Genel
Giriş Tarihi : 12-07-2017 17:47   Güncelleme : 12-07-2017 17:47

“Kaçacaksin!”

Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan, 15 Temmuz darbe girisimine “Kontrollü darbe” diyen CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu’nu elestirerek, “Nasil kontrollü darbe ise bu. Havalimanindan kaçacaksin, Bakirköy Belediye Baskaninin evinden kontrollü darbeyi izleyeceksin” dedi

“Kaçacaksin!”

TOBB’da 15 Temmuz kapsaminda yabanci sermayeli yatirimcilar ile düzenlenen toplantida konusan Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan, CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu’nu sert bir dille elestirerek, “Orada iki tane tank vardi, seni ugurladilar, nasil tanklarin önüne çikmak bu, tam aksine oradan kaçip gittin” diye konustu.

Erdogan, Kiliçdaroglu’na yönelik konusmasinda su ifadeleri kullandi: “15 Temmuz’un gecesinde havalimanindan kaçip giden bir muhalefetin basi var. Artik bütün belgeler ortaya çikmaya basladi. O geceyi Bakirköy Belediye Baskaninin evinden izleyen bir muhalefetin basi var. Su anda konusuyor, ‘kontrollü darbe’ diyor. Nasil kontrollü darbe ise bu. Havalimanindan kaçacaksin, Bakirköy Belediye Baskaninin evinden kontrollü darbeyi izleyeceksin. Öbür taraftan kalkip ‘darbe oldugu zaman tanklarin önüne ilk önce ben çikarim’ diyeceksin. Orada iki tane tank vardi, seni ugurladilar, nasil tanklarin önüne çikmak bu, tam aksine oradan kaçip gittin. Tanklar da dostlarinin geldigini görünce onlar sana yollari açtilar sen de oradan Bakirköy Belediyesine gittin. Yüregi olanlar kaçip gitmediler, o yürekli olanlar kaçip gitmediler, tanklarin önüne yattilar. Biz havaalanina indigimizde F-16’lar üzerimizde uçuyordu, helikopterler üstümüzde uçuyordu. Biz orada halkimizla bütünlestik. 16’si öglene kadar onlarla orada kaldik. Bize kaçmak yakismazdi. ‘Lider bir tasin arkasina saklanirsa millet dagin arkasina saklanir’ diye bizde güzel bir söz var. Tüm hükümet, polis teskilati seni koruma altina alacak, sen de 25 gün yollarda yürüyecek, karavanlarda aksamlari güzel bir sekilde geçireceksin, ‘adalet yürüyüsü yaptik.’ Bunun adalet yürüyüsü olmaz, bunun adi sözde adalet olur, sen partinin içinde karsi aday olanlara tahammül edemeyecek kadar demokrasiye inanmis birisisin.”

BU YILI DA BEKLENTILERIN ÇOK ÜSTÜNDE BIR BÜYÜME ORANI TAMAMLAYACAGIZ

Gezi olaylari ve FETÖ’nün 17-25 saldirisina ragmen 2013 yilinin yüzde 8,5’luk bir büyüme ile kapatildigini, 2014 yilinin ise seçimlere ragmen yüzde 5,2’lir bir büyüme orani, 2015 yilinda yasanan iki seçime ve terör olaylarina karsin yüzde 6,1’lik büyüme yasandigini belirten Erdogan, 2016 yilinda ise Türkiye’nin yakin tarihinin en agir travmasi olan 15 Temmuz ve terör örgütlerine karsi yurt içi ve yurt disinda verilen mücadeleye ragmen yüzde 2,9’luk bir büyüme elde edildigini hatirlatti. Türkiye’nin demokrasisi yaninda ekonomisi ile yerle yeksan olmasi bekleyenleri hayal kirikligina ugrattiklarinin altini çizen Erdogan, "2017 yili için oldukça iyi bir ekonomik performans sergiledigimizi söyleyebiliriz. Birinci çeyrekteki yüzde 5’lik büyüme oranimiz hepimize ümit vermistir. Bu yili da beklentilerin çok üstünde bir büyüme orani ile tamamlayacagimiza inaniyorum. Ihracatimiz yilin ilk 6 ayinda yüzde 8,2 artis ile yükselis trendini sürdürüyor. Borsa Istanbul her gün yeni rekorlar kiriyor. Merkez Bankasindaki döviz rezervimiz 110 milyar dolara ulasarak yeniden tirmanisa geçti. Turizmde kayiplari telafi etmeye basladigimiz bir döneme giriyoruz. Dünyanin 17'nci, Avrupa’nin 6'nci büyük ekonomisi olarak hedeflerimiz dogrultusunda çalismalarimizi kararlilikla sürdürüyoruz" diye konustu.

