Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
23 MAYIS Pazartesi 13:53
Advert

Advert

İslam ve Yorum Sempozyumu Sona Erdi

Kudüs bilincinin; sadece tarihi bir bina, şehir, toprak, vatan bilincinin olmadığını belirten Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kudüs bilincinin; iman, özgürlük ve izzet bilinci olduğuna dikkat çekti.

Malatya
Giriş Tarihi : 15-05-2022 14:12
İslam ve Yorum Sempozyumu Sona Erdi

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından Uluslararası İslam ve Yorum Sempozyumun 6'ncısı sona erdi. 13-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen sempozyumda Eski Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Derdimiz Kudüs, Dersimiz Kudüs" konulu bir konuşma yaptı.

İlahiyat Fakültesi bünyesinde öğrenciler tarafından kurulan Kudüs Topluluğuna değinen Görmez, "Derdimiz Kudüs, Dersimiz Kudüs!" diyen gençlere ders verilmeye gelinemeyeceğini, onlardan ders alınmaya gelineceğini belirterek bu topluluğun kurulmasında emeği geçen herkesi tebrik etti.

Kudüs bilincinin; sadece tarihi bir bina, şehir, toprak, vatan bilincinin olmadığını belirten Prof. Dr. Görmez, Kudüs bilincinin; iman, özgürlük ve izzet bilinci olduğuna dikkat çekti.

Kudüs davasının tüm Peygamberlerin davasının olduğunu belirten Görmez, Hazreti Muhammed'in Sallallahu Aleyhi Vesellem ashabıyla birlikte ilk kıble olarak ilan ettiği ve daha sonra da ebedi kıblegahımızla ebediyen ayrılmayacak şekilde birleştirdiği ve Müslümanlara emanet ettiği bir mukaddes olduğunun altını çizdi.

Kudüs'ü, Mescid-i Aksa'dan ve Mescid-i Nebevi'den ayıran kim olursa olsun iki Haremeyn'in hizmetkarı unvanını almayı hak etmediğine dikkat çeken Görmez, Bu sebeple bu iki kıblegahı ve üç Mescid-i elbette merkezde Kabe olmak üzere birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını söyledi.

Görmez, Müslümanların Kudüs davasının; Kudüs'ün ilahi bir emanet olarak kıyamet sabahına kadar bütün insanlığın mübarek mekânı olarak kalmasını ve oranın bütün müminler, bütün insanlık için bir sadakat sığınağı, bir barış yurdu olmasını sağlamak için olduğuna vurgu yaptı.

"Dersimiz Kudüs'ten önce, dersimiz İslam'a iyi çalışalım." diyerek gençlere tavsiyelerde bulunan Görmez, Dertleri Kudüs iken, derslerinin Kur'an, İsra ve miraç olması gerektiğini belirtti.

"KUDÜS'ÜN İNANÇ, İTİKAT MUKADDESAT BOYUTU VAR"

Allah'u Teala'nın insanlığa getirdiği dinin bekasının, 3 önemli ilkeye ve prensibe dayandığını kaydeden Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birincisi inanç esasları itikat. Dinin bekası, öncelikle inanç esaslarının bekasıyla kaimdir. Tevhit, mead, nübüvvet, öncelikle bunlar Allah inancı, tevhid inancı, İslam inancının devamı öncelikle buna bağlı. İkincisi mukaddesat. Kutsiyet kutsal kavramı, İslam'da önemlidir. El-Kuddüs sadece Rabbimize ismet edeceğimiz bir sıfattır ve zamana ve mekâna kutsiyeti sadece o verir. Sadece Allah'ın kutsal dediği kutsal olur. Onun dışında hiçbir şey kutsal olmaz. Kutsiyetin kaynağı El-Kuddüs olan Rabbimizdir. Üçüncü önemli kavramımız şeairdir. Şeair, Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincimizi diri tutan şuur demektir. Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincimizi diri tutan simgeler, semboller demektir. Bazıları Kudüs'ü sadece tarih üzerinden bize anlatıyor doğru değildir. Kudüs'ün bir inanç boyutu var, bir itikat boyutu var. Kudüs'ün bir mukaddesat boyutu var, bir kutsiyet boyutu var. Yani dinin bekasının üzerinde bina edildiği bir mukaddesat boyutu var, birde bir şeair boyutu var, bir simge, sembol boyutu var. Kudüs bize kıyamet sabahına kadar büyük anlamlar taşıyan büyük simgeler ifade ediyor. Mescid-i Aksa ve Kudüs aynı zamanda tarihle ilgili bir olay değil, istikbal ile ilgili bir olaydır. İşte bu üç kavram üzerinden okuduğumuzda, yani itikat üzerinden okuduğumuzda tevhid, nübüvvet meadın bir parçası olarak karşımıza çıkar. Mukaddesat olarak okuduğumuzda, İslam'da kutsiyetin aslı olan 'El-Kuddüs'ün Ardul mukaddese' demiş olmasının biz müminler için büyük anlamı var. Ve bir de şeair boyutu var. Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincimizi diri tutan yönleri var. Bu sebeple bu üç boyutuyla gençliğin, Kudüs bilincine sahip olması son derece önemlidir.”

