Spor
Giriş Tarihi : 12-04-2012 11:51   Güncelleme : 12-04-2012 11:51

Spor, Siddet ve Medya paneli düzenlendi

Malatyali Spor Yazarlari tarafindan gerçeklestirilen panele, teknik direktör Ziya Dogan, Süper Lig eski hakemi ve spor yorumcusu Selçuk Dereli ile TRT spor programcisi Erdogan Arikan konusmaci olarak katildi

Spor, Siddet ve Medya paneli düzenlendi

Malatyali Spor Yazarlari tarafindan gerçeklestirilen panele, teknik direktör Ziya Dogan, Süper Lig eski hakemi ve spor yorumcusu Selçuk Dereli ile TRT spor programcisi Erdogan Arikan konusmaci olarak katildi.

Malatya Belediye Konferans Salonu’nda gerçeklestirilen paneli Malatya Belediye Baskan Yardimcisi ve Yeni Malatyaspor Kulüp Baskani Ertan Mumcu, Üst Klasman (Süper Lig) hakemi Suat Arslanboga, Malatyaspor Eski yöneticilerinden Ali Cengiz, eski hakem Dursun Cumali Sucu, Malatya Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (MASKF) Baskani Seyfullah Özdemir, TÜFAD Malatya Subesi 2. Baskani Muharrem Zeyno, Inönü Üniversitesi Turgut Özal Tip Merkezi Karaciger Nakli Ekibi Baskani Prof. Dr. Sezai Yilmaz, spor taban birlikleri temsilcileri, antrenörler ve sporcular izledi.

Malatya Belediye Baskan Yardimcisi ve Yeni Malatyaspor Kulüp Baskani Ertan Mumcu, futbolun sevgi ve sefkate ihtiyacinin olduguna isaret ederek, “Futbol bir fenomen, futbol hakikaten kitleler açisindan seyir zevki çok yüksek, dünyada oldugu gibi ülkemizde de çok enteresan bir spor bransi. Özellikle ülkemizin son bir yil içerisinde futbolda içinden geçtigi su dönemde, çok anlamli bir panel olduguna inaniyorum. Futbolun sevgiye, sefkate, merhamete ihtiyaci vardir. Futbolu seviyorsak, futbolu kucaklamamiz gerekiyor. Onu aslinda bir çocuk gibi büyütüp bezlemeliyiz. Zira son yillarda ülkemizde, ilimizde pes pese gelen basarisizliklar, futboldan bir kopma, futbola bir negatif bakis açisi gelismeye basladi” dedi.

Panelde spor ve siddet konusunda görüslerini bildiren teknik direktör Ziya Dogan, “Medyanin siddeti yapanlari zaman zaman gündeme getirmesi; teknik adamlardan futbolcusuna kadar herkesin sorumlulugu var. Bunlar hep bizim zamanimizda yapmis oldugumuz hatalardan kaynaklandi ve bugün önlenemez bir hal aldi. Ama çikan yasalar uygulanirsa, Avrupa’da seyrettigimiz takimlar gibi çok rahatlikla bilinçli bir seyirci olusur. Avrupa’da futbolun üst seviyesindeki ülkeler seviyesine gelmemiz için yasalari mutlaka uygulamamiz gerekiyor. Basta medya egitici rolünü çok iyi oynarsa, spor adamlari ve yöneticiler de hep beraber birlikte hareket edersek, bilinçli insanlari tribüne çekip, bilinçsizleri yasalarla disarida tutarsak, o zaman çok rahatlikla maçlara gidip, seyredebilir” ifadelerini kullandi.

Eski hakem ve spor yorumcusu Selçuk Dereli ise, sporda iyi ve kötünün ayrilmasi için ceza ve ödül kavraminin uygulanmasi gerektigine dikkat çekerek, sunlari söyledi: “Hassas günler geçiriyoruz ama bu sürecin olumsuzluga götürmesindeki önemli neden ‘sporda siddet’ yasasinin uygulanabilirligi ile ilgili sikintilardan kaynaklaniyor. Yani maalesef bir önceki siddet yasasinda Il Spor Güvenlik Kurullari’nin yetkileri çok fazla olmasina ragmen uygulanmasinda yasanan o sikintilar, bir nebze bu sikintilarin sebebi olmasa da, bir yol açmis olabilir. O yüzden bu hassas süreci atlattiktan sonra mutlaka “sporda siddet” yasasinin tekrar ele alinmasi gerekiyor. Hata yapan varsa, onun cezayi çekmesi gerekir. Iyi yapan varsa da, onun ödül almasi gerekir. Bununla iyi ve kötüyü ayirt edebiliriz.”

