Malatya
Giriş Tarihi : 13-10-2017 14:59   Güncelleme : 13-10-2017 14:59

“Organik Ürünler ve Saglik”

TÜBA-Gida ve Beslenme Çalisma Grubu ve Kanser Çalisma Grubu’nun 12-14 Ekim tarihleri arasinda ortaklasa düzenledigi “Gida Güvenligi Sempozyumu: Organik Ürünler ve Saglik” konulu bilimsel toplanti Inönü Üniversitesi ev sahipliginde Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçeklesti. TÜBA Baskani Prof. Acar amaçlarinin Gida güvenligi, organik ürünler ve saglikla ilgili yanlis algilarin düzeltilmesine katki saglamak olduguna vurgu yapti

“Organik Ürünler ve Saglik”

>>M. ALI GÜNAYDIN

Programa TÜBA Baskani Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, Inönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kizilay, TÜBA Assosiye üyeleri Prof. Dr. Adnan Hayaloglu, TOTM Bashekimi, Prof. Dr. Hakan Parlakpinar, TÜBA Gida ve Beslenme Çalisma Grubu Yürütücüsü ve Firat Üniversitesi Ögretim Üyesi Prof. Kazim Sahin, 7. Anajet Üs Komutani Pilot Kur. Alb. Hasan Hüseyin Kanbur, Gida ve Beslenme, Kanser Çalisma Grubu üyeleri, Akademisyenler ve ögrenciler katildi. Günümüzde gida-beslenme ve saglikla ilgili sorunlarin, yasanan gida kaynakli zehirlenmelerin “gida güvenligi ve halk sagligi” ile ilgili konulara çok daha fazla odaklanmanin gerekliligini ortaya koydugunu dile getiren TÜBA Baskani Prof. Ahmet Cevat Acar, bu dogrultuda dünyada giderek daha popüler hale gelen “çiftlikten çatala” anlayisinin her geçen gün önem kazandiginin altini çizdi ve gida ile insan iliskisi devam ettigi sürece “gida güvenligi”nin her zaman ön planda kalmaya devam edecegini ifade etti.

“SAGLIKLA ILGILI YANLIS ALGILARIN DÜZELTILMESI…”

TÜBA Baskani Prof. Acar: “Gida güvenligi, organik ürünler ve saglikla ilgili yanlis algilarin düzeltilmesine katki saglamayi amaçliyoruz. Konuyla ilgili yaptigi açiklamada organik tarimin toprak, ekosistem ve insan sagligini sürdüren bir üretim sistemi oldugunu söyledi ve “Sistem, olumsuz etkisi olan girdilerin kullanimi yerine; Ekolojik süreçler, biyolojik çesitlilik ve yerel kosullara uyum saglamis döngülere dayanir. Organik tarim, içinde bulundugumuz çevreye fayda saglamak, adil iliskiyi ve tüm ilgili taraflar için iyi bir yasam kalitesini yayginlastirmak amaciyla gelenek, yenilikler ve bilimi bir araya getirir. Ancak, organik gida üretimi ve dogal gida üretiminin ayni is ve islemleri içermez; organik üretim için bazi kosullarin saglanmasi ve belgelenmesi gerekir, bu konuda ilgililerin ve halkin dogru bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi de artik bir mecburiyet olmustur. TÜBA olarak bu Sempozyumla; bilim ve is dünyasinin yani sira, kamu ve sivil toplum meslek kuruluslarindan gelen paydaslarin katilim ve katkilariyla; ülkemizde “gida güvenligi” ve “insan sagligi” ile iliskili olarak “organik ürünler” hakkinda ayrintili ve yeterli bilgiler vermeyi, toplumda yerlesmis yanlis algilarin düzeltilmesine katki saglamayi amaçliyoruz.” dedi.

“GIDA VE BESLENMEDE ÇALISMALAR DEVAM EDECEK”

