Malatya
Giriş Tarihi : 05-04-2017 18:02   Güncelleme : 05-04-2017 18:02

Kayisida Esas Sorun Hasattan Sonra

Kayisida ilaçlama yapilirken asiri doz kullanimindan kaynakli bir sikintinin yasanmadigini ancak ilaçlama yapilirken çiftçilerin yüzde 90’inin kendilerinin önerdigi tedbirleri almadigini belirten Ziraat Mühendisleri Odasi Malatya Sube Baskani ayni zamanda Inönü Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ögretim Görevlisi Doç. Dr. Orhan Gündüz’le kayisida ilaçlama yapilirken dikkat edilmesi gerekenleri, kayisida yasanan kalinti ilaç sorununu, reçete ile satilan tarim ilaçlarini ve daha fazlasini konustuk. Doç. Dr. Gündüz kayisida esas sorunun hasattan sonra basladigini belirterek önemli açiklamalarda bulundu

Kayisida Esas Sorun Hasattan Sonra

>>Rahime Gül Erbas’in Röportaji

Kayisi ilaçlama Malatya çiftçisinin önemli konularindan birisi. Ilaçlama yapilirken çiftçilere neler önerirsiniz?

Ilaçlama Malatyali kayisi üreticileri için önemli bir mevzu. Üreticilerimiz ilaçlama yaparken bir takim teknik bilginin yani sira bir takim donanimlarinda yanlarinda bulundurmalari, bunlari kullanarak ilaçlama yapmalari önemli. Hem insan hem çevre sagligi açisindan önemli. Insan sagligi açisindan bir maske, eldiven, koruyucu malzemeden yapilmis giysi kullanimini tavsiye ediyoruz. Ilaçlarin atiklarini yani kutularini uygun metotlarla topragin altina gömerek imha etmelerini öneriyoruz. Uygulama kisminda bu söylediklerimizin yüzde 90’ini gömüyoruz üreticilerimizde. Üreticilerimizin çok nadir bu tedbirleri alarak ilaçlama yaptiklarini görüyoruz. Hem insan sagligi hem de çevre sagligi açisindan ileriki dönemlerde önemli sorunlarin ortaya çikmasina neden oldugu için bu tedbirlerin alinmasini öneriyoruz.  Çiftçilerimiz bugün ilaçlamalarini teknik tedbirleri kullanmadan yaptiklarinda suanda farkina varamayabilirler ama ileri dönemlerde mutlaka bunun olumsuz sonuçlari ile karsilasacaklardir. Bir öneri olarak bu tedbirleri almalarini öneriyoruz.

Ilaçlama yapilirken en önemli sorun doz. Bu konuda neler söylersiniz?

Ilaçlamada doz konusu teknik bir konu. Malatyali çiftçilerimizin birçogu artik belli bir kültüre eristiklerinden dolayi ilaçta asiri doz kullanimindan dolayi bir sorun göremiyorum. Ama böyle bir sorun olusuyorsa çiftçilerimiz, bir danismandan yardim alabilir. Danisman olarak seçtikleri insanlar  ilaç aldiklari bayiler de olabilir. Çünkü o bayilerin hepsi ziraat mühendisi. Ilgili kamu kurumlari elemanlarindan, tarim il, ilçe müdürlükleri personellerinden alabilirler. Tarimsal danismanlik hizmeti sunan meslektaslarimizdan yardim alabilirler. Ilacin üzerinde zaten dozu yaziyor. Hangi bitkiye ne kadar kullanilmasi gerektigi kutusunun üzerinde yaziyordur, belli bir miktar suya ne kadar konulmasi gerektigi ile ilgili. Bu konuda bizim çiftçilerimizin bir tecrübeye, bir kültüre eristiklerine inaniyorum. Bu manada çok fazla sorun yasadigimizi düsünmüyorum.

Kayisi ve çesitli sebze, meyvede yasanan kalinti ilaç sorunu neden kaynaklaniyor?

Ilaçlama bir takim olumsuz sonuçlari dogabiliyor. Bu sundan kaynaklaniyor; zamaninda ve uygun sartlarda ilaçlama yapilmazsa meyve hasat edildiginde o meyve içerisinde ve üzerinde ilaç kalintilarina rastlanabiliyor. Özellikle sistemik ilaçlar dedigimiz meyvenin içerisine giren ilaçlar belli bir süre geçmeden meyve hasat edildiginde meyve içerisinde kalinti yapabiliyor.  Hem tüketiciler açisindan hem de ihracat açisindan önemli bir takim sorunlara neden oluyor. Malatya’da hasat dönemi dedigimiz haziranin baslarindan itibaren temmuz sonuna kadar sistemik ilaçlar kullanildiginda agaçtan meyveyi indirdiginizde ilaç kalintisi içerisinde kalacak. Bunu tüketici olarak kullandiginizda ya da ihracata gönderdiginizde ilaç kalintilari ile karsilasiliyor ve ürünün tekrar geri iadesine neden oluyor. Ayrica bir takimda cezai müeyyideleri var bu isin. Ayni zamanda ürünümüzün itibarinin zedelenmesine neden oluyor. Bu konuda üreticilerimizin mutlaka ilgili yayim elemanlarimizdan, ilgili kamu kurulusu elemanlarindan, mühendisler, meslektaslarimizdan destek alarak ilaçlamanin zamanini, miktarini ayarlamalari gerekiyor.  Malatya da kayisi açisindan bir kültür olustu ve çogunlukla biliniyor ama yine de yeterli düzeye eristigimize inanmiyorum. Hala duyuyoruz, görüyoruz, biliyoruz ki bazi ürünlerimizde halen kalintilar var. Diger sebze ve meyvelerimizde de yapilan ilaçlamalarda kalintilara rastlanabiliyor ama biz Malatyalilar olarak üzerinde en çok konustugumuz kayisi oldugu için kayisidaki kalinti nedeni ile ihracatta yasanan problemler göz önünde bulundurulur ve dikkate alinir. Ya da onun üzerinde konusulur.  Örnegin Rusya sebze ihracatinda geri dönen sebzelerimiz oldugunu biliyoruz. Bu konuda üreticilerimizin mutlaka dikkatli olmasi lazim. Tek yolu yayim elemanlarinin tavsiyelerine, teknik talimata uygun bir ilaçlama prosedürü kullanmalaridir. Bunu uygularlarsa bu sorunlarin en aza inecegini düsünüyorum.

Kayisi ilaçlari normal ilaçlar gibi artik reçete ile satiliyor. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Bu konuda yetki almis bir ziraat mühendisi üreticilerimize, çiftçilerimize reçete yazabilir o yazilan reçete ile ilaç bayilerinden ilaç aliyorlar. Reçetesiz ilaç satisi yasak. Bir çiftçi bir ilaç alacagi zaman mutlaka reçeteye islemesi gerekiyor. Eger bir ilçede oturuyorsa ilçe tarim müdürlügüne gidiyor ya da bu konuyla ilgili danisman ilgili varsa ona gidiyor ve ona bahçesini kontrol ettiriyor.  Ilaçlama dönemindeyiz çiçek dönemindeyiz bununla ilgili bir ilaçlama yapilmasi lazim Monilya’ dan korumak amaciyla.  Bu ilaçlama için ne lazim diyor bahçeye bakiyor ve su etken maddeli ilaci kullanman gerekiyor diye bir reçete yaziyor. Çiftçi de o reçeteyle gidiyor ilaç bayisine ilacini satin aliyor. Sistem eczanelerde isleyen sisteme yakin bir sekilde isliyor.  Farkliliklarimiz var mi, tabi ki var sistemin yürümesi konusunda eksikliklerimiz var. Ama reçeteli ilaç yazimi ilaçlarin en azindan kayit altina alinmasi ve kayitli ilacin kullaniminin arttirilmasi dogru etken maddeli ilacin kullanimi konusunda üreticilerimizin yararina olacak bir uygulamayi gelistirmis bakanlik bu uygulamayi daha da ileri düzeye getirilmesini bekliyorum. Eczacilar gibi bizim ilaç bayisi arkadaslarimizin da bakanlik tarafindan koruma altina alinmasini istiyoruz. Mesela eczacilar devletten ilacin parasini aliyorlar. Hasta oldugunuzda gidiyorsunuz eczaneye doktora yazdiriyorsunuz ilaci eczaneye gidip çok cüz’i miktarda bir fark ödeyerek ilaci alabiliyorsunuz. Geri kalanini devlet ödüyor.  Böyle bir sistem tarim ilaçlari için de gelistirilebilir diye düsünüyorum. Ama daha çok almamiz gereken yol var. Üretici kayitlariyla kamunun veri tabaniyla ilgili üreticiler açisindan sorunlarimiz var onun tam manasiyla yerine oturmasi lazim. 

Reçete sistemi uygulanirken suiistimaller yasaniyor mu?

Suiistimaller yasaniyor derken belki su sekilde olabilir. Masa basinda reçete yazmak gibi alana hiç inmeden üreticinin beyanatiyla ilaç alimi söz konusu olabilir.  Bu aslinda eczanelerde de var. Çiftçi de gidiyor diyor ki, ‘Çiçek dönemindeyiz çiçek ile ilgili ilaç lazim’ diyor. Bayi de hangi etken madde kullanilabilirse ona göre ilaç veriyor.  Bunun disinda bir suiistimal çok fazla yok.  Ötekisi üreticiler açisindan zarar yani fazla yazmak uygun olmayan ilaci yazmak gibi bir durumun oldugunu sanmiyorum.   Böyle bir suiistimalin oldugunu düsünmüyorum. Üreticilerimizin agaç sayisi ilaçlama yapilacagi alan miktariyla kullanacagi ilacin miktarinin özdeslestirilmesi lazim. Bir üreticiye gereginden fazla ilaç satilmamali, az da verilmemeli ki mücadele rahatlikla saglikli bir sekilde yapilsin. Simdi Malatyalilar için kayisi üretiminde kayisi ilaçlari kronik hastaliklarin ilaçlari gibi. Tansiyon hastasi oldugunuz da ömür boyu o ilaci sürekli kullanmak zorundasiniz, doktora gitmeye gerek kalmadan size alti ayda bir rapor veriyorlar.  Bizde de artik sürekli verilen tomurcuk ilaci Monilya’ya karsi çiçeklenme döneminde yapilan ilaçlama artik bunlara benziyor. Ilaçlarin verim konusunu da geçtik agacin sagligi açisindan bunlar mutlaka yapilmali. O konuda da hem üreticilerimiz hem de bu konudaki yayin elemanlarimizin hem mühendis hem de teknik arkadaslarimizin yeterli bilinçlilige eristigini düsünüyorum. Insan ve çevre sagligini çok fazla ilgilendiren, ülke ekonomisini, yöre ekonomisini ilgilendiren bir husus. Bu konuda yeterli bilince ulastigimizi düsünüyorum.

Ziraat mühendisleri olarak artik sahaya inip bahçelerde kontroller yapamiyorsunuz. Devlet ‘Benim kendi elemanim gitsin’ diyor. Siz bununla ilgili neler söylersiniz?

Kamunun söyle bir düsüncesi var; ‘Artik masa basinda mühendis ya da teknik eleman oturmasin, mühendislerimiz var masa basinda evrak isleri yaptiriyoruz birakin onlar sahada olsun, onlardan istifade edelim.’ Bu dogru bir yaklasim bu yanlis bir yaklasim degil. Tarim il, ilçe müdürlüklerinde veya diger kamu kurumlarinda bir sürü mühendis çalisiyor ama evrak isi yapiyor. Evrak isi yapan mühendis degildir ya da teknik elemanlik degildir.  Evrak isini lise mezunu bir memura da rahatlikla yaptirabilirsin. Devlet tarafindan verilen bir bilginin körelmesi söz konusu. Bu konuda devletin yaptigi seyi ben dogru buluyorum. Hali hazirdaki mevcut mühendis sayimiz bütün Türkiye için isletme bazli mühendislik sistemini uygulanabilir noktaya getirmiyor. Sayimiz yetersiz, daha fazla artirilmasi lazim. Bunun içinde illa kamuda istihdama gerek yok, Tarimsal Danismanlik diye bir sistem var. Bu sistemi üretici birlikleri ve ziraat odalari araciligi ile yürütebiliyoruz. 6-7 ay öncesine kadar bu sistem özel tarimsal danismanlik sirketleri vasitasi ile de sürdürülebiliyordu. Vatandasa yayim hizmeti ve tarimsal konularda danismanlik yapiyordu meslektaslarimiz. Bir yönetmelik degisikligi ile sirketlerdeki bu yetki alindi sadece üretici birlikleri ve ziraat odalarina verildi. Onu eksik görüyoruz biz. Bir teknik hesaplamaya göre 800 dönümlük bir araziye bir mühendisin düsmesi gerekiyor diye bir hesaplama var. Ama 800 dönüm kayisi için mi 800 dönümlük bugday için mi? Ikisi çok farkli seyler. Saglikli bir rakam degil. Danismanlik hizmeti açisindan ülkenin çiftçilerinin ihtiyaç duydugu bilgilerin yeterli ve donanimli bilginin, nitelikli bilginin üreticilerimize aktarilmasi noktasinda iyi bir danismanlik hizmetine ihtiyaç var. Ziraat mühendisleri araciligi ile yapilmali bu bir sorun.

Ziraat Mühendisleri olarak yasadiginiz sikintilar nelerdir?

Kamunun uygulamaya koydugu bir takim metotlar açisindan ziraat mühendisi, ziraat teknikeri ve ziraat teknisyeni diye bir ayrim görmüyor. Hatta bazen teknisyen ve teknikeri mühendis ile es deger kiliyor. Bazi mühendislerden üstün tuttugu alanlar var. Burada kamu açisindan bir hata var. Bir mühendis dururken konuyla ilgili mühendis ihtiyaci varken diger teknik elemanlarin mühendis pozisyonunda degerlendirilmesi dogru degil. Mühendisin yapacagi isin tekniker, teknisyenler araciligi ile gördürülmesi de dogru degil. Bir de böyle bir sorunumuz var.  Ziraat mühendisleri açisindan yayinci ve üretici iliskileri açisindan bazen sorun yasaniyor. Mühendis ile çiftçi arasinda bazen problem oluyor.  Sizin verdiginiz talimatlari, reçeteyi uygulama konusunda çiftçi esnek davranabiliyor. Döneminde su kadar atin dediginiz ilaci döneminden sonra çiftinin atmasi zaman kaybi ve o ilacin hiçbir etkisi kalmiyor. Sonra ‘Mühendisin verdigi ilaç hiçbir ise yaramadi’ diyorlar. Verdigi uygulama örnegi bizim sorunumuzu gidermedi diyorlar. Oysa mühendis dogruyu söylemistir, uygulamada bir takim gecikmeler yasandigi için soruna neden oluyor. Örnegin son yillarda kayisi agaçlarin kabuklu bit dedigimiz zararli musallat oldu ve engelleyemiyoruz. Çünkü önerilen mücadele yöntemlerinin çiftçilerimizce uygulanmadigini düsünüyorum ben. Üreticilerin sadece birisinin uygulayip birinin uygulamamasi da hiçbir seyi degistirmez. Çok çabuk popülasyonu artiyor. Siz bahçenizde yeterince mücadele edersiniz ama yan komsu bahçede böyle bir mücadele yoksa bir sekilde bulasiyor tekrar bahçeye. Bununla ilgili konu uzmani meslektaslarimizin çok güzel önerileri var, tedbirler gelistiriyorlar ama uygulama konusunda bakiyorsunuz çiftçimiz maalesef sorun yasiyor. Bu konu ile ilgili ikinci mücadele mayis sonu haziran basi gibi mücadele edilmesi gerekiyor. Üreticilerimizin o dönemde yaptiklari ilaçlama da hasada yakin oldugu için kalinti problemi ortaya çikiyor. Oysa bunun en önemli tedbiri kis döneminde yapilan mücadele ama hiçbir üreticimiz kis döneminde bu mücadeleyi gerçeklestirdigini görmedik. Malatya’nin yetistiricilikle ilgili sorunu pek fazla yok kayisi da esas sorun hasattan sonraki dönemde basliyor. Pazarlama ile ilgili mutlaka sorunlarimiz oluyor.