Yazar
Giriş Tarihi : 05-04-2020 13:57   Güncelleme : 05-04-2020 13:57

KORONA GÜNLÜKLERİ

Şu korona gülerinde dilimize pelesenk olan bir sözcük var: karantina

KORONA GÜNLÜKLERİ
Şu korona gülerinde dilimize pelesenk olan bir sözcük var: karantina. Sözcüğün tınısı pek hoş aslında.  Bir kraliçe adı olsaydı mesela kimse garipsemezdi. Ya da ne bileyim, mesela bir roman kahramanı adı. Esmeralda gibi… Ama tınısının aksine öyle sevimsiz bir anlamı var ki: Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup, giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık yöntemi. Sözcük, sonundaki uzun “a”nın sezdirdiği gibi İtalyanca kökenli. Hikâye şöyle: 1347yılında, yine Çin’de bir sari hastalık peyda olur: veba. Bu hastalık, farelerdeki pirelerden insanlara geçmiştir. İpek Yolu ile Avrupa’ya 1348 yılında ulaşır. Venedik Limanı o zamanlar Avrupa’nın Doğu’ya açılan kapısıdır. Ticaretin önemli limanlarından biridir. Egzotik mallarla yüklü gemiler, hastalığın yayılmaması için Venedik açıklarında otuz gün bekletilmeye başlanır. Bu uygulamaya “otuzluk” anlamına gelen “trentina” adı verilir. Sonra tedbirler sıkılaştırılır ve uygulama kırk güne çıkarılır. İtalyancada “quaranta” “kırk” anlamına gelir.”Quarantena” ise  “kırklık” demektir. Böylelikle bu tecrit uygulamasının adı “karantina”dır. Sözcüğün küçük farklarla bir hikayesi daha var aslında. Ünlü biyokimyacı ve bilim kurgu yazarı Isaac Asimov da bu konuya ‘’Bilim ve Buluşlar Tarihi’’ kitabında şöyle değiniyor: ‘’1333’te Uzakdoğu’da ciddi bir hastalık baş gösterdi. Sıçanları ve insanları sokan pirelerin hasta kanı, hastalanmayanlara aktarmasıyla yayıldı. Bu, hıyarcıklı veba idi… Veba, 1343’de Kırım’a ulaştı ve oradaki Cenovalı tüccarlar hastalığa yakalandılar. Gemilerini İtalya’ya getirmeyi başardılar ve salgın Batı Avrupa’da yayılmaya başladı. Hastalık çabuk öldürüyordu. Bazı tahminlere göre dünyadaki insanların üçte biri öldü (asıl mucize, üçte ikinin kurtulmuş olmasıydı.) 1403’de, Venedik şehri, vebanın tekrar etmesini önleyebilmek için yabancıların belirli bir süre içinde şehre sokulmamasına karar verdi. Bu sürede hastalanmazlarsa, sağlıklı olduklarına karar verilip şehre alınıyorlardı. Bu sürenin 40 gün olmasına karar verildi. Fransızca kırk anlamındaki sözcükten karantina dendi.’’ 1347’de Çin’de başlayan, 1348’de Avrupa’ya ulaşan ve kıtaya yayılan bu hastalığına halk “kara ölüm” adını verir. Çünkü kurbanlarının ciltlerinde kara lekeler oluşturmaktadır. “Kara ölüm” ancak 1351’de son bulur. Tam iki yüz milyon insanın canını alan “kara ölüm” tarihteki en büyük salgın olarak kayıtlara geçer. O kadar ki, Avrupa nüfusunun üçte birini yok etmiştir. Merak edenler için, tarihteki diğer büyük salgınlar şöyledir:   Malum, şu korona günlerinde, koronaya dair çok şey dinliyoruz, okuyoruz. Herkes korona uzmanı oldu neredeyse. Gündemin tamamını korona oluşturuyor. Koronanın karantina süresi on dört gün. Karantina kadar şiirsel bir sözcük olsaydı belki yeni bir terim kazanmış olurdu sağlık terminolojisi: quattordici. Evde kalın, Sağlıcakla kalın...     Mikail BORA