Yazar
Giriş Tarihi : 09-12-2020 18:01   Güncelleme : 09-12-2020 18:01

Gelmiş, Gelecek ve Geçmiş

Evet, gelmiş, gelecek ve geçmiş hem çatışma hem kucaklaşma evreni… Bu kapsamda genellikle yaşlılar ve çocuklar ya da gençler pek anlaşamaz

Gelmiş, Gelecek ve Geçmiş
Evet, gelmiş, gelecek ve geçmiş hem çatışma hem kucaklaşma evreni… Bu kapsamda genellikle yaşlılar ve çocuklar ya da gençler pek anlaşamaz. Hepsi kendi zamanını örnek göstererek yaşamak ister. Bazen de yeri gelir hepsi bir olur genellikle üzücü veya ailenin tümünü ilgilendiren neşeli olaylar veya durumlar karşısında. Yaşlılar hep geçmişi yad ederken gençler ve çocuklar ise hep gelecekten bahsetmek ister. Bunun nedeni ise yaşıtları gereği daha doğrusu bizim hafızamıza kaydettiğimiz ‘yaşlanınca ölünür’ kavramı ile birlikte ölümün kokusunu aldıkları için hep geçmişte yaptıklarına yapamadıklarına yönelmek içinde bulunduğu bu duygudan kopmak ister. Çocuklar ve gençlerde hep yaşayacaklarmış gibi hiç ölmeyeceklermiş gibi ya da ölüm vaktinin yaşlanınca olacağı olgusuna kapıldıkları için hep geleceğe takılıp kalır. Gelecekte ne yapacağına şimdiden karar verir, hayal kurar ama geçmişi hiç düşünmez bırakın geçmişi içinde bulunduğu anı bile yakalayamayanlar var. Bu yüzden hep yaşlılar ile çocuklar veya gençler didişip durur. Bu sadece günümüz kuşaklar arası çatışma, kucaklaşma değil insanoğlu var olduğundan beri bu durum bu şekilde devam edip gitmiştir ve gidecektir de… Gelmişi gelecek ve geçmiş dedik evet gelmiş, gelecek ve geçmiş arasındaki çatışmada ise kimi kaybediyor kimi kazanıyor. Bakıyoruz çevremize çocukluğunu doyasıya yaşayamayanlar büyüdüklerinde de büyüklüklerini yaşayamaz hep çocukluklarına takılıp kaldıkları için geleceği ön görmez hep yaşadıklarını bir başkasına yaşatmak ister ki bazen bu ileri safhaya kadar gidebiliyor. Mesela çocukken dayak yiyen biri yetişkin olunca bir adam öldürebilir veya daha başka şeyler peşine düşüp hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını zindan edebilir. Öte yandan çocukken sevgi bağları arasında yaşamını idame eden biri gelecekte de aynı şeyi bir başkasına bir başkasına yaşatabilir. Gelmiş, gelecek ve geçmiş arasındaki bağı bu yüzden olumlu yönden kör düğüm etmeliyiz. Kördüğüm etmeliyiz ki kimse açamamalı o kördüğümü ama onun varlığı da hep hissedilmeli, hayatımızı bir şekilde devam ettirebilmek adına. Bu gelmiş, gelecek ve geçmişte dikkat etmemiz gereken en önemli husus olarak karşımıza çıkmakta. Gelmiş, gelecek ve geçmiş bazen geçmişi gelmişte, gelecekte yaşamak isteriz. Bu yüzden bazen sembolik ürünleri geleceğe gelmişe taşırız muhafaza ederiz hazine gibi koruyup kollarız. Bizim için önemlidir geçmişimiz, bütün çıplaklığıyla yansıtır bize, bir filim şeridi gibi gözümüzün önünden geçmişimiz akar gider o sembolik ürüne baktıkça. Hikâyelere boğarız kendimizi geçmişte yaşadıklarımızı allar pullar iyice süsledikten sonra gelmişe geleceğe sunarız, bir bir anlatmak isteriz geçmişimizi. Belki geçmişi gelmişte görür gelmiştekini kucaklarız sıkı sıkı sarıp sarmalarız. Bize iyi geliyordur çünkü… Vel hasıl lafı dolandırmamak gerekirse gelmiş, gelecek ve geçmiş bağı çok güçlü olmalı bir kişinin. Geçmişini bilmeyen kendini de bilmez derler bu sebeple olsun hayata daha iyi sarılmak için olsun yada hayattaki başarımızı arttırmak, şükretmek için olsun en önemlisi de kendimiz için olsun kim olduğumuzu unutmayalım. Geçmişi de yaşatıp geleceği de yaşayalım.