Yazar
Giriş Tarihi : 06-08-2017 00:00   Güncelleme : 06-08-2017 00:00

MARKO PASA

Ölümüm aklima gelirdi de,  gün gelir benim de bir  "Marko Pasa" olabilecegim hiç aklima gelmezdi Tam -maalesef- bir "Marko Pasa" oldum çiktim

MARKO PASA

Ölümüm aklima gelirdi de,  gün gelir benim de bir  "Marko Pasa" olabilecegim hiç aklima gelmezdi

Tam -maalesef- bir "Marko Pasa" oldum çiktim.

Sakin "Marko Pasa" nedir/kimdir diye sormayiniz...

Isterseniz sorun, soru sormanin her daim bir zarari olmaz faydasi olur.

Marko Pasa; denilince akliniza "Marko Apostolidis" gelir/gelebilir tabii ki

Yani sabirli yönüyle taninan Rum asilli Osmanli hekimi

Rum asilli Osmanli hekimi Marko Pasa ki; hastalarini uzun uzun sabirla dinlermis, dertlerine tibbi yönden yardimci olmakla kalmayip, onlara manevi huzur ve rahatlik vermeye de özen gösterirmis.

Böylece ünü halk arasinda yayilan Marko Pasa'nin

Siz buna dert anlatilasi insan da diyebilirsiniz

Ha bir de

Bir de geçmiste; "Markopasa" adinda bir dergi yayinlanmis.

Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rifat Ilgaz, Mustafa Mim Uykusuz gibi yazarlarin 1946'da çikarttiklari bu dergi ‘mizah' adi altinda saklabanlik ve ideolojik bir dergi imis.

 O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren bu derginin yazarlarina karsi birçok dava açilmis, kimi sayilar toplatilmis ve hatta dergi ismindeki "Pasa" kelimesinden dolayi zamanin "Milli Sef'i Ismet Pasa ile alay edildigi" için ya da zanniyla kapatilmistir

O dönemlerde "Markopasa Dergisi" kapatilinca sirasiyla; "Merhumpasa", "Malumpasa", "Yedi-Sekiz Hasan Pasa", "Hür Marko Pasa", "Bizim Pasa", "Ali Baba"gibi adlari altinda yeniden ve yeniden ayni ekip ayni ideolojik bakis açisiyla yayinlarina devam etmislerdir.

Her ne ise

Ben onlarin hepsinden beri oldugum gibi hiçbirinden de bahsetmek istemedim ama ‘Marko Pasa'lik söz konusu olunca

 "Marko Sevki Pasa"dan dem vurmanin hülasasi, bu kösede sizin teveccühü ile her hafta (Pazartesi-Persembe) bazi seyleri bu sütunda dile getirerek bazi okuyucularimin gözünde bir ‘Marko Pasa' sifatina yükselmis olmamdandi

Bu gözlükle bakildiginda ilk kez anladim ki çok zor ve çetrefil bir görev üstlenmisim.

Meger halkin sorunlarini dinlemek kadar/Marko Pasa olmak gibi zor bir görev yokmus bu âlemde.

Lakin bir kere Marko Pasa'liga soyundum ya

Eski Türkçeyle; dertler katar katar

Var mi derdin -ki vardir- öyle ise anlat Marko Pasa'ya

Anlat ki yazsin

Bir de bana sorun bunun mesuliyetini

Sabirla dinlemek, zaman ayirmak

Simdi soruyorum da kendi kendime, ben bu tür sinir bozucu seyleri yazmak için mi geldim

Edebiyat varken, edebi yazilar yazarak desarj olmak varken

Sonra inaniyor musunuz siz "Marko Pasa" ile ilgili dogru bilgi verdigimi

Hem biliyor musunuz "Marko Pasa'ya anlat" deyimin ne oldugunu.

Masallarimizdaki "Kafdagi" deyimi ne ise; "Marko Pasa'ya anlat" deyimin karsiligi da odur

Yani daha açikçasi; yakinmayi dinleyecek kimsenin olmadigini vurgulamak için söylenen "anlat derdini Marko Pasa'ya" seklinde bir deyim.

O halde ya ben derdimi kime anlatayim?

Eh ne çare 

Ben de,  Marko Pasa'ya