 

“Gerilimin hiç kimseye faydasi yok”

Dereli, gerilimin ve siddetin kimseye bir fayda saglamadigini vurgulayarak, “Avrupa’da birçok sahada maç yönettim. Dünya’da irkçiligin olmadigi belki de Avrupa’da tek ülke Türkiye’dir. Ben Türkiye’de irkçi tezahüratlar yapan bir taraftar toplulugu görmedim. En kiran kirana oynanan maçlarda, en siddetli maçlarda bile görmedim. O anlamda taraftarlarimizin hakkini da bu konuda teslim etmek gerekir. Çünkü bugün UEFA’nin ve Avrupa futbolunun en önemli sorunu; irkçiliktir. Ve bununla ilgili çesitli yaptirimlar ve tedbirler alinmistir. Türkiye’de sporda siddete sürükleyen nedenlerin basinda yöneticilerin bazilarinin yapmis oldugu davranislar, toplumu son derece olumsuz yönde geriyor. Trabzonspor-Fenerbahçe maçindan önce kulüp yöneticilerinin birbirleri hakkinda açiklamalar ve yaptiklari söylemler, o maçi nerelere getirdi. Hepimiz sahaya atilan maddeleri, oyunun gerginligini gördük. Gerilimin hiç kimseye faydasi yok. Kavga etmeden tartisabilmeyi, karsimizdaki insanin fikirlerini dinleyebilmeyi bir erdem olarak görmemiz gerekir. Yani ‘ben her seyin iyisini bilirim’ dememeliyiz. Ben hakemligi biraktim halen yeni seyler ögreniyorum” seklinde konustu.

 

“Türkiye’de profesyonel yöneticilik yok”

Türkiye’de profesyonel yöneticiligin olmadigini savunan Dereli, “Futbol endüstrisinin ve ekonomisinin gelmis oldugu boyutlarin maalesef kulüpler bünyesinde bakildiginda Türkiye’de profesyonel yöneticilik yok. Herhangi bir kulüpte ben bunu görmedim. Derneklerle yönetiliyor. Bu yapinin da degismesi lazim” görüsünde bulundu.

TRT spor programcisi Erdogan Arikan da, panelin medya ile ilgili olan bölümünü degerlendirdi. Arikan, Malatya Spor Yazarlari Dernegi’ni yaptigi çalismadan dolayi kutlayarak, “Günümüz Türkiye Spor Yazarlar Dernegi (TSYD), o kentin takimi biraz gerilemisse maalesef uzak duruyor herhalde. Bende TSYD üyesiyim. Kendi açimizdan bakmamiz gereken bir konu diye düsünüyorum” dedi.

 

“Bunu yapmayacaksiniz”

Kanunlarin uygulanabilmesi için herkesin duyarli olmasi gerektiginin altini çizen Arikan, “Önemli olan bu kanunlari uygulayabilmek. Önemli olan ise kararlilikla gidebilmek. Örnegin bir taraftar sahaya atliyor, emniyet müdahale ediyor, o emniyetin elinden o taraftari ilk alan kiside ya bir yönetici ya da futbolcular oluyor. Bunu yapmayacaksiniz. Bir defa bunun uygulanabilir bir sey oldugunu düsünüyorsaniz ve de uygulanmasini istiyorsaniz, hep birlikte buna karsi çikacagiz. Hep birlikte tribündekilerde buna karsi çikacak” ifadelerini kullandi.

Arikan, gelecek nesillerin en iyi sekilde yetistirilmesi gerektigini kaydederek, “Yillardir futbolu takip ediyoruz. Gördügümüz su, zor bir ülkede yasiyoruz. Gelisen bir ülkede yasiyoruz. Bir takim seyler için acele ediyoruz. Dünya ile kendimizi kiyaslamayi seviyoruz. Ama dünyayi yakalamak o kadar kolay degil. Nesillerin degismesi gerekiyor. Önemli olan da nesiller degisirken, biz bu nesilleri dogru yetistirebiliyor muyuz? Artik onlara yenidünyanin gerektirdigi egitimleri verebiliyor muyuz? Ve onlari yeterince hazirlayabiliyor muyuz? Sorun birazda burada gibi geliyor” diye konustu.

 

“Medya hep kendisini izlettirebilmek için çalisiyor”

Medya’nin kendisini yenilenesi gerektigini ifade eden Arikan, “Medyanin egitici yönünden önce dogru bakis açisini yakalamasi lazim. Bence egitim birincisi ailede, ikincisi de okullarimizda olur. Bunun disinda medyadan bir egitim görevi beklemek ve o sorumlulugu beklemek özellikle bu ekonomik ortamda çokta dogru degil. Çünkü medya hep kendisini izlettirebilmek için çalisiyor. Buna TRT’de dahil. Bizlerinde izlenme kaygisi var ve bizimde izlenme kaygimiz olmali. Ben buna yürekten katiliyorum. TRT, en iyi yayinlari yapan kurulus. En zararsiz yayinlari yapan kurulus. O zaman yayinlari izlettirebilmek içinde bir takim çareler düsünmeli. Dolayisiyla TRT’nin de izlenme kaygisi olmali. Ama medyanin öncelikli olarak kendisini yenilemesi lazim” dedi.