Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
30 HAZİRAN Perşembe 23:17
Advert

Advert

Güçlü Devlet Vurgusu

Göç etmeye mecbur bırakılan Türkmen Hazaralar’la ilgili konuştuğumuz Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neslihan Durak önemli, açıklamalarda bulunarak güçlü devlet olmaya dikkati çekti.  Durak, “Güçlü liderlere sahip olmak sadece ülkemiz açısından önemli değil, bütün Türk İslam beldeleri için çok önemli. Çünkü yaptığımız eylemin bedelini ya da mükâfatını sadece kendi ülkemiz elde etmiyor bütün İslam dünyasını etkiliyor. Bu yüzden güçlü Türkiye demek güçlü Türk İslam dünyası demek, o sebeple şuanda Türkiye’nin liderine, devletine, milletine çok iyi sahip çıkması, hepimizin bilinçli hareket etmesi lazım.” dedi 

Genel
Giriş Tarihi : 31-07-2018 02:44   Güncelleme : 31-07-2018 02:44
Güçlü Devlet Vurgusu
Ülkelerinden zorla göç etmeye maruz bırakılan ve vicdan açısından da yarayan bir kana olarak karşımıza çıkan Türkmen Hazaralar’a dair önemli açıklamalar yapan Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neslihan Durak konuya dair: “Allah öncelikle kimseyi vatanından etmesin. İnsanın dünyadaki her halde en hazin hüsranı vatansız olmasıdır. Annesiz, babasız yapılabilir ama vatansız yapılamaz. Hazarlar da bu gruptan. Vatanlarından olmuş, gittikleri yerleri biri kendilerine vatan belleyememiş gruplar maalesef. Ben bunlar üzerine bir takım çalışmalar yapıyorum. Çok önemli sıkıntılar yaşanıyor. Göç edenlerden belki ülkemize gelenler biraz daha şanslılar çünkü biz merhametli bir coğrafyadayız, merhametli insanların olduğu bir coğrafya bu coğrafya. Elbette ki münferit kötülerimiz çıkacaktır ama mümkün olduğunca hiç kimse bu coğrafyada açlıktan ölmez. Buna hiç sağduyulu insan müsaade etmez. Diğer coğrafyalara açılanların şartları kötü duruma düşüyor, kadınlar istismar ediliyor, çocuklar uyuşturucu mafyalarının elinde istismar ediliyor. Aile bütünlükleri tamamen ortadan kaldırılıyor, soy sop mezhep tamamen ortadan kalkıyor. Küresel güçler Afganistan’ dan ellerini çekmediği sürece bu problemler devam edecektir. Orada kişisel gayretlerle yapılacak bir sonuca varılacağı kanaatinde değiliz.   Ne zaman Afganistan dünya konjektöründe önemini kaybederse o zaman Afganistan rahat eder. Bu önemi de yüzyıllardır hiç kaybetmedi. Çünkü oranın coğrafi konumu sahip olduğu bir takım yer altı zenginlikleri, jeopolitik önemi söz konusu. Bunlar küresel güçler için son derece önem teşkil etmektedir. Yüzyıllardır orayı takip ettiğimizde küresel güçlerden hangisi güçlüyse oraya muhakkak sahip olmak istemiştir.  Bu bazen Rusya bazen de İngiltere bazen de Amerika olmuştur ama muhakkak güçlü olan orayı kontrol altında tutmak istemiş. Bu kontrolünde en iyi yolu ya mezhepsel olarak bölmek ya da ırk farklılığını ortaya atıp bölmek, bunları da gayet güzel uygulamışlardır.  Şuanda Hazaralar’ da 40 yaşının üzerinde erkek nüfus çok az,  çocukların babaları, amcaları, dayıları öldürülmüş durumda. Geçen sene yeniden bir göç dalgası geldi bunlar basına fazla yansımıyor. Bu göç dalgasına baktığınız zaman yeniden orada istismarlar, kaçırılmalar söz konusu.  Dünya ne kadar iyi olsa sizin ülkenizde yaşadığınız o kötü şartlardan daha iyi olamaz. Bir hanımın iki çocuğunu alıp göç etmesi ne kadar zor. Buraya Gelen hanımlara ‘Siz yerinizi bırakıp neden geldiniz?’ diye sorduğumuzda ‘Eşimi öldürdüler bende namusumdan, canımdan korktum.’ dedi. Bir diğeri de ‘eşimi kaçırdılar nereye kaçırdıklarını bilmiyorum, sıranın bana gelmesini bekleyemezdim.’ dedi. Bakın ne kadar acı bir tablo. Bu göçler uçak biletini alıp gelmek değil, sınırlar aşılarak yapılan göçler. Bunlar sefillikle, günler süren göçler, büyük bir kısmının yollarda zayi olmasıyla sonuçlanan göçler.  Botlarla göç etmeye çalışıyorlar ve sonucu hüsran oluyor. Hâlbuki yüksek meblalar ödüyorlar bunun için, bir ekmek bulmazken ömrünü o parayı, bot parsını biriktirmeye adıyor. Aslında deniliyor ki ‘Yunanistan’ a gidersen kurtulacaksın.’ Onun için de içinde mazlumlar ölecekleri bot için para biriktiriyor.  Sefilliklerine sefillik katıyorlar ve yollarda da başlarına gelenleri görüyoruz. Ama bunun farkında bile değiller zannediyorlar ki parayı veren herkes mutluluğu yakalayacak, çünkü gidenlerin durumundan haberleri yok.  Oradaki her bir insanın hayatı inanın roman olur.” ifadelerine yer verdi. “TÜRKİYE’NİN LİDERİNE, DEVLETİNE, MİLLETİNE ÇOK İYİ SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR” Prof. Dr. Durak daha sonra insan haklarına değinip, şunları söyledi. “Avrupa’daki, Amerika’daki sanatçılar,  ileri gelen medyatik kişiler insan haklarının savunuculuğunu yaparak oraları geziyor, bununla insan kurtarılmaz. Oralarda kadının, çocuğun maruz kaldığı durumları görünce bu insan hakları nerede diyoruz. Kadın hastanede yatarken kimliğine bakıyorlar Hazara deyip onu hastaneden dışarı atıyorlar. ‘Bu Hazara kâfirdir, burada yatmamalı, buraları kirletmemeli.’ deyip tecavüz edip, kadın pazarlarına satıyorlar, bunlar yapılırken nerde bu insan hakları? Ya da 89 yaşında çocukla 50 yaşındaki adam evlendirilirken nerede bu insan hakları? Hamt olsun Atatürk gibi bir lidere sahip olmuşuz.  Biz Atatürk sayesinde birçok imkâna kavuşmuşuz. Kadınlar açısından özellikle, eğer bugün dinimizi rahatlıkla yaşayabiliyorsak, namusumuzu koruyabiliyorsak, ayaklarımızın üzerinde durabiliyorsak Mustafa Kemal Atatürk’ e çok şey borçluyuz. O coğrafyada onun büyüklüğü konuşuluyor. Zaten Atatürk de bunun farkında ve bunun için 21. yüzyılda Afganistan’ la iletişim kurmaya çalışmış.  Oralarda mutabakatlar kurulmuş, destek olunmuş, oraların yüceltilmesi için. Bu gün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bu meselelerin farkında ve o da bu desteğini sürdürmekte, bu çok gurur verici bir şey. Burada güçlü lider olmak demek güçlü bir devlet olmak demek. Sadece Türkiye açısından önemli değil, işimiz gereği ülkeleri gezmeye gidiyoruz, buralarda Türkiye’nin güçlü olması demek oraların güçlü olması demek. ‘Eğer sıkıntımız olursa bizim büyük devletimiz buna müdahale eder, bize sahip çıkar.’ deniliyor. Bu ne kadar güzel bir duygu nitekim güneydeki Arap ülkelerinin bir büyük bir kısmı bu durumu böyle gördü. Bu bakımdan güçlü liderlere sahip olmak ülkemiz açısından sadece bu devletin vatandaşı olarak önemli değil, bütün Türk İslam beldeleri için çok önemli o yüzden bir fert olarak hepimizin çok önemli sorumluluğu var. Biz aslında çok özel bir misyon yüklenmiş durumdayız.  Yani sadece kendi ülkemizin kalkınması değil bizim meselemiz, yaptığımız eylemin bedelini ya da mükâfatını sadece kendi ülkemiz elde etmiyor bu aslında bütün İslam beldelerin, bütün İslam dünyasını etkileyen bir durum. Bu yüzden güçlü Türkiye demek güçlü Türk İslam dünyası demek,  güçlü Türkmenistan, demek güçlü Kırgızistan demek. O sebeple şuanda Türkiye’nin liderine, devletine, milletine çok iyi sahip çıkması gerekiyor, hepimizin çok şuurlu, bilinçli hareket etmesi lazım.”   Hanife Sarı (Özel Haber)  
AdminAdmin

YORUMLAR