Siyaset
Giriş Tarihi : 01-01-2022 17:49   Güncelleme : 01-01-2022 17:49

SP Yeni Üye Katılımlı Aralık Ayı İl Divan Toplantısını Gerçekleştirdi

Saadet Partisi Malatya İl Başkanlığı Aralık Ayı İl Divan Toplantısını Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın katılımlarıyla gerçekleştirdi. Toplantı sonrası partiye yeni katılan üyelere rozetleri takdim edildi. 

SP Yeni Üye Katılımlı Aralık Ayı İl Divan Toplantısını Gerçekleştirdi

Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın katılımlarıyla Saadet Partisi (SP) Malatya İl Başkanlığı Aralık Ayı İl Divan Toplantısını yaptı. Partiye yeni katılan üyelerin rozetlerinin de takdim edildiği aylık olarak İlçe çalışmalarının, birim çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda İl Başkanı Mustafa Canbay açıklamasında: “Yeni yıl demek, yeni umutlar ve yeni başlangıçlar demek. Türkiye’nin, 2022’nin başlangıcı ile birlikte yeni umutlara ve yeni başlangıçlara ihtiyacı var. Türkiye’nin umuda, güvene, huzura ve neşeye ihtiyacı var. 2022, değişim yılı olmalıdır! Adaletsizliğin, Yolsuzluğun, Yoksulluğun, Kutuplaştırmanın, İşsizliğin, İsrafın, iktidarını geride bırakacak; Adaletin, Ahlakın, Liyakatin, Üretimin, İstihdamın, Paylaşımın, birlikteliğini iktidarını hep birlikte kuracağız. 2021’in son saatlerini doğalgaz, elektrik ve akaryakıta gelen kallavi zam haberleri ile kapattık, yeni yılın ilk gününe de yeni zamlarla uyandık. Bir kez daha anlaşıldı ki; 2022’nin “hoş gelmesi”, ancak bu iktidarın “güle güle gitmesi” ile mümkün olacak! 2021 yılı ile ülkemizde; Yalan siyasetin, talan ziyafetin, Faiz bağımlısı düzenin, tüketime dayalı ekonomik sistemin, kutuplaştıran siyasetin, enflasyon mağduriyetinin, dinmeyen zam yağmurunun artık bitmesi gerekiyor. 2022 yılı Türkiye’nin değişim yılı olacak. Saadet iktidarını hep birlikte kuracağız. İnsanımızı özlediğimiz refah toplumuna taşıyacağız.” ifadelerine yer verdi.

“BİZ ARTIK EKONOMİDE BİR KRİZİ DEĞİL EKONOMİDE ARTIK BİZ, BUHRAN DÖNEMİNİ YAŞIYORUZ”