 

"Yatirimcilari, girisimcileri, özellikle de uluslararasi sermayeyi kalkinmamizin temel unsurlarindan birisi olarak görüyoruz" açiklamasinda bulunan Erdogan, uluslararasi sermayeyi kurumsallastirmak suretiyle senede bir defa bir araya gelmenin Türkiye ile uluslararasi sermayenin bütünlesmesini saglayacagini belirtti. Erdogan, "Türkiye 1980’lerden beri özel sektöre dayali büyüme modeli ile hareket eden bir ülkedir. Bilhassa 2003-2016 yillari arasinda çektigi 173 milyar dolarlik uluslararasi yatirimla ülkemiz özel sektöre dayali büyüme modelini basari ile uygulamistir. Ayni dönemde ülkemizde faaliyet gösteren uluslararasi firma sayisinin 5 binden 51 binin üzerine çikmis olmasindan memnuniyet duyuyoruz. Hayata geçirdigimiz reformlarla yatirimcilar arasindaki yerli-yabanci ayrimini ortadan kaldirarak herkes için cazip yatirim iklimi olusturduk. Basbakanlik Yatirim Destek ve Tanitim Ajansini kurarak uluslararasi yatirimcilarin önünü açtik. Ülkemizin yatirimcilara sundugu firsatlari is dünyasina tanitmak için kurdugumuz bu ajansimiz daima sizlerin emrindedir. Bürokratik süreçler basta olmak üzere yatirimcilarimizin isini kolaylastiracak her türlü faaliyeti yürütmekle görevli bu ajans gerektiginde sahsimla, Basbakanimizla dogrudan irtibat kurmanizi da temin edecektir. Isadamlarimizdan ricamiz yatirimlari için ihtiyaç duyduklari iliskileri kurmak, bilgileri alma, islemleri yürütme konusunda hiçbir araciya itibar etmedin dogrudan ajansimiza gitmeleridir. TOBB ile Yabanci Sermaye Derneginin yatirimcilarimizla yakindan ilgilendigini biliyorum. Yurt disi seyahatlerimde her firsatta ilgili arkadaslarimizla birlikte ülkemizde yatirimi olan firmalarin temsilcileri ile bir araya gelmeye gayret gösteriyorum. Geçtigimiz yili yasadigimiz onca sikintiya ragmen tüm bu çabalar sayesinde 12,3 milyar dolarlik uluslararasi yatirim ile kapatmistik. Bu yilin ilk 4 ayinda 3,6 milyarlik bir performans ile geçen yilin üstüne çiktik. Yatirim portföyümüzde Amerika ve Avrupa ile birlikte Körfez ve Uzak Dogu Asya ülkelerinin payinin da giderek yükseldigini görüyoruz. Ayrica yatirimlarin geldigi alanlarin çesitleniyor olmasi, bilhassa imalat ve enerji sektöründeki artislar önemlidir. Bununla birlikte Türkiye’nin uluslararasi yatirimlardan aldigi payin hala yüzde 1’in altinda olmasi ülkemizin potansiyeline yakisan bir durum degildir" seklinde konustu.

"TÜRKIYE BU NOKTADA ÇOK FARKLI VE GÜÇLÜ BIR ÜLKE"

Türkiye’nin dünyanin en ciddi çatisma ve kriz bölgesinde yer almasina ragmen istikrar ve güven ortaminin tehlikeye düsmesine asla izin vermemis bir ülke oldugunu belirten Erdogan, "Bu Türkiye’nin en büyük gücüdür. Türkiye’yi lütfen çevresindeki ülkelerle kiyaslamayin, onlarla karistirmayin, onlara benzetmeyin. Türkiye bu noktada çok farkli ve güçlü bir ülke. Sahip oldugumuz binlerce yillik devlet gelenegi, yasadigimiz cografyadaki bin yillik varligimiz ve gelecege iliskin iddiali hedeflerimizle biz farkli bir ülkeyiz. Iste surada 3 gündür devam eden Uluslararasi Petrol Kongresi var, her sey çok açik ve net ortada. Türkiye’de bu kongreye katilan dostlarimizla yaptigimiz görüsmelerde iyi niyet mesajlarini kendilerinden dinliyoruz. Böyle yüksek bir katilimin Istanbul’da olmus olmasi bir gerçegi yansitiyor, artik dünyada en önemli güç, potansiyel enerji. Bu enerjide de adeta Istanbul bir Ipek Yolu’dur. Bu duruma gelmistir. Bu Ipek Yolu artik her taraftan bir kesisme noktasi olusturmustur. Buna Güney de dahildir. Böyle bir güce, potansiyele sahip olan Türkiye suanda yeni arayislarin içindedir. 3-T olarak ifade ettigim, yani tedarik, transit, tüketim noktasinda Türkiye adeta bunlarin üçünü de yakalar konuma gelmistir. Içinde yer aldigimiz cografya bizim handikabimiz degil, tam aksine avantajimizdir. Çünkü hem siyasi olarak hem ekonomik olarak hem insani olarak bölgenin güvenli olan Türkiye’nin farki iste bu vasfidir. Ülkemizin denklemde olmadigi hiçbir projenin bölgemizde ve dünyada yürütülebilmesi mümkün degildir. Biz de bu konumumuzu dayatma veya simariklik için degil, kendimiz ile birlikte tüm dostlarimizin, kardeslerimizin huzuru ve refahi için degerlendirmeye çalisiyoruz. Terör örgütleri ile yürüttügümüz tavizsiz mücadelenin amaci da budur" ifadelerini kullandi.

