Genel
Giriş Tarihi : 06-05-2020 14:42   Güncelleme : 06-05-2020 14:42

Ramazanda Yediğimize Dikkat!

Ramazan Ayının ortalarına geldik ama iftar sonrası şişkinlik ve sahurda yaşanan mide yanmaları rahatsız etmeye devam ediyor. İftarda ve sahurda beslenme ile ilgili uzmanların tavsiyeleri ışık tutar nitelikte

Ramazanda Yediğimize Dikkat!
Ramazan Ayının ortalarına geldik ama iftar sonrası şişkinlik ve sahurda yaşanan mide yanmaları rahatsız etmeye devam ediyor. İftarda ve sahurda beslenme ile ilgili uzmanların tavsiyeleri ışık tutar nitelikte İftarı açtığımız esnada ilk olarak bir bardak sudan fazla içilmemesi gerektiği uyarısı uzmanlar tarafından yapılıyor. Birden fazla suyun besin almadan boş midede olmasının mide hacminin genişlemesine neden olduğunu aktaran Uzmanlar şu uyarılarda bulundu;” Uzun süre aç kalınarak ve bunun yanında da susuzluğun oluşmasıyla iftarda 1 su bardağının üstünde su içilerek mide hacminin genişlemesi sorunu için Orucunuzu ilk olarak fazla miktarda su içerek örneğin 1 su bardağının üstünde suyla açmayınız. Çünkü mide hacminiz genişleyecektir. Ayrıca fazla yemek yemeyi önleyecektir. Bütün gün boyunca aç kalındığı için zaten kan şekeriniz düşüyor ve vücudun ihtiyacı olan proteini, karbonhidratı, vitamin ve mineralleri alamamış oluyorsunuz. Bunun yerine, orucunuzu 1 fincan suyla açınız ve yemekleri tüketirken birkaç lokmada bir suyunuzu tüketiniz. İFTARI ÇORBA İLE AÇIN İftarda mutlaka hafif bir çorbanız bulunmalıdır.15-16 saatlik bir açlığın üzerine biranda yağlı, ağır yemeklerle başlamak mideyi yoracaktır. İftara başlarken 1-2 kepçe hafif çorbayla başlanmalı,5-10 dakika sonra ise ana yemeğe geçilmelidir. Ana yemekler ağır olmamalıdır. Sebze yemeğinde 5-6 kaşık; etten ise en fazla 3 köfte kadar yiyebilirsiniz. Kızartma ve aşırı yağlı yemekler yerine fırında, haşlama veya ızgara tercih edebilirsiniz. Yemekten sonra şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyvenin tercih edilmesi sizin için daha sağlıklıdır. Ayrıca tatlı veya meyveyi yemeğin ardından hemen yemekte doğru değildir. Ortama 2-3 saat geçtikten sonra yenilmelidir. Salatalarda da aşırı soslardan kaçının. YEMEĞİ ÇOK FAZLA ÇİĞNEYİN Hızlı ve çabuk yenen yemeklerde kan şekeri aniden yükselir ve aniden de düşüşe neden olabilir. Halsizlik, yorgunluk, hazımsızlık yapabilir. Üstelik beyine tokluk hissi gitmediği için doyma hissi oluşmaz. Karbonhidratlar yeteri kadar emilemez. Karbonhidratların emilimi ağızda tükürük bezinden salgılanan pityalin içindeki amilazla başlar. Besinler ağızda yeteri kadar kalamadan direk mideye giderse hem hazımsızlık hem de kilo yapabilir. Yemek yerken biranda yüklenmeyin. Çiğneme süresini uzatın. Yemek esnasında az miktarlarda ama sık sık su içiniz. Sofrada sohbet ediniz. Yeme süresini uzatarak 20 dakikaya ulaşıldığında beyinde tokluk merkezi devreye girecektir. Yemekten hemen sonra veya yemekle birlikte tüketilen şerbetli tatlıların sağlığa oldukça zararlı etkileri vardır. Tatlı ne durumda alınırsa alınsın sizlerin kan şekerini ani yükselttiği gibi ani olarak ta düşürür. Bu nedenle vücutta bir yorgunluk, uyku hali oluşur. Ani kan şekeri düşüşü vücudun dengesini bozar. Bağışıklık sistemine bile zarar verir. Ayrıca insülin hormonunun fazla salgılanmasına yol açar. Bu fazla salgıda pankreasın zorlanmasına süreklilik durumunda tip 2 diyabet hastalığına yani şeker hastalığına yakalanma riskini arttırır. Şerbetli tatlılar yerine haftada 2 veya 3 kez olacak şekilde sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz. En azından sütten protein almış olursunuz. SAHUR ÇOK ÖNEMLİ! Sahur öğünü, bazı yanlış düşünceler ya da yaşam koşullarından kaynaklanan sıkıntılar yüzünden atlanabilmektedir Ne yazık ki kişiler metabolizmasına ciddi zararlar vermiş olurlar. Ramazanda en önemli öğün aslında sahurdur. Sahurda alınan besinler ile hem kişi tok kalır hem de vücut gün içerisinde gerekli olan bazal düzeyine yakın enerjiye sahip olmuş olur. Hâlbuki bu öğünü atlayanlar gün içerisinde öyle bitkin ve halsizdirler ki. Kendilerine zarar vermiş olurlar. Sahurda hatalı besinlerin yer alması sonucu da kişide reflü, mide yanması. Kabızlık gibi sorunlarla karşılaşırlar. Yumurta, Anne sütünden sonra yüzde yüz protein oranına sahip bir besindir. Etten bile daha çok protein içerir. Vücuda alındığında kayba uğramadan direk dokulara karışır. Kolesterol yüksekliği, kalp-damar hastalığı yoksa eğer her gün mutlaka bir yumurta yemeliyiz. Bu hastalar ise haftada 2-3 kez tüketebilirler. Ayrıca sizleri gün boyu tok tutacaktır. Süt-yoğurt, Günlük kalsiyum ihtiyacımızı karşılamak için mutlaka almamız gereken bir besindir. Sahurda 1 su bardağı süte mutlaka yer veriniz. İftarda ise yoğurt, cacık, ayran şeklinde de tüketebilirsiniz. Peynir, Sahurda tok tutacak besinlerden bir başkası da peynirdir. Protein oranı yüksektir. Fakat tuzsuz peynir tercih ediniz. Yoksa gün boyu susayabilirsiniz. Ceviz ve Badem, Yağlı tohumlardan oldukça besleyici değeri olan ceviz sahurda yenilebilir. Yağ içerikli bu tohumlar mide boşalmasını geciktireceği için tokluk hissi oluşturur. Badem 10,cevizi ise 2-3 adet olarak sınırlamakta fayda var. Ekmek, olmazsa olmazlardan bir tanesi de ekmektir. Ekmeği tamamen bırakanlar, ekmek çok zararlı diyenler oldukça büyük bir hata yapıyorlar. Ekmek sizlere zarar vermez kilo aldırmaz. Ekmekte doğru ekmek seçimi önemlidir. Beyaz ekmek yerine lif içeriği yüksek olan tam tahıllı, çavdar, tam buğday vs. ekmekleri tercih ediniz. İçeriğindeki posadan dolayı hem kan şekerini yavaş yükseltir hem de tokluk hissi verecektir. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da sağlayacaktır.  Tarçın, Kan şekerini düzenlemede önemli bir besindir. Süt veya yoğurdunuza ekleyebilirsiniz.” Ebubekir Atilla