Malatya
Giriş Tarihi : 12-06-2018 02:44   Güncelleme : 12-06-2018 02:44

Kılıçdaroğlu: “Hep Birlikte Türkiye’yi Doruğa Çıkaracağız”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu STK’ lar, iş dünyasının temsilcileri ve muhtarlarla bir araya geldi. Burada Kılıçdaroğlu seçimin Türkiye’nin kader seçimi olduğuna vurgu yaparak seçim vaatleri için, “Hep beraber rantiye sınıfına çalışan bir toplum olduk. Türkiye’nin bundan kurtulması lazım. Tarımı şaha kaldırmak ve dışarıdan tarım ürünü ithal etme ayıbından Türkiye’yi kurtarmak zorundayız. Bu yüzden ülkenin kalkınmasına hep birlikte katkı sunacağız. En geç 4 yıl içinde size sözüm söz Türkiye’ yi doruğa çıkaracağız.”

Kılıçdaroğlu: “Hep Birlikte Türkiye’yi Doruğa Çıkaracağız”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir otelde seçim dolayısıyla parti üyeleri, ittifak partilerin temsilcileri, STK’ lar, iş dünyasının temsilcileri ve muhtarlar ile bir araya geldi. Burada konuşan Kılıçdaroğlu: “Bugün Malatya’dayız. Siyaset kurumuna önemli insanlar vermiş bir kentteyiz. Biz birlikte kardeşçe yaşamak istiyoruz, kimseyi ötekileştirmemek istiyoruz. Elbette ki siyasi görüşlerimiz, kimliklerimiz, inançlarımız, yaşam tarzlarımız farklı olabilir ama hepimiz insanız. Allah’ın yarattığı en değerli varlık insandır. İnsana hizmet etmek siyasetin görevidir. Önce çitçilerden söz edelim. Batı’nın egemen dünyası Türkiye’ye şu telkinde bulunuyor; tarımdan çıkın, buğday, fasulyeyi daha ucuza vereceğiz diyorlar. Siz kendi ülkenizi yönetmiyor musunuz? Buğdayı da elde edebiliriz, ayçiçeğini de. Hayvancılık da yaparız, darı da ekeriz. Konya’dan küçük Hollanda 180 milyar doların üzerinde tarım ürünü ihraç yapar. Çölü tarıma çeviren İsrail’den biz fidan alırız, meyvesi var ama tohumu yok. Her yıl onu almak zorundayız. Niçin, 81 milyon nüfus bunu beceremiyor mu? Bir de biz Ortadoğu’yu besliyorduk. Her çiftçi kardeşimin bunu düşünmesi lazım. Bu seçimler sıradan seçimler değil. Bu seçimler bir partilerin seçimi değil. Bu seçimler Türkiye’nin kader seçimi. Herkesin bu gerçeği görmesi bu gerçeği görerek, elini vicdanına koyarak sandığa gitmesi lazım. Çiftçilik, tarım bütün ülkelerde stratejik sektördür. Ayakkabı giymeyebilirsiniz, ayakkabınız eskiyebilir ama yemek yemek zorundasınız. Nasıl oldu da kendi kendine yeten 7-8 ülkeden bir olan Türkiye bu hale düştü. Kayısıyı biliyoruz. Kayısının Malatya için ne kadar önemli olduğunu. Rahmetli Özal’la buraya çok geldim. Ben o zaman bürokratım. Nereye gitsek kayısıyla ilgili bir şikayet gelirdi.  Alan bazlı destek yapmazsanız bu iş yürümez arkadaşlar. Tarıma yapacağınız destek bir de akılcı olması gerekiyor. Çiftçiye katkı vermesi gerekiyor. Bizler tarımı mutlaka mutlaka şaha kaldırmak zorundayız. Dışarıdan tarım ürünü ithal etme ayıbından Türkiye’yi kurtarmalıyız. Planlama yapmamız lazım kim, neyi ekecek diye. Bizde şöyle olur: Bu sene buğday fiyatları iyiyse herkes onu eker, ertesi sene herkes zarar eder. O yüzen planlama yapılmalı. Planlama olmadığı için çiftçi perişan vaziyette. Çiftçi ektiği ürünü belli bir zaman içerisinde satmazsa mahvolur. Çiftçinin en zayıf noktası budur. Bu