Kültür & Sanat
Giriş Tarihi : 28-08-2018 18:49   Güncelleme : 28-08-2018 18:49

Çocuklukları Bozulmuş Çocukların Hikâyesi  “Bırakma Beni” ile Sinemalarda

12 Eylül’de sinemaseverlerle buluşacak olan ve filmin yönetmenliğini üstlenen Aıda Begıć’in  “Bu film, şehirlerimizin sokaklarında gördüğümüz ancak genelde görmezden geldiğimiz çocukların hikâyesi.” diye tabir ettiği sinema filmi ve ayrıntılarını filmin sponsorluğuna ortak olan Beşir Derneği Malatya Temsilcisi Abdulvahap Yiğit ile konuştuk…

Çocuklukları Bozulmuş Çocukların Hikâyesi  “Bırakma Beni” ile Sinemalarda
Sinema filmidir bazen insana insan oluğunu hatırlayan bu doğrultuda “Bırakma Beni”  de insanların vicdanına hitap etmeye geliyor. 12 Eylül’de sinemada yer edinecek olan “Bırakma Beni” adlı sinema filmini filmin sponsorluğuna ortak olan Beşir Derneği Malatya Temsilcisi Abdulvahap Yiğit ile ele aldık. “ÇOCUKLAR HAYATI, İNSANLARI TEKRAR SEVMEK İÇİN GEREKEN GÜCÜ KENDİLERİNDE BULUYOR” Saraybosna’da doğan, Saraybosna Sahne Sanatları Akademisi’nden yönetmenlik alanında mezun olan, Mezuniyet filmi Prvo Smrtno Iskustvo (İlk Ölüm Tecrübesi)’ni çeken, uzun metrajlı filim Snıjeg (Kar)’ i çeken, bağımsız bir yapım şirketi olan Film House’un kurucusu, Djeca (Sarajevo Çocukları) Album adlı kısa filmin sahibi Aıda Begıć’ in yönetmenliğini üstlendiği uzun metrajlı film kategorisine giren “Bırakma Beni” ile ilgili konuşan Beşir Derneği Malatya Temsilcisi Abdulvahap Yiğit: “Aslında bu filmin içeriğini filmin yönetmeni daha iyi anlatmış ondan başka kimse de bu kadar güzel anlatamaz bu yüzden notu olduğu gibi okumakta fayda var. Aıda Begıć film için söylediği şeyler şunlar; ‘ Bu film, şehirlerimizin sokaklarında gördüğümüz ancak genelde görmezden geldiğimiz çocukların hikâyesi. Onların acıları, fakirlikleri ve yalnız olmaları etraflarını bir görünmezlik örtüsü gibi sarıyor ve bu örtü, onları zalim dünyamızın gözlerinden maalesef gizliyor. İsa, Ahmed ve Motaz; Türkiye’de yaşayan Suriyeli erkek çocuklardır fakat bunlar aynı ya da benzer deneyimleri yaşamış, herhangi bir ülkeden herhangi çocuklar da olabilirlerdi. Çocuklukları bozulmuş ve altüst olmuştur ancak kesintiye uğramamıştır. Mevcut hayat şartları ne olursa olsun onların ihtiyaçları, dünyanın herhangi bir yerindeki çocuklarla aynı; oynamak, hayal kurmak, sevilmek ve korunup kollanmak… Bu çocuklar sarsılmış ve yaralanmış olsalar da hayatı ve insanları tekrar sevmek, birbirlerini yeniden sevmeye başlamak için gereken gücü ve güzelliği kendilerinde buluyor. Yetimler, bu dünyada karşılaşabileceğiniz en narin ve hassas insanlardandır. Onlara karşı davranışlarımız, onların dünya, adalet ve sevgi anlayışlarını şekillendirir. Yetimlerin sorunlarını sadece para ile çözemeyiz, onlara sevgi ve ilgi göstermemiz gerekir. Çekimler sırasında böyle narin ve hassas bir toplulukla baş etmek, onları kırmadan, incitmeden çekimleri tamamlamak oldukça zor bir iş oldu. Ekibimizde on üç farklı ülkeden gelen insanlar vardı. İnsanların, benim bilmediğim iki dili konuştuğu bir filmi yönettim ama her şeye rağmen tek bir vücut gibi çalıştık. Bu süreç insanlığa olan umudumu ve eğer istersek aramızdaki duvarları kırabileceğimize olan inancımı perçinledi” ifadelerine yer verdi. FİLMDE YER ALAN KARAKTERLER Sözlerine filmde oynayan çocukların hayat hikâyeleri ile devam eden Yiğit dernek olarak filme olan katkıları için de: “İsa, (14) annesi öldükten sonra Suriyeli mülteciler için kurulmuş olan Şanlıurfa’daki bir yetimhaneye gönderilir. Orada Ahmed (11) ve