SP Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman ise, “Bir yılı daha geride bırakmış olduk. 2021 yılı içerisinde de 52 yıllık siyasi mazimizi ortaya koyan, faizsiz bir düzen için önce ahlak ve maneviyata dayalı uydu bir ülke olmayan lider bir Türkiye'mizi yeniden büyük Türkiye yapmak için çalışmış olduk.  Bütün siyasi partiler bizimle fotoğraf vermek için sıraya girmiş vaziyetteler. Saadet Partisi 52 yıllık siyasi hayatında kandırılmamış ve bu milleti de asla aldatmamış yegane siyasi partidir.  Türkiye'nin her alanda çok ciddi kan kaybediyor, ciddi sorun ve problemlerle karşı karşıyayız.  Bugün ekonomi başta olmak üzere, eğitimde, dış politika, özellikle sosyal hayatımızda çok ciddi sıkıntılarla karşı karşı olduğumuzu görüyoruz. 2022 yılına girmeden hükümetin bir yılbaşı hediyesi olarak elektriğe, doğalgaza yakıtlara yapmış olduğu zamlar insanlarımıza yılbaşı hediyesi olarak iktidarın takdimidir. Bakın bir şey söylüyorlardı, ‘Nisan marttan iyi olacak mart şubattan iyi olacak şubatta ocaktan iyi olacak’ diyorlardı. Ama ülkeyi getirdikleri ortamda o ki ocağı göremeden bile ocak aralıktan kötü şubat ocaktan kötü ve martta şubattan kötü bir hale açık bir şekilde getirecekler. Niçin? Çünkü 2022 yılı bütçesinde ortaya koydukları bütçe açığını kapatmak için bütün kalemlere her geçen gün daha zamlar yapacaklar. Bu gece itibariyle yapılan zamlar aslında 2022 yılı için hükümetin insanımıza ve milletimize neyi vaat ettiğini açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.  Biz artık ekonomide bir krizi değil ekonomide artık biz, buhran dönemini yaşıyoruz. Bu krizleri yaşarken gelip diyorlar ki ‘aslında ekonomimiz çok iyiydi ama bir pandemi dönemini yaşıyoruz, dolayısıyla pandemiden bütün dünya ülkeleri etkilendiği gibi bizde pandemiden etkileniyoruz’ diyorlar. Bunu söyleyerek sorunu çözme iradesi değil sadece sorunu örtbas etme iradesini ortaya koyuyorlar. Açıkça söylüyorum Türkiye 20 yıldır, pandemi dönemini yaşıyor. Türkiye 20 yıldır, ekonomide, dış politikada, sağlıkta, eğitimde, toplumsal yapımızda yıllar yılı bir pandemi dönemini yaşıyor.  2000’li yılların başında ülkemizde nüfusun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 34’üne sahipken, bugün nüfusun yüzde 1’i toplam servetin yüzde 60’ına sahip hale geldiyse, bu ülkede 20 yıldır sürdürülen ekonomi politikalarının faizci ve kapitalist bir anlayışa göre yürütüldüğünü açık bir şekilde gösterir. Ülkede 20 yıldır sürdürdükleri model, zengini daha da zenginleştiren yoksulu daha da yoksullaştıran bir ekonomi modelinden başkası değildir. 1986 yılından 2004 yılına kadar yapılan özelleştirmelerin toplam tutarı 8 milyar dolardır. Ancak son 14 yılda yapılan özelleştirmelerin tutarı 62 milyar doların üzerine çıkmış vaziyettedir. Ülkemizdeki bütün fabrikaları haraç mezat özeleştirme adı altında peşkeş çektiler, ülkemizde üretime dayalı bütün altyapıları ortadan kaldırdılar ve Türkiye’yi yıllar yılı her geçen gün dışarıya bağımlı ve dışarıya borçlu hale getirdiler. Bugün bunun enkazını hep beraber yaşıyoruz. Çünkü bugün işlettikleri faizci kapitalist modelin insanlarımıza acı reçeteden başka sunacağı hiçbir şey yoktur. Siz faizle uğraşırsanız, bu ülkede sadece belirli elit zümrenin refahı ve mutluluğu için çalışırsanız, bu ülkede insanlara yoksulluğu, sefaleti dayatmaktan başka bir anlam ifade etmez. Özelleştirmeyi sert sözlerle eleştiren Karaduman,  Miras yediler Kars Sarıkamış'ta bulunan ayakkabı fabrikasını özelleştirdiler.  Bir çok fabrikayı özelleştirdikleri gibi Türkiye'yi tamamen tüketime dayalı ekonomi anlayışıyla yönetmeye çalıştılar. Türkiye'de fabrikaları özellikle kapatırken,  üretim adına  hiç bir şey yapmazken bir takım projelerle yap işlet devret modeli üzerinde birtakım yatırımları, ülkenin son derece büyük kazanımlarıymış gibi takdim etmeye çalışıyorlar. Biz parti olarak ülkeye çakılan her çivi için dua ederiz ancak hizmet adı altında insanların vergilerini, alın terlerini  götürüp belirli kişilere peşkeş çekerseniz buna asla müsaade etmeyiz.  Özellikle ülkemizde tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdiler. Bugün insanlar sütlü hayvanlarını kesime götürüyor.  Artık hayvancılığı herkes terk etme yoluna gidiyor. 2020 yılında ülkemizde bir milyondan fazla insan çiftçilik yaparken bugün bu sayısı 500 bine düşmüş vaziyette.  2000'li yılların başında bir ton buğday satan çiftçi 22 çeyrek altın alırken, bugün 2 çeyrek alabiliyor.  Nereye gitti 20 çeyrek altın, faize ranta ve yanlış yatırımlara emekleri heba ettiler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa samanı ithal ettik. Biz iktidara gelirsek Allah’ın izniyle faizsiz bir düzeni kuracağımızın sözünü veriyoruz bu millete ve bu bizim boyun borcumuzdur. Siz ülkede üretimi bitirirseniz istihdam alanlarını bitirirseniz ülkeyi tamamen dışarıya bağımlı hale getirirseniz bütün ithalat kalemlerini dolar üzerinden yaparsanız dolayısıyla ülkede dövizin yükselmesine çare bulamazsınız. Geçici olarak bir takım şeyler yapıldı bunun kalıcı bir çözüm olmadığını aklı başındaki bütün vatandaşlarımız görüyor.   Sözün başında ifade ettiğim gibi Türkiye’de 20 yıldır bir pandemi dönemi yaşanıyor ve bu pandemiden kurtulmak için ihtiyacımız olan tek aşı Allah’ın izniyle milli görüş aşışından başkası değildir.” şeklinde konuştu.

Hanife Yiğit