Yazar
Giriş Tarihi : 22-07-2020 18:49   Güncelleme : 22-07-2020 18:49

HALFETİYE YOLCULUK

Eski evlerin bulunduğu sokaklar beni her zaman çok etkilemiştir

HALFETİYE YOLCULUK
Eski evlerin bulunduğu sokaklar beni her zaman çok etkilemiştir. Her eski evlere baktığımda acaba bu evde kimler yaşadı ve nasıl hikayeleri oldu gibisinden düşünceler kafamda dolaşır. Yıkık evler gördüğümde ise nice hikayenin bir yığın olduğunu düşünürüm. Eğer bir ev yıkılmışsa anlaşılan o dur ki yıllardır o eve kimse girmemiş demektir. Deprem, Sel gibi bir afet olmadığı sürece yıkılan bir evin sebebi yalnızca kimsesiz kalması olabilir. İçinde yaşayanlar ile birlikte yıllara meydan okuyan evler sakinlerinin kendini terk etmesi ile canını teslim edercesine kendini toprağa bırakır evlerin ölümü de bu şekilde olur diye düşünüyorum. Peki evler yıkılmadığı halde nasıl ölür? 17 tane köy düşünün, yüzlerce yaşayan insan binlerce yıllık hikayeleri olan köyler. Düşünsenize yüzlerce yıldır dedeleriniz ve siz  o topraklarda doğup büyümüşsünüz o topraklarda aşık olmuşsunuz yine o topraklarda yaşayıp bir kısmını ebediyete teslim etmişsiniz. Bugün o 17 köyün hikayesi bambaşka bir hikayeye dönüştü. İnsanlar artık o topraklarda tarla ekip biçmiyor. Yine o topraklarda artık insanlar koşup yürümüyor. O topraklarda artık tekne turları yapılıyor. Halfeti de 17 köyün sular altında kalmasıyla birlikte o bölgenin yaşantısı dahi bambaşka bir hal aldı. Devletimiz tarafından verilen yeni yerlerde yaşamlarına devam eden halk artık o bölgede turizm sektörünün bir parçası oldu. İlçeye gelen yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapan halk tekne turları ile yetiştirdikleri ürünleri satarak restaurant işleterek geçimlerini sağlıyor. O topraklarda yine tarım hayvancılık yapılıyor ancak sular altında kalan köyler yerine farklı bölgelerde devam ediyor. Fırat’ın serin sularına selam duran o dağlar binlerce yerli ve yabancı turistin beğenisini kazanıyor. Nice hikayesini sular altında bırakmış köyler bugün yeni hikayelerini geçmiş hikayelerini özlemle seyrederek yeniden yazıyor. Sizlerde hikayelerinizi sular altında bırakmış bile olsanız onları hatırlayıp bir gül yaprağı gibi kitaplarınız arasında kurutmayı unutmayın. İnanları hayata bağlayan şey hikayeleridir. Kimi zaman gülerek hatırlanan bir hikaye en güzel komedi dizisinden daha çok güldürür. Hatırlanan  bir gözyaşı ise en hüzünlü filmi solda sıfır bırakır. Çünkü yapay değildir enin hikayendir.Hikayelerinizi unutmayın hatta yazın. Hikayelerle biz varız. Geçmişin zincirlerine vurulmadan ama geçmişi bilerek  geleceğe koşarsak çok güzel yeni hikayeler yazabiliriz.   Selam Ederim.