Röportaj
Giriş Tarihi : 19-05-2021 17:27   Güncelleme : 19-05-2021 17:27

Hastane Koridorlarından Sahnelere Uzanan Yolculuğun Hikayesi

Koronavirüs salgınında polikliniklerde ve yoğun bakım servislerinde günlerini geçiren sağlık çalışanlarından şüphesiz her birinin farklı bir hikayesi buluyor. Hemşire Ayfer Kölük ise bunlardan biri. Ayfer Hemşire önlüğünü çıkardıktan sonra, sahneye çıkarak izleyicilerine sanat aşılıyor.

Hastane Koridorlarından Sahnelere Uzanan Yolculuğun Hikayesi

Hastane koridorlarından sahneye uzanan serüvenin başrol oyuncusu Ayfer Hemşire bu haftaki konuğumuz oldu. Ayfer Kölük bizlere Tiyatroyu “Tiyatro oyununda oynamak benim için bambaşka bir tecrübeydi. Aslında birçok sanat dalının sentezyen bir branş olduğunu fark ettim.” Sözleriyle özetledi.

Kendinizden kısaca bahsedebilir misiniz?

Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Hemşirelik Bölümü'nden 1995'te mezun oldum. 44 yaşındayım. Memleketim Malatya'da göreve başladıktan sonra Sağlık Bakanlığı bünyesinde UMKE gönüllüsü olarak görev aldım ve Hayata Bağış Derneği'nin Malatya Temsilciliği görevini üstlendim. Malatya extrem dağcılık ve doğa sporları derneğinin de yönetim kurulu üyesiyim. Hemşireliğin yanı sıra birçok alanda kendimi sanat alanında geliştirmeye karar verdim. Resim ve müzik kurslarına gittim, tiyatro eğitimleri aldım. Uzun yıllardır tiyatro oyunlarında sahne aldım, kentte çekilen birçok film ve dizide de oyunculuk yaptım.

Tiyatro sizde nasıl bir etki bıraktı?

Tiyatro oyununda oynamak benim için bambaşka bir tecrübeydi. Aslında birçok sanat dalının sentezyen bir branş olduğunu fark ettim. Tabii ki zorlukları var ama o alkışları duymak bambaşka bir şey. Çok yoruluyorsunuz, çok emek veriyorsunuz, tansiyonumun yükseldiği zamanlar oldu ama o alkışı duyduğunuz zaman sanki kendinizi dünyanın hakimiymiş gibi hissediyorsunuz. Gökyüzündeyim ve bütün gözler benim üzerimde, bambaşka bir şey sahnede olmak. Kamera önünde şansız var ama tiyatro gerçekten bambaşka.

Mesleğiniz ile tiyatro oyunculuğu arasındaki ilişkiyi kısaca anlatabilir misiniz?

 Hastanede yoğun şartlarda çalışıyoruz. Hemşirelik sırasında fedakarlık gösteriyoruz ve insanların hayatını kurtarıyoruz. Hayat kurtarmak çok farklı bir şey. Aynı zamanda UMKE gönüllüsü olarak Suriye ve sınır kentlerinde ve deprem bölgelerinde görev aldım. Mesleğimiz gerçekten çok zor ama hayat kurtarmak inanılmaz güzel. Hayat kurtardığınız zaman yaşadığınız heyecanın benzerini sahnede de yaşıyorum. Alkışı almak bambaşka, kendinizi dünyanın merkezindeymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Bu durum çok özel ve güzel. Çevremdeki herkese de hobi edinmeleri ve sanata yönelerek bu özel ve güzel dünyayı tavsiye ediyorum.

Tiyatro ile nasıl tanıştınız?

İşimi de başka şeyler üretmeyi de çok seviyorum. Yan flüt çalıyorum, aynı zamanda resim yapıyorum. Sanatın birçok dalıyla uğraşırken bir şeylerin eksik olduğunu fark ettim. Kendi sınırlarımı zorlamak istedim, aslında bunu herkese tavsiye ediyorum. Sonra Yeşilyurt Belediyesi bünyesinde tiyatro eğitmeni Ömer Konakçı hocamızın açmış olduğu kursa başvurdum. O kursla birlikte de tiyatroyla ilgilenmeye başladım. Herkes bir şeylerle uğraşsın. Kendileri için fırsat ayırsınlar. Aynaya baktıklarında ‘Bu ben miyim, ne olabilirim?’ diye sorsunlar. İnanın aslında herkesin içinde çok güzel cevherler var. Denesinler, asla vazgeçmesinler

Ebubekir Atilla – Haftanın Röportajı