"OHAL’IN SINIRLARINI BIZ BELIRLERIZ"

 

FETÖ’nün darbe girisiminin demokrasi ve özgürlük ile birlikte ekonomiyi de hedef aldiginin altini çizen Erdogan, "Bu örgütün devlet ve toplum hayatimizin her zerresinden temizlenmesi konusunda hassasiyetimizin sebebi ekonomimizin geleceginde güvence altina almaktir. Özellikle Batili dostlarimizin bu konudaki muhataplari dogru tasnif edemedigini görüyorum. Yöneticilerine özellikle bir seyi hatirlatmakta fayda görüyorum, Iste G-20 zirvesi için Hamburg’daydik, Hamburg yaniyordu, yikiliyordu. On binlerce güvenlik görevlisi her tarafta görevdeydi. Türkiye’de biz de G-20 yaptik. Bizim G-20’mimizde en ufak bir gürültü patirti olmadi. En güzel yerlerde tüm misafirlerimizi agirladigimiz gibi ayni anda bir taraftan G-20’yi yaparken kadin 20, gençlik 20, sendikalar 20, isadamlari 20’sini yaptik. Bütün görüstügüm dostlar ‘Antalya bambaskaydi’ diyor. Biz attigimiz adimlarda her zaman dürüst olduk, samimi ve kararli olduk, isimizi bilerek yaptik. Simdi de lütfen sizler bize temsilcisi oldugunuz ülkeleriniz ve firmalariniz adina sunu kendi firmalariniza ve ülkelerinize anlatmanizda fayda var, Türkiye güvenli limandir. Türkiye anlatildigi gibi, ‘basin özgürlügü yok, fikir, düsünce özgürlügü yok’ bunlarin hiç birisinin oldugu bir ülke degil. Basinda sinirsiz özgürlük söz konusu olamaz. Medya ülkeyi karistirmak için, ülkeyi kendi içinde tahrik etmek için her türlü özgürlük alanlarini istismar ediyorsa onlar için de yargi vardir. Yargi onlar için de çalisir. Dünyanin hiçbir yerinde sinirsiz özgürlük söz konusu degildir. Bati kendi içindeki özgürlük veya medya mensuplarina da yapmaktadir. Bizim kendi oradaki STK temsilcilerine neler yaptigini biliyoruz. Daha da ileriye gidiyorum, bizim bakanlarimiza dahi orada konusma imkani vermeyecek kadar Bati engelleyicidir. Son Hamburg G-20’de Almanya’da soydaslarimizla salon toplantisi yapalim dedik, izin vermediler. Ne oldu özgürlük, niye izin vermiyorsunuz? Siz gelin burada istediginiz yerde izin verelim, konusturalim. Hollanda, Belçika öyle. Niye? Düsünce özgürlügünden korkuyorlar. Düsüncelerine güvenmedikleri için düsünce özgürlügünden korkuyorlar. Biz düsüncemize güvendigimiz için düsünce özgürlügünden korkmuyoruz. Iste buyurun, 25 gün yürüdüler, hükümetimizin güvencesinde yürüdüler. Herhangi bir sey oldu mu? Ankara’dan çikip Istanbul’a gittiler. Kimin güvencesinde? Hükümetimizin, güvenlik güçlerimizin ve mitinglerini de yaptilar, bir sey olmadi. Hala bu hükümete siz ‘ülkede güvenlik yok’ diyemezsiniz, insan utanir. Suanda OHAL ile ugrasip duruyorlar. Bu OHAL olmamis olsaydi bu kadar rahat, bu kadar huzurlu olarak bu adimlar atilamazdi. OHAL’in sinirlarini Batililarin çizdigi çizgiler içinde belirlemeyiz, sinirlarini biz belirleriz. Bu millet bize bu yetkiyi vermistir. Bu yetki ile OHAL’i is dünyamiz daha rahat çalissin diye yapiyoruz. Soruyorum, is dünyamizda herhangi bir sikintiniz, aksamaniz var mi? Biz göreve geldigimizde 15 sene önce Türkiye’de OHAL vardi ama bütün fabrikalar hep grev tehdidi altindaydi. Simdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ile aninda müdahale ediyoruz. Burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü is dünyamizi sarsamazsiniz. Bunun için kullaniyoruz biz OHAL’i. Fotograf aldikça net, bir yanda 80 milyon vatandasi ve 780 bin kilometrekare vatan topragi ile Türkiye Cumhuriyeti, diger yanda ise ruhunu ve bedenini bir sarlatana adamis bir terörist örgüt vardir. Seçim bu ikisi arasinda yapilacaktir. Meselenin insan haklari ile hukuk ile adalet ile uzaktan yakindan ilgisi yoktur. Terör örgütleri ile mücadele dünyanin her yerinde nasil yapiliyorsa bizde de ayni sekilde yapiliyor" diye konustu.