Sağlık
Giriş Tarihi : 30-10-2017 14:05   Güncelleme : 30-10-2017 14:05

Sedef Yalnizca Cilt Hastaligi Degildir

Kronik seyirli olan, genellikle yasam boyu devam eden, deride kizarti ve kepeklenmeye sebep olan sedef hastaligi yalnizca deriyle sinirli kalmayip bir takim sistemik belirtilere de yol açiyor. 29 Ekim Dünya Psoriasis (Sedef Hastaligi) Günü nedeniyle görüs bildiren Psoriasis Dernegi Baskani Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer Türkiye'de yaklasik 1 milyon sedef hastasi oldugunu belirtti

Sedef Yalnizca Cilt Hastaligi Degildir

Sedef hastaliginin deride kirmizi renkli lekeler ve hastaliga ismini veren sedef renginde kepeklenmelerle kolay tani koyulan bir hastalik oldugunu belirten Psoriasis Dernegi Baskani Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, bu belirtilerin tani için yeterli olmadigi durumlarda da biyopsi ile teshis koyabilecegini söyledi. Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, sedef hastaliginin yayginligi konusunda su bilgileri verdi: “Genel kani, sedef hastaliginin dünyadaki prevalansinin yüzde 1,5 ila 3 arasinda oldugu seklindedir. Yani her 100 kisiden 1 ila 3'ü sedef hastasi diyebiliriz. Türkiye'de yapilmis tek çalismaya göre ülkemizde sedef hastaliginin görülme sikligi yüzde 1,3. Yani Türkiye'de her 100 kisiden 1,3'ü sedef hastasi. Türkiye'nin nüfusunun 70 milyon oldugunu düsünecek olursak %1 bile kabul etsek en az 700 bin ile 1 milyon arasi sedef hastasi oldugunu söyleyebiliriz. Neyse ki bu hastalarin %75 ila %80'i hafif derecede sedef hastasi. Yani sadece dizlerinde, dirseklerinde küçük döküntüler var ve bunlar hastalarin yasam kalitesini etkilemiyor. Hastalik siddetlendikçe hastanin yasamini hem fiziksel olarak hem ruhsal olarak daha fazla etkilemeye basliyor.”

 SEDEF HASTALIGININ PEK ÇOK ÇESIDI VAR

Sedef hastaliginin farkli belirtilerle seyreden farkli türleri oldugunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer su bilgileri verdi: “Birincisi, yukarida belirtilerini siraladigim klasik sedef hastaligi var. Bu tür, deride kizarti ve kepeklenmelerle seyreder. Bunun yaninda iltihapli sedef hastaligi vardir; bu da iltihapli sivilcelerle seyreder. Ayrica bütün deriyi tutan ve saglam deri kalmayana dek yayilan sedef hastaligi türleri de var. Bunlara ek olarak, eklem tutulumuna ve iltihapli eklem romatizmasina yol açan sedef hastaligi vakalarini ayri bir kategori olarak sayabiliriz.”

 SEDEF HASTALARI DIYABET VE HIPERTANSIYONA DAHA YATKIN

Sedef hastaliginin genellikle metabolik sendromla beraber seyrettigini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer sunlari söyledi: “Obezite, özellikle karin bölgesinde asiri yaglanma olarak tanimladigimiz abdominal obezite, yüksek kolesterol, kolesterol dengesinde bozukluk, diyabet ve hipertansiyon gibi hastaliklarin bir arada görülmesini metabolik sendrom olarak adlandiriyoruz. Bu hastaliklara ve dolayisiyla metabolik sendroma sedef hastalarinda daha sik rastliyoruz. Bu nedenle, bu belirtileri tasiyan sedef hastalari, sedef hastasi olmayan nüfusa göre daha kisa yasam süresine sahip olabiliyor. O yüzden sedef yalniz deri hastaligi degil, bütün sistemi etkileyebilen bir hastaliktir diyoruz. Bu sistemi etkilemesinin en önemli nedeni de vücutta sebep oldugu inflamasyon yani yangidir.”

