Yazar
Giriş Tarihi : 23-11-2020 18:14   Güncelleme : 23-11-2020 18:14

Mücadele mi, Teslim Olmak mı?

Büyük harbi umumiyi (Birinci Dünya Savaşı) aratacak, daha çetin bir harbin içine sürükleniyoruz

Mücadele mi, Teslim Olmak mı?
Büyük harbi umumiyi (Birinci Dünya Savaşı) aratacak, daha çetin bir harbin içine sürükleniyoruz. Bu harbi istesek de istemesek de gireceğiz. Zira bu savaş doğrudan bize ve Orta Doğu halkına karşı başlatıldı... Bugün Türkiye’nin ve bu topraklarda yaşayan halkların en büyük çilesi, başına gelen musibetlerin en büyük müsebbibi şüphesiz kişisel hesapları olan büyük egemen güçlerin açgözlülüğüdür... Tarihin başlangıcından beri birçok topluluk, bu topraklara sahip olmak için savaştı. Bu topraklarda savaş, kan ve kaos buranın ortak kaderidir... Bugün yaşayan bizler ise, aynı kaderden nasibimizi alıyoruz. Her an bir harbin içinde kendimizi buluyoruz. Zaman değişse de bu kader değişmiyor... Ancak bugün ki düşman diğerlerinden çok daha çetin, çok daha belalı ve çok daha kurnaz. Üstelik ekonomik, askeri ve savunma konusunda bizden çok daha ilerdeler... Zaman değiştiği için savaş taktikleri ve savaş yöntemleri de değişti. Bugün doğrudan cephede harp etmek yerine, o ülkeyi içerden yıkacak, ekonomik, sosyal, askeri ve siyasi planlar yapılıyor... Ekonomik harpte, doğrudan ülkenin kaynaklarına ve ticaretine yönelik saldırılar yapılır. Bugün ki deyimiyle borsa manipülasyonları, faiz ve döviz kuru ile ekonomi çökertilir. Bunu yapacak güçleri var... Zira büyük egemen güçler, ABD’nin kendi parası olan doları basar, ekonominin gidişatını kendileri belirler. Öyle ki bu güçler doğrudan ABD ekonomisini ve gidişatını da elinde tutarlar. Hatta bugün Türkiye Merkez Bankası’nın hisselerinin tamamının Türkiye’ye ait olduğunu söylemek doğru olmaz. Daha 2000 yılına kadar Türkiye’nin Merkez Bankası hissesinin yüzde 15 civarında olduğu ve istediği zaman para basma, faiz düşürme gibi güçlerinin olmadığına şahit olduk... Elbette bugün itibari ile yüzdelik hissenin çoğunluğunu ele geçirmiş olsak da yine de doğrudan faiz indir, para basma ve enflasyonu istediğimiz gibi yönlendirme gücünü tam kazanmış değiliz. Ne yazık ki bu hisselerin bir kısmı hala egemen güçlerin ellerinde... Egemen güçler dediğimiz bir devlet ve ülke değil, onlar birer aile. Dünyayı istedikleri gibi idare eden her türlü imkana sahip, devletleri yıkıp yeni devletler kurabilecek, büyük harpleri başlatıp, ekonomik krizler, kaos ortamı kurabilecek büyük aileler... İsimlerini, kendilerini, ailelerini ekranlarda görmesek de güçlerini, etkilerini hissediyoruz. O kadar büyük bir güce sahipler ki, satın alamayacakları hiçbir şeyin olmadığını düşünürsünüz... Bu güçler, Osmanlı devleti zamanında da ekonomik güçlerini göstermişlerdir. Bugün çok daha büyük güçleri ve imkanları var. Türkiye’nin gücü ve sınırı bir yere kadar. Kimileri bu güçle baş edemeyeceğimizi düşündüğü için teslim olmamızı, tüm kontrol ve mekanizmayı onların ellerine bırakmamızı istiyor... Özellikle de satılmış kişiler ile devlete, millete ve hükümete muhalif olanlar, teslim olmamızı, direnmememiz gerektiğini düşünüyor. Sizce öyle mi yapmalı yoksa, sonuna kadar şerefimizle, onurumuzla, imanımızla mücadele etmeye devam mı etmeliyiz...