Motaz (10) ile pek de sıkı olmayan bir dostluk kurar. Ahmed’in babası Suriye’de kaybolmuştur ancak Ahmed, bir gün babasıyla buluşacağına olan inancını hiç kaybetmemiştir. Ahmed, aynı zamanda bir gün muhakkak yıldızının parlayacağını hayal eder. Böylece babası onunla gurur duyacaktır. Motaz’ın ise annesi yeniden evlenmiş ve onu yetimhaneye bırakarak terk etmiştir. Motaz, bir ses yeteneği yarışmasına girmeyi istemektedir. Böylece annesinin onu fark edeceğini ve geri alacağını ümit etmektedir. Birbirlerine çok da düşkün olmayan bu üç erkek çocuk, meşrepleri ve istekleri bakımından çok farklı olsalar da ortak bir noktada buluşurlar. Üçünün de yegâne amacı, yetimhaneden kurtulmak ve yeni bir hayata başlamaktır. Bu hedefe ulaşabilmeleri için öncelikle biraz para kazanmaları gerekmektedir. Bunun üzerine çocuklar tarihi Balıklıgöl çevresinde gelen ziyaretçilere kâğıt mendil satmaya başlarlar. İşler gayet yolunda gitmektedir, adeta küçük bir işletme gibi para kazanmaya başlamışlardır. Derken çocukların gelişmeye başlayan bu küçük işletmesini, İsa’nın borçlu olduğu Karaca, tehlikeye sokar. Karaca, mahallenin serserisidir. Çocuklar bu zorluk karşısında birbirlerine dayanmak ve kenetlenmek zorunda kalırlar. Hayatlarını mahvedebilecek tehlikeler, onların sevgi, dostluk ve umut bulmaları için birer vesile olur.  “Bırakma Beni” filmi, Derneğimizin yürüttüğü kapsamlı bir proje olan Yetim Projesi çerçevesinde çekildi. Dernek, dünya genelinde yetimlere yardım etmekte ve onların ihtiyaçları ile toplumdaki yerleri hakkında kamuoyunun bilinçlendirilmesi için çalışmaktadır. Filmin hazırlık aşamasında Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Akçakale’de yer alan mülteci kamplarının ve mülteci ve yetim çocuklar için açılan yetimhanelerin büyük çoğunluğu ziyaret edildi. “Bırakma Beni” filminin senaryosu, yüzlerce yetimle yapılan atölye çalışmalarını ve röportajlarını içeren bir yıllık araştırma sürecinin sonucu olarak ortaya çıktı. Filmin kadrosunu gerçek hayattaki Suriyeli yetimler oluşturuyor ve senaryo onların hayat hikâyeleri, duyguları, hayalleri ve umutları üzerine kuruldu.” sözlerini kullandı. “BIRAKMA BENİ” YETİM ÇOCUKLARIN SAVAŞIN O KARANLIK PSİKOLOJİSİNİ ATMALARINDAN SONRA KAZANDIKLARI ÖZGÜVENLE ÇEKİLEN FİLM” Yiğit daha sonra: “Gönüller yapmaya geldik” sloganıyla dil, din, ırk, mezhep ayırmaksızın tüm insanlığın içinde bulunduğu durumlara çare arayıp buna yönelik çeşitli yardım faaliyetleri gerçekleştiriyoruz. Beşir Derneği, Türkiye genelinde 255 temsilciliğiyle kamu yararına hizmet veriyor. Gıdadan sağlığa, eğitimden kültüre, giyimden barınmaya kadar pek çok yardım çeşidi ayni veya nakdi olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Ayrıca savaş mağduru yetim çocuklar için sosyal, kültürel ve ekonomik projeler yapan Beşir Derneği, son olarak Suriyeli yetim çocukların mağduriyetini anlatan “Bırakma Beni” filminin yapımcılığını üstlenmiştir. 7 milyarı aşan dünya nüfusunun içerisinde 2,2 milyar çocuk bulunmaktadır. Bu çocukların 200 milyondan fazlası ise yetimdir ve bu nüfus gittikçe artmaktadır. Bu artışların en büyük sebebi elbette savaşlardır. 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş sebebiyle 800 binden fazla çocuk yetim kalmıştır. 2016 AFAD verilerine göre Türkiye’de bulunan Suriyeli yetim sayısı ise 53 bindir. Resmi olmayan verilere göre bu rakam 80 bin civarındadır.  Beşir Derneği de bu veriler doğrultusunda, başta Türkiye olmak üzere dünyadaki tüm yetimler adına çeşitli projeler geliştiriyor. Bu