 SEDEF HASTALIGINDA GENETIK YATKINLIK ÖNEMLI

Belirli doku gruplarini tasiyan kisilerde sedef hastaliginin görülme sikliginin daha oldugunu ileten Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer söyle devam etti: “Genetik yatkinlik çok önemli bir faktördür. Anne veya babada sedef hastaligi varsa, çocuklarda da görülme ihtimali artiyor. Sedef hastaligi riskini artiran çok önemli 2 faktör var: Bunlardan bir tanesi abdominal obezite, yani karin bölgesinde fazla yaglanma; digeri ise sigara. Bunlarin yani sira stres de sedef hastaligini tetikleyen etkenlerden biridir. Hastalik genelde stres sonrasinda baslar. Ayrica asiri günes, özellikle çocuklarda bogazda bulunan bakterileri ve bazi ilaçlar sedef hastaligini tetikleyebilir.” Sedef hastaliginin en fazla 10'lu, 20'li yaslarda görüldügünü belirten Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer “Daha sonra en yaygin olarak 40'li yaslarda ortaya çikar ancak genel olarak yeni dogandan 90 yasina kadar görülme olasiligi vardir.” Dedi. Sedef hastaliginin yasam kalitesini önemli derecede bozdugunu vurgulayan Prof. Dr. Gürer, su bilgileri verdi: “Yapilan çalismalarda psoriasisin hastalarin yasam kalitesinde yarattigi düsüsün kronik böbrek hastaligi, KOAH hatta kanser gibi pek çok kronik hastalikla boy ölçüsecek derecede yüksek oldugu ortaya koyuluyor. Hastalar, döküntüler görünmesin diye hep kapali giyiniyor, topluma karismiyor, çekingen davraniyor ve isgücüne katilmakta güçlük çekiyor. Gündüzleri yatiyor, geceleri uyanik kaliyorlar. Isten çikarilma, ise gidememe gibi sorunlar yasiyor, sosyal yasamlarini kuramiyorlar. Es bulamayanlar ya da eslerinden ayrilanlar oluyor. Bunun yaninda kasinti hissi ve fiziksel sikayetlere neden oluyor, hastalarin bazen merdiven çikamama, yolda yürüyememe gibi sikayetleri oluyor. Bu nedenle yasam kalitesini ileri derecede bozan bir hastaliktir sedef hastaligi.

 “ALTERNATIF TEDAVI” VAATLERINE ITIBAR EDILMEMELI

Sedef hastalarinin tedavisinin mutlaka dermatologlar tarafindan yapilmasi gerektiginin altini çizen Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, alternatif tedavi vaadinde bulunanlar konusunda uyardi: “Basinda veya televizyonda gördügümüz bazi umut tacirleri var. “Alternatif tedavi” dedikleri bazi bilim disi yöntemlerle psoriasisi tedavi edeceklerini iddia ediyorlar. Bunlara asla itibar edilmemelidir. Tedavi olmanin yolu dermatologa gidip uygun tedaviye baslamaktir. Hafif sedef hastalarini biz disardan kremlerle, pomatlarla tedavi etmeyi tercih ediyoruz. Kortizonlu pomadlar ve D vitamini preparatlari kullaniyoruz. Ama hastalik siddetlendikçe bagisiklik sistemini düzenleyen ilaçlarimizla hastaligi kontrol etmeye çalisiyoruz. 2000'li yillardan itibaren biyolojik ilaçlar dedigimiz birtakim ilaçlar kullanilmaya baslandi. Az önce söyledigim bagisiklik sistemi düzenleyen ilaçlarla kontrol edemedigimiz hastalari da biyolojik ilaçlarla kontrol edip, minimal lezyonla ya da lezyonsuz olarak yasamlarini sürdürebilecek sekilde takip ediyoruz.