Görmez, "İslam'ın elbette bir de tarih boyutu var ama tarih boyutu sadece zamansal bir tarih boyutu değildir. Kudüs davası, sadece Hazreti Davud'un, Hazreti Musa'nın, Hazreti İsa'nın, Aleyhumusselam sadece Resul-ü Ekrem Hazreti Muhammed Mustafa'nın Sallallahu Aleyhi Vesellem davası değil, bütün Peygamberlerin davasıdır. Kudüs Hazreti Davud'un mihrabıdır. Kudüs, Hazreti Süleyman'ın minberidir, Hazreti Zekeriya'nın, Hazreti Yahya'nın kendilerini adadıkları ibadet mekanıdır. Kudüs, Hazreti Musa'nın mekanıdır. Kudüs, Hazreti İsa'nın doğduğu yerdir. Kudüs, Hazreti Meryem'in adandığı yerdir ve Kudüs Resulü Ekrem Hazreti Muhammed Sallalahu Aleyhi Vesellemin ashabıyla birlikte ilk kıble olarak ilan ettiği ve daha sonra da ebedi kıblegahımızla ebediyen ayrılmayacak şekilde birleştirdiği ve Müslümanlara emanet ettiği bir mukaddestir." diye belirtti.

Zaman zaman Kudüs'le ilgili tartışmaların içerisinde herkesi gönülden yaralayan bir hususun olduğunu belirten Görmez, "Bu kadar ayet, bu kadar hadis, bu kadar itikat, bu kadar mukaddesat, bu kadar şeair ile ilgili apaçık bir çerçeve çizildiği halde, Kudüs ve Mescid-i Aksa'yla ilgili bazen garip akademik yorumların İslam'ın nezdinde zerre kadar bir değeri yoktur, onlara asla itibar etmeyiniz bunu açıkça ifade etmek istiyorum. Kutsiyetin ve mübarekliğin gerekçesi tarih boyunca insanlığın bu mekanlarda aynı zamanda vahiyle buluşmasıdır. Yerle ve göğün buluştuğu noktadır. Hani şair, Kudüs için 'Gökte yapılıp yer yüzüne indirilen şehir.' ifadesini kullanır. Müslümanların Kudüs davası, Kudüs'ün ilahi bir emanet olarak kıyamet sabahına kadar bütün insanlığın mübarek mekânı olarak kalmasını sağlamak içindir. Kudüs davası, oranın bütün müminler, bütün insanlık için bir sadakat sığınağı, bir barış yurdu olmasını sağlamak içindir." ifadelerini kullandı.

Son olarak gençlere seslenen Görmez, "Ruhunuzda ve kalbinizde taşıdığınız yüce dinimiz İslam'ın bütün insanlığın istikbali için bir umut olduğunu unutmayın. Ve dersimiz Kudüs'ten önce, dersimiz İslam'a iyi çalışalım. Derdimiz Kudüs devam etsin. Derdimiz Kudüs'ken, dersimiz Kur'an olsun. Dersimiz İsra olsun, miraç olsun, sonra dersimiz Kudüs olsun. Dersimiz Kudüs'le beraber yeniden Kudüs bilincini, arkadaşlarımızla, dostlarımızla, kardeşlerimizle inşa edelim. Ve bunu sadece bir protesto, dünyaya sadece bir imaj, bir reklam bir propaganda olsun olarak asla düşünmeyelim." tavsiyelerinde bulundu.

>> Ebubekir Atilla

Ebubekir AtillaEbubekir Atilla

YORUMLAR