiş tüm şüpheliler üzerinden dosya dava açılsın. Ana soruşturma dosyamız açılsın bu örgütlü bir yapının yaptığı aşikar olan davanın suikast üzerinden görülmesi yönünden bir dava açılsın talebimiz var.  Geçtiğimiz günlerde 12 yıl sonra ilk defa cumhurbaşkanı ile bir temasımız oldu bir diyaloğumuz oldu. Bu görüşme tabi suikast üzerineydi orada gerekli somut deliller üzerinden bilgilendirmelerde bulundum. Cumhurbaşkanımıza bu dosyadaki sıkıntılardan, yargılama sürecindeki sıkıntılardan bahsettim.  Umut ediyorum ki bu 12 sene sonraki ilk temas bir milat olacaktır. Çünkü bizim avukatlarımız ve ailelerimizin dışında Türk milletinin böyle bir beklentisi var. Bu Türk milletinin üzerine bir yara. Muhsin Yazıcıoğlu’nun katillerinin bulunamaması bulunduğu zamanda yargılanmalarının yetersiz yapılması Türk milletinde yara ve şüpheye mahal veriyor bu şüphelerinde kalkması adına bu yükün hem devletin hem de bizim üzerimizden kalması adına cumhurbaşkanımıza bir talepte bulunduk. Taleplerimizde tabi ki adil yargılama ve adalet üzerine oldu. Devletin Muhsin Yazıcıoğlu’na olan borcunu ödemediğini Muhsin başkanın devlete ve kurumlarına ne kadar hassas olduğunu ama maalesef bu hassasiyetin Muhsin başkana göstermediğini ifade ettim. Bizim meselemiz şu biz burada şahıslara takılmıyoruz burada bir bütün var bu bütünü ifade etmeye çalışıyoruz. Diyoruz ki burada topyekun bir çalışma yapılmış. Yani bu kurumlar belki tek başına özelinde bir hata kusur işleyebilirler ama topyekun bütün kurumların birbirleriyle bağlantılı olarak beraber bunları işlemesi işin doğasına aykırı burada ciddi bir planlı engellemenin karartmanın olduğu aşikar bunlar dile getirildi. Önümüzdeki süreçte bizim taleplerimizin ne kadar yerine getirilip getirilmediği veya dava sürecinin ne kadar ilerleyip ilerlemediği üzerine bir değerlendirmeyi hepimiz Türk milleti, sizler, ben yapacağız. Muhsin Yazıcıoğlu  her şeyden önce lekesiz önü arkası görünen cam gibi olan bir insandı. Bu belki ülke üzerin planlar yapan bu yapıların önündeki en büyük engeldi. Çünkü benim nazarımda Muhsin Yazıcıoğlu her şeyden önce ülkenin bölünmez bütünlüğünün bir sigortasıydı yani en büyük engeldi. Çünkü Muhsin Yazıcıoğlu problemleri erkenden görebilen planları erkenden okuyabilen ve bununla ilgili hızlı aksiyon alabilen bir liderdi. Ben bunun Türk siyasetinde başka örneğini görmedim. Tabi baktığımız zaman Muhsin Yazıcıoğlu oy oranıyla ilişkilendirilemeyecek kadar devlette millette kendi ifadesiyle de derin millet karşılığında bir ağırlığı olan insandı.  Onun niçin ben Muhsin Yazıcıoğlu’nun suikastının değerlendirmesini bu çizgide yapılmasını kıymetli görüyorum. Her şeyden önce bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü bu çağda bu dönemde koruyabilen belki tek liderdi siyasetteki. Ben defalarca yapılan suikast girişiminin sebebi olarak bunu görüyüm.” ifadelerine yer verdi.  

“NEFESİMİZİN YETTİĞİ ANA KADAR BU İŞİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Avukat Aşkın ise, “Muhsin Yazıcıoğlu doyası sadece bizim ailemizin değil Yazıcıoğlu davasının aydınlatılması faillerin gerekli cezaya çaptırılması bu ülkenin bağımsızlık ölçüsüdür. Eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağımsızsa bu suikast bütün uzantıları ile beraber aydınlatılır. Bu davamızda yeni bir takım deliller var önümüzdeki günlerde muhtemeldir ki o dönemlerde olay günü resmi kayıtlar üzerinden çok daha erken saatlerde helikopterin düştüğü yerin nokta olarak bilindiğine dair yeni delilerin dosyaya gireceğine ümit ediyoruz.  Yine bir sürü şey var olay ile ilgili Kayseri İl Özel İdare Müdürü diyor ki ‘vali benim yanımda bölge komutanını aradı saat 5 civarı oraya bir helikopter gönderdik ama helikopter olay yerine yakın mesafede kırıma uğradı’. Sonra valiye soruyoruz öyle bir şey yok diyor bu şekilde garip bir şeyler var. Yine helikopterden parça sökenlerin başında Davut Uçun diye bir yarbay var bu Marmaris’te cumhurbaşkanına suikast timinde yakalandı bu Göksun’daki adi hırsızlıktan yargılandıkları davaların bir duruşmasında diyor ki “Bu bir suikasttır. Ben adi hırsızlıktan yargılanmaktan utanıyorum bu bir suikasttır.” Yarın öbür gün benzeri satır aralarında bizim ulaşabileceğimiz delillerin önünü açabilecek başka ifadelerinde olabileceğine inanıyorum. Kim ne derse desin sonuç ne olursa olsun biz gücümüz nefesimizin yettiği ana kadar bu işin takipçisi olacağız.” şeklinde konuştu.

Hanife Yiğit