Yazar
Giriş Tarihi : 03-12-2020 17:59   Güncelleme : 03-12-2020 17:59

Nedir Bu Kovid’ten çektiğimiz?

Kovid'den Değil Cezadan Korkuyoruz Sokağa çıkma yasağının Türkiye genelinde olduğu gibi ilimizde de uygulanmaya başlanmasının ardından cadde ve sokakların yasak saatlerinde yoğunluklarının azaldığı görüldü

Nedir Bu Kovid’ten çektiğimiz?
Kovid'den Değil Cezadan Korkuyoruz Sokağa çıkma yasağının Türkiye genelinde olduğu gibi ilimizde de uygulanmaya başlanmasının ardından cadde ve sokakların yasak saatlerinde yoğunluklarının azaldığı görüldü. Özellikle 10.00 ve 13.00 arası ise yoğunlaşan kalabalık vatandaşların Kovid’den çok cezadan korktuğu yorumlarına neden oldu. Çalışanların, muaf tutulduğu sabah saatlerinde cadde ve sokaklardaki yoğunluğun azaldığı izlenirken, 10.00-13.00 arasındaki serbest saatlerde cadde ve sokaklardaki yoğunluğun artması ise yasakların daha da artacağı endişesini ortaya çıkardı. Maske kuralına genellikle uyulurken gençlerin ise konuya dikkat göstermemeleri gözlerden kaçmıyor. Gelelim yaşlılarımıza Süregelen alışkanlıklardan dolayı birçok yaşlımızda yıllardan gelen alışkanlıklar var. Covid öncesi sabah namazını gelip merkez camilerinde kılan yaşlılar, namazdan çıkışta ya şire pazarı çevresindeki lokantalardan bir çorba içerlerdi. Ya da çay ocaklarına giderek 1 çay, 1 simitle güne başlarlardı. Gün doğumundan sonra da bir çoğunun mekânı emekliler parkı olurdu. Gelelim şimdiki duruma. Bahsettiğimiz yaşlılar 50-60 yılın verdiği alışkanlıkla yine aynı saatte kalkıyor. Abdestini alıp namazını kılıyor. Yatsa uykusu gelmiyor. Yatmasa evin içinde nereye gidecek. Herkes yatıyor. TV açamıyor. Açsa da belki fırça yiyor. Oğlundan, Kızından, Gelininden, Damadından olmasa bile torunlardan fırça yiyor. Bu da 60-70 yaşındaki insana ağır geliyor. Fırça yemese de suratlar asılıyor. Yaşlılar bunun için sabahın köründe emekliler parkını dolduruyorlardı. Yoksa amaçları sabah güneşinden falan faydalanmak değildi. Amaçları sadece özgür olmaktı. Kimseden fırça yemeden, kahvaltı saatini beklemekti. Şimdi iş tam tersine döndü. Evden de çıkamıyorlar. Erken de kalkamıyorlar. Kalksalar da fırça yıyorlar. Sitemle karşılaşıyorlar. TV açsalar bir türlü. Radyo dinleseler bir türlü. -Üf dede ya… Sabah sabah bu ne haber dinlemek. Bari sesini kıs.. Babacım çocuklar yatıyor. Sesini kısar mısın?  Diye emir kipinde ricalar geliyor. Mutfağa girse kabahat. Salona geçse kabahat. Velhasıl Kabahat üstüne kabahat. Hepsinin de ortak duası var. “Yarabbi bir an evvel şu kovit illetini kaldır da rahat edelim.”