zaaf nokta bilindiği içindir ki, çiftçinin ektiği ürünü bir süre sonra kamu satın almak zorundadır. Onu korumak için. Toprak Mahsulleri Ofisi, FİSKO Birlik, Tariş, ÇAYKUR, ÇİKO Birlik bunun için kurulmuştur, şimdi bunların hepsi yok. Kime mahkûm ediliyor, bir avuç tüccara satmak zorunda kalıyor, ona mahkûm ediliyor. Biz bunları düşünmek zorundayız. Çiftçiye söylüyoruz size sözüm söz, 25 Haziran’da Sayın Muharrem İnce Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğunda, Millet İttifakı parlamentoda çoğunluğu sağladığında şeref namus sözü çiftliye mazotu 3 liradan vereceğiz. Gübre desteğini, ilaç desteğini, bölgeye göre vereceğiz. Her bölgeye göre çiftçiye destek verilmesi lazım ki hepimizin karnı doysun. Bundan 10-15 yıl önce çiftçi ürününü sattıktan sonra düğün bayram yapardı. Esnafa gidip alışveriş yapardı. Kuyumcusu, berberi, lokantacısı herkes faydalanırdı. Şimdi çiftçi nasıl geçineceğini bilmiyor. Çiftçi, işsiz geçinemiyorum diye kendisini yakıyor. Emekli, sanayici hayatından memnun değil. Peki, bu düzenden kim memnun, bir sınıf memnun. Üretmeyen rantiye sınıfı. Keyfi yerinde, veriyor parasını alıyor faizini aybaşını nasıl getirim diye düşünmüyor. Hep beraber rantiye sınıfına çalışan bir toplum olduk. Türkiye’nin bundan kurtulması lazım” ifadelerine yer verdi. “ÜLKENİN KALKINMASINA HEP BİRLİKTE KATKI SUNACAĞIZ” Sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu: “Gerçektende muhtarlar, demokrasinin temel taşıdır. Bu topraklarda yapılan ilk seçim bir muhtarlık seçimidir.  Dolayısıyla ülkede demokrasi geleneğini başlatan ilk muhtarlıktır.  Yapılması gereken ilk iş, bir muhtarlık temel kanununun çıkartılması. 134 maddeden oluşan bir muhtarlık temel kanununu hazırladık. Sizin mahallenizle ilgili bir konu ile belediye meclisinde görüşülür ve karar alınır. Sizin fikriniz alınmaz. Mahalleniz ile ilgili belediye meclisinde bir konu konuşulacaksa o toplantılara mahallenin muhtarları mutlaka katılmalı. Seçime giriyoruz, birleşik oy pusulaları var. Cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulası var. Neden muhtarların birleşik oy pusulası yok? Bir muhtar adayı girer kabine karşı tarafın muhtar adayının oy pusulası olduğu kâğıdı cebine koyar. Vatandaş orada başka muhtar adayı var mı yok mu diye bilmez. Muhtarlar içinde birleşik oy pusulasının gelmesi lazım. Bütün sosyal yardımların muhtarlar tarafından yapılması gerekir. Kimin fakir olup olmadığını en iyi muhtarlarımız bilir. Muhtar bağımsızdır ve bir siyasi partiye bağlı kalmamalıdır. Seçimle gelen her kurumun bütçesi vardır. Ama muhtarlığın bütçesi yoktur. Para nereden bulacağız diyeceksiniz. Muhtar için para var arkadaşlar. Oturduğunuz mahallede, emlak vergisi toplanıyor mu, toplanıyor. Toplanan vergiler nereye gidiyor, belediyeye gidiyor. Sizde seçimle geldiniz, belediye başkanı da seçimle geldi. Oturduğunuz mahallede birisinin çocuğu sınava girmek için Ankara’ya gidecek parayı nereden bulacak? Size gelecek. Toplanan emlak vergisinin belirli oranı muhtarlık bütçesinde toplanmalı. Harcama yapılan her kalemin hesabı da verilmeli, tıpkı belediyelerde olduğu gibi. Asgari ücreti 1 Ocak 2019'da net vergisiz 2.200 lira yapacağız. Bugün 1 milyon 644 bin emekli Bin 500 liranın altında aylık alıyor. Ayda 300-500-800 lira alan emeklilerimiz var. En düşük emekli aylığı Bin 500 lira olacak. Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanı, parlamentoda çoğunluğunun olduğu sürece ilk yapacağımız işlerden birisi çiftçinin bankalara olan faiz borcunun tamamen silmektir. Para var ancak bunu yerinde kullanıyor musun? 81 milyon vergi ödüyor. Teneffüs ettiğimiz hava hariç her şeyde vergi var. Özellikle çiftçi ve muhtar kardeşlerim iyi dinlesin 1923-2002.  79 yılda gelen bütün hükümetlerin harcadığı para 713 milyar dolardır. Şeker Fabrikaları kuruldu Sümerbank, Etibank, Keban Barajı… bütün bunlara baktığın zaman 713 milyon doları bütün hükümet harcamış. 2003 2017 arası 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Bu para nereye gitti? Bu para fabrika yapsalardı fabrika yapacak arsa kalmazdı. Bizim sorduğumuz soru şu: Köprü yaptın başım üstüne köprüyü kaça yaptın? Milletin parasıyla yaptıysan ben bu soruyu sormak zorundayım. Türkiye büyük ve değişimi yakalamak zorunda. Eski anlayışla siyaset yürümez. 5 yılda ekonomisini tefecilere teslim etti. Dışarıya dönük faiz yurtdışından getirilen Londra'dan bir grup dolar medyada milyarderinin borç para istiyorlar. Ödenen faiz rakamı 151 milyar 34 milyon dolar. Dünyanın en yüksek faizi ile borçlular ülkelerden birisiyiz.  Demokrasilerin çıkış noktası şudur vatandaş ödediği vergiler hesabını siyasi iktidardan sorar. Birbirimizi kandırmayalım hepimiz vergi ödediğinize göre bu soruyu sormak zorundasınız. Biz güçlü bir parlamenter demokrasiyi savunuyoruz. Bunu söylediğim zaman diyorlar ki siz eskiye mi dönmek istiyorsunuz?  Zinhar asla dönmek istemiyoruz.  Eski parlamenter sisteme en çok eleştiren biziz. Milletvekilini millet seçerse burada demokrasi vardır biz bunu savunuyoruz. Yönetenleri eleştirdim bundan sonrada kendileri bilir ama vatandaşı suçlamadım vatandaş demokrasiden yana tavır almak zorundadır. Güçlü bir parlamenter demokrasi olursa o zaman Türkiye kalkınır. Devlette liyakat vardır siyasette liyakat yoktur. Devletle siyaset arasındaki bu farklı kimse unutmasın devlet bakidir hükümetler geçicidir.  Eğitim sistemimiz de son derece bozuk. İslamiyet kadar bilime özen gösteren bir din yok.  Bir âlimin ölümünü bir kâinatın ölümüyle eş değer tutar. Bilim insanı bu kadar değerlidir. CHP imam hatiplerin önünü kapatacak diyor niye kapatalım? Bizim ihtiyacımız imam hatiplerimde okuyan çocuklarımızın daha iyi eğitim alması. Biz bunu istiyoruz. Teknoloji liselerini açacağız.  Bütün organize sanayilerinde inşallah, eğitim sistemini yeniden ele alacağız.  En güzel ülke bizim ülkemiz, bağı, yaylası ve dağıyla mükemmel ama bu güzelliklerle cehennem hayatı yaşıyoruz. Bir şeyler yapmalıyız. Bir değişime ve dönüşüme ihtiyacımız var. Türkiye, Irak, İran ve Suriye bu bölgelerde barışı sağlayacağız, bizim iş adamlarımız gidecek orada yatırımlarını yapacak.  Bu ülkenin kalkınmasına hep birlikte katkı sunacağız.  En geç 4 yıl içinde size sözüm söz Türkiye’yi doruğa çıkaracağız. https://youtu.be/k9InExcTfzs