Önemi dolayisiyla gida ve beslenme konusundaki faaliyetlerinin devam edecegini söyleyen Prof. Acar “Gida güvenligi, bir gidanin tüketimden önce fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik yönden insan sagligina zararli olmamasi hali olarak tanimlanabilir. Güvenli gida da, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik yönden güvenilir kabul edilen gidadir. Gida Güvenligi, beslenme ve saglik açisindan son derece önemlidir. Bu baglamda düzenleme, ruhsatlandirma, kontrol ve yaptirimlari içeren “Gida Güvenligi Yönetimi” ön plana çikmaktadir. Bu konuda belirlenecek bilim temelli strateji ve politikalar dogrultusunda, ilgili tüm paydaslarin isbirligi ve esgüdüm içinde üzerlerine düsen görevleri yerine getirmesi, büyük önem tasimaktadir. TÜBA olarak, önemli, öncelikli ve güncel konulara iliskin bilim temelli rehberlik ve danismanlik görevimiz çerçevesinde, digerleri yaninda gida ve saglikla ilgili bilinç ve farkindaligin da artirilmasi, karar ve uygulama süreçlerine katki saglama amaciyla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu baglamda, Sempozyum raporunu hazirlayarak ilgili kamuoyuna sunacagiz. Ayrica, TÜBA-Gida ve Beslenme Çalisma Grubu tarafindan 2018 yilinin ilk yarisinda “Gida Güvenligi: Medyanin Rolü” baslikli Sempozyumu düzenlemeyi de planliyoruz” diye konustu.

“BILIMIN ÇATI KURULUSU TÜBA”

Bilimin çati kurulusu olarak niteledigi TÜBA ile ilgili konusan Inönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kizilay sunlari dile getirdi, “Türkiye'nin en saygin kurumlarindan biri olan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), bilimin çati kurulusu olarak nitelendirilebilecek önemli bir kurumdur. Ülkemizde ve dünyada büyük sayginligi olan ve birçok bilim insaninin üyesi olma ayricaligini yasadigi TÜBA'nin, bir sempozyum münasebetiyle Üniversitemize konuk olmasi bizleri ziyadesiyle memnun etmistir. Üniversitemizin dört ögretim üyesinin TÜBA üyesi olmasi da bizleri ayrica onurlandirmaktadir. Üye hocalarimizdan biri, Mühendislik Fakültesi Dekanligini yürütmekte, diger hocamiz da Üniversite Hastanemizin Bashekimligi görevini yürütmektedir. Türkiye Bilimler Akademisinin akademik çevrelere tanitilmasinin çok önemli oldugunu düsünüyorum. Bu amaçla birkaç ay öncesinde Mühendislik Fakültesi Dekanimizin girisimi ve TÜBA Baskanimiz Sayin Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar'in destekleriyle TÜBA Malatya Tanitim Ofisimizi açtik. Bu ofis araciligiyla TÜBA'yi üniversitemizde tanitmak, bilim politikalarini anlatmak, süreli yayinlarini ve kitaplarini ögrencilerimizle ve akademisyenlerimizle bulusturmak istedik. TÜBA ofisimize süreli yayinlarin gönderildigini ögrenmem beni ziyadesiyle mutlu etti, bundan dolayi da TÜBA baskanimizin sahsinda tüm TÜBA çalisanlarina tesekkür ediyorum. Geçtigimiz yil Mühendislik Fakültesi Dekanimiz Sayin Adnan Hayaloglu, TÜBA'nin bir etkinliginin üniversitemiz ev sahipliginde gerçeklestirilmesi için bir teklifte bulunmustu. Üniversitemizin Rektörü olarak bunu destekleyecegimi söylemis ve Sayin TÜBA Baskanimizi da arayarak üniversitemizde misafir etmekten onur duyacagimizi belirtmistim. Kendileri teklifimize olumlu cevap verdiler ve bugün "Gida Güvenligi: Organik Gidalar ve Saglik" temali bu kiymetli sempozyum için Üniversitemize konuk oldular. Tekrar tüm konuklarimiza hos geldiniz diyorum.”

AKADEMISYENLERE SORULAR

Sempozyumda bulunan uzman akademisyenlere sorular yönelten Kizilay, “Organik tarim kavramini son yillarda oldukça sik duyuyoruz. Ancak bu kavram yeni bir kavram degil, 50-60 yil önce yapilan tarimsal faaliyetler de aslinda organik tarim sayilabilecek faaliyetlerdi. Petrol kaynakli inorganik gübrelerin ve pestisitlerin (tarimsal ilaçlar) yoklugunda, dedelerimizin yapmaya çalistigi tarimsal üretimin, her ne kadar bugünkü anlami ile organik tarim olarak tanimlanmasa da, organik tarimin temelini olusturdugunu söylemek pek de yanlis olmaz sanirim. Simdilerde büyük marketlerin özel reyonlarinda, gida satis ofislerinde, Internet satis sitelerinde organik tarim ürünlerini, organik gida adlarini sikça duyuyoruz. Ancak gündemde olan bu kavram akillarimiza farkli sorulari da getiriyor: Bu organik ürünler nasil üretiliyor? Geleneksel tarim neden terkedildi, modern tarima neden geçildi? Organik tarima dönme isteginin altinda yatan sebepler nelerdir? Geleneksel tarimin organik tarimdan farki var midir? Türkiye'de tarim alanlarinin ne kadarinda organik tarim yapiliyor? Organik tarim ürünlerinin toplam tarim ürünleri içindeki orani nedir? Malatya'mizda üretilen kayisinin ne kadari organik tarim esasina göre üretiliyor? Buna benzer birçok soru cevaplanmayi bekliyor. Tüm bu sorularin cevabini alaninda uzman, hatta duayen sayilabilecek hocalarimiz sunumlariyla verecekler. Sahsim adina sempozyumun konusunu çok ilginç buldugumu belirtmek istiyorum. Programim el verdigi ölçüde sunumlari gün boyu izlemeye çalisacagim. Organik ürünler kadar transgenik konusunu da merak ettigimi belirtmek isterim. Program içerisinde bu konuya yer verilmesi de benim için sevindirici oldu” seklinde konustu.

BESLENMEDE ORGANIK TARIM

Gida ve beslenmede organik tarimin etkisini vurgulayan TÜBA Gida ve Beslenme Çalisma Grubu Yürütücüsü ve Firat Üniversitesi Ögretim Üyesi Prof. Dr. Kazim Sahin konusmalarin su hususlari ifade etti, “Organik tarim, bitkisel ve hayvansal ürünlerin yetistirilmesinde ve islenmesinde hiçbir kimyasal madde ve yapay ürün kullanilmadan, üretimden tüketime kadar (tarladan sofraya) her asamasi kontrollü ve sertifikali üretim seklidir. Yine organik tarim, yetistiricilikte miktar artisi degil, ürün kalitesinin yükseltilmesini hedef alan, insana ve çevre için dost üretim sistemlerini içeren, dinamik alternatif bir üretim sekli olarak da tarif edilebilir. Uluslararasi Organik Tarim Hareketi Federasyonu (IFOAM) göre: “Organik tarim; toprak, ekosistem ve insan sagligini sürdüren bir üretim sistemidir. Sistem, olumsuz etkisi olan girdilerin kullanimi yerine; Ekolojik süreçler, biyolojik çesitlilik ve yerel kosullara uyum saglamis döngülere dayanir. Organik tarim, içinde bulundugumuz çevreye fayda saglamak, adil iliskiyi ve tüm ilgili taraflar için iyi bir yasam kalitesini yayginlastirmak adina gelenek, yenilikler ve bilimi bir araya getirir”. Bu sempozyumun amaci ülkemizde Gida Güvenligi kavrami ile iliskili olarak “Organik ürün” tanimi hakkinda detayli bilgiler vermek suretiyle, toplumda yerlesmis yanlis algilarin önüne geçerek “organik ürün” tanimini gerçek anlamda insanlarin bilgisine sunmaktir.  Toplumda geleneksel (köy ürünleri), konvansiyonel, sürdürülebilir, iyi tarim uygulamalari ve organik tarim yetistiriciliginin farklari tam olarak bilinmemekte ve bundan dolayi da haksiz kazançlar elde edilebilmektedir. Bilgi birikimi gerektiren organik tarim yöntemi, geleneksel yöntemlere kiyasla daha çok isgücüne dayalidir. Asil amaci ürün kalitesini arttirmaya çalismak olan organik tarimsal üretimin kesin kurallari ve standartlari mevcuttur ve üretimde kullanilacak girdiler sinirlidir. Organik tarimda, insan sagligi üzerinde zararli olacak her türlü maddenin kullanilmasi yasaklanmaktadir.”

NATÜREL, DOGAL, KÖY ÜRÜNÜ BILENEN YALNIS

Natürel, dogal, köy ürünü denilen ürünlerin organik olmadigini belirten akademisyen Sahin, “Bir ürünün organik olabilmesi için Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi tarafindan yetkilendirilmis kontrol ve sertifika kurulusu tarafindan gerekli kontrollerinin ve sertifikalandirilmasinin yapilmasi gerekmektedir. Son yillarda iç piyasada sikça kullanilan “dogal ürün, klasik ürün, köy ürünü, Natürel ürün” gibi terimlerle adlandirilan ürünler organik ürün degildir. Marketlerde satisa sunulan organik ürünlerin ambalajlarinda, Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanliginin logosu ile inceleme ve sertifikasyon kuruluslarinin logosunun bulunmasi ve organik ürünün ambalajinda inceleme ve sertifika firmasi tarafindan incelenip sertifikalandirmanin yapildigina dair yazi bulunmasi gerekmektedir. Örnegin, iyi tarim uygulamalari kapsaminda gezinti alanina sahip olan kümeslerden elde edilen yumurtalarin organik ürün olmadigini bilmemiz gerekir. Çünkü pek çok isletmede bu hayvanlara yedirilen yemlerin sertifikali olmadiklarini biliyoruz. Yapilan pek çok çalismada organik ürünlerin besin madde bilesimi ile geleneksel veya konvansiyonel ürünlerin besin madde bilesimleri arasinda genelde bir farklilik tespit edilmemistir. Ancak, bazi zit sonuçlar da bulunmustur. Örnegin, Ingiltere’de yapilan ve Food Chemistry 2018 Ocak sayisinda yayinlanacak olan bir arastirmada, organik sütün konvansiyonel süte göre %44 daha düsük iyot düzeyine (427 vs. 241µg/L) sahip oldugu, konvansiyonel sütün organik veya UHT süt ile degistirilmesinin, özellikle gebe veya emziren kadinlar için alt optimal iyot durumu riskini artiracagini gösterdigi bildirilmistir. Alanin en iyi dergilerinden biri olan Poultry Science dergisinde de Temmuz 2017 yayinlanan bir makalede, organik yumurtanin sarisinin konvansiyonel yumurtaya göre daha yüksek protein (17,7 g/100 g), potasyum (134,7 mg/kg), ve Cu (0.15 mg/kg) düzeyine sahip oldugu belirlenmistir. Organik sigir etlerinin organik olmayan sigir etlerine göre daha yüksek konjuge linoleik asit ve omega-3 yag asitleri konsantrasyonlarina sahip oldugu bir baska çalismada bildirilmistir. Benzer sekilde, organik yöntemlerle üretilen domateste daha fazla C vitamini tespit edilirken, organik sebzelerde konvansiyonele göre daha düsük antimikrobiyal direnç tespit edilmistir” ifadesini kullandi.

“GIDA VE BESLENME, KANSERLE ILISKILI”

Gida, beslenme ve Kanserin birbiriyle iliskili oldugunu dile getiren TÜBA Kanser Çalisma Grubu Yürütücü ve TÜBA Konsey Üyesi Prof. Dr. Taner Demir ise yaptigi konusmada sunlari belirtti, “Gida, beslenme ve kanser son derece birbiriyle iliskilidirler. Biz geçmiste birlikte sempozyumlar yaptik ve yapmaya devam ediyoruz. Ülkemizde özellikle bugün itibari ile bakildiginda bütün dünyada Kanserde risk yüz ise bunun 32-33’ü sigaradan kaynaklaniyor ve sigara 20’den fazla kanserden sorumlu. Bunun yüzde 35’i diyet ve beslenme aliskanliklari, risk olarak Obezite’den kaynaklaniyor. Dolayisiyla Obezite, beslenme aliskanliklari ve kanser bir biriyle siki sikiya iliskidir. Ülkemizde kanser riski erkeklerde insidansi 100 binde 200, kadinlarda 100 binde 173 ki bu dünya ortalamalarina yakindir. Yaklasik 98 bin kisiyi kanserden kaybediyoruz. Bunun 6 bin 500 kadarini da özellikle Obezite ile ilgili. Amerika’da kanserden yilda kansere yakalananlarin 120 bini Obezite ile dogrudan iliskili. Ülkemizde 14 milyon obez insan var ki yüzde 35’e yakin asiri kilolu insanimiz var. Bu konuda Amerika ile yarisiyoruz adeta. Buna bakildiginda 7,5, 8 milyon diyabetli insanimiz var ve herkes diyabet hastasi oldugunu bilmiyor. Diyabet de kansere risk olusturan önemli bir hastaliktir. Bunlar birbiriyle son derece ilintili. Önümüzdeki dönemlerde özellikle kanser tedavileri, kanserde yeni tedaviler, kök hücre tedavileri, gen tedavileri, su kaynaklari, enerji kaynaklari, yenilenebilir enerji kaynaklari, gida ve beslenme dünyada karsilasacagimiz en önemli problemlerdir. Bu nedenle de bu konularda özellikle ulusal ve uluslararasi stratejiler, politikalar gelistirmek gerekiyor. Bu yaptigimiz toplanti son derece önemli. Gida güvenliginde katki maddeleri, Aromatik Aminler, toksinler, eksetra gibi özellikler son derece kanserle iliskilidir.”