Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
28 MAYIS Cumartesi 22:05
Advert

Advert

Göç Sempozyumu Düzenlendi

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından ‘Dünden Yarına Teopolitik Boyutlarıyla Göç Sempozyumu’ düzenlendi. Programın açılışının ardından Kongre ve Kültür Merkezinde, Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından   “İslam Medeniyetinde İlim Göçü”  konulu konferans verildi.

Kültür & Sanat
Giriş Tarihi : 13-05-2022 17:22
Göç Sempozyumu Düzenlendi

Prof.Dr. Görmez, konferansında mülteci konusunu işleyerek şu ifadeleri kullandı. “Özellikle seçilen konunun İslam medeniyetinde göç, teopolitik yönleriyle göç konusunu, İslami kaynaklar ve referanslar çerçevesinde ele alacağımız bu sempozyumun açılışında sempozyum bildirilerinin içerisinde pek çok de tebliğin sunulacağı önemli bir konuyu sizlerle paylaşacağım. İslam medeniyetinde ilim göçü. Ancak konuya girmeden önce birkaç küçük mukaddimem olacak.  Birinci mukaddimem zaman zaman ülkemizde nüks eden, ülkemizde hicret eden muhacirlerle ilgili tartışmalar var.  Öncelikle bu tartışmalarda İslam politikaları göç yönetimi ile ilgili tartışmalar bir tarafa, fakat milletimizin vicdanına sığınan, bizim merhametimizi sığınan mazlumların konumuna tartışmayı ve ikisini de birbirinden ayırmamız gerektiğini sözlerimin  başında ifade etmek istiyorum.  İnsanlığın vicdan yükünü yıllar yılıdır omuzlayan Aziz bir milletimiz var.  Bu aziz milletin yıllardır gösterdiği bu Ali Cenaplığa, bu birliğe gölge düşürecek şekilde göç tartışmalarına girmeyi doğru bulmadığını ifade ediyorum.   Toprakların bir çocuğu olarak, bu ülkenin ilmi hayatında dini manevi hayatına az çok  katkıda bulunan bir birey olarak şahsen milletimizin Alicenaplığına gölge düşürecek şekilde tartışmalarla girmeye doğru mu bulmadığımı ifade etmek istiyorum.  Bu tartışmaları yaparken özellikle vicdanımızın ve merhametimizi mülteci konumuna düşmesini önlemek lazım. Başkalarının bize mülteci olarak sığınması başka bir şeydir.  Bizim bedenimizde ve ruhumuzda vicdanımızın ve merhametimizin mülteci haline dönüşmesi ayrı bir şeydir.  Buna izin vermemiz lazım. En büyük mahremiyet Vicdan ve merhametin bizim bedenimizde ve ruhumuzda mülteci konumuna düşmesidir.  Albayrak’taki Hilal'i görmesi büyüktür Elhamdülillah bu hilalin gölgesinde her mazluma yer vardır.  Bu bilinçle bu konuşmaları bu tartışmaları yapmamız gerekiyor. Siyasi mülahazalar penceresinden değil bu tartışmaları yaparken Rabbimizin göğsümüze yerleştirdiği Vicdan ve merhamet tecrübe penceresinden daima meseleyi değerlendirmeliyiz.  Eğer Vicdan bizi birleştirmez se her şey bizi ayırır.  Eğer Merhamet bizi birleştirmese her şey bizi parçalar. Bugün hamd etmemiz lazım. Akdeniz’i bir mülteciler mezarlığına dönüştüren Milletler ve ülkeler arasında değiliz. Oralarda olmadığımız için daima Cenabı Allaha da hamd etmemiz lazım. Tabii ki bunları yaparken Ayrıca bize hicret edenlerle birlikte, birlikte yaşama ahlakı hukuk üzerinde durmamız lazım.

ALEM, YARATICININ YERYÜZÜNDEKİ ŞAHİTLERİDİR

Benim birinci mukaddimem, güncel göç tartışmaları ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.  2. mukaddimem yine,  İslam medeniyetinde ilim göçü, alimlerin hicreti üzerine durmadan önce, önce İslam medeniyetinde alim tasavvuru üzerinde birkaç cümle sarf etmek istiyorum.  Çünkü ilim göçünün ne manaya geldiğini anlamak için İslam medeniyetinde alim tasavvurunu bilmemiz gerekiyor.  İslam medeniyetinde Alim tasavvuru ve Alem tasavvuru ve ilim tasavvuru aynı tasavvurdur.  Bunları biz birbirinden ayıramayız. Alim Alamet kökünden gelir ve Allah'ın varlığını şahididir. Alem de öyle aynı kökten gelir.  Onu da aynı Alamet kökünden gelir ve Alem bütün eczalarıyla bütün aletleriyle yaratıcının varlığının ve vahdaniyetinin yeryüzündeki şahitleridir.  Dolayısıyla önce kendi ile bir ilişkisi vardır. Halim ile Adem arasında kendi ile ilişki vardır. Her ikisi birlikte Yüce Rabbimizin yeryüzündeki varlığının ve de vahdaniyetinin ve de ulûhiyetinin şahitleridir. 

BÜTÜN ÂLEMLER ALİMİN VATANIDIR.

Onun için bizim farklı bir alem tasavvurumuz var. Bunun farkında olmamız gerekiyor.  Bizim bir Alim öldüğünde sarf ettiğimiz bir cümle vardır. Bazen hadis olarak mutlu edilir hadis değildir ama hadislerden süzülmüş bir ifadedir.  Çünkü Her alim Bir alemdir.  Alimin ölümü Onun için bir alemin ölümü gibidir.  Ayrıca İslam açısından meseleye baktığımızda İslam aleminin sahip olduğu misyonun evrensel bir boyutu var. Bizim Rabbimiz rabbilalemin bizim Peygamberimiz rahmetenlil Alemin  bizim kitabımız, hüden lil alemin. Sadece alem de değil, alemin diyor. Alemler.  Sadece bir tek alem yok alemler ver Aslında alim bütün alemlere hitap eder. Bütün alemlere hitap etmesi gerekir.   Sebeple Alim ile alem arasındaki bu ilişki sebebiyle İslam medeniyetinde İlim ve Alim hiçbir zaman mekan ile sınırlandırılamaz. alim Tabiatı icabı bütün aleme hitap ettiği için bütün Alem alimin yurdudur. Bütün âlemler alimin vatanıdır.  Onun için biz alimi Herhangi bir yer ile sınırlayamayız.

A.Vahap Kaygusuz – Ali Nihat Yavuz 

Hanife YiğitHanife Yiğit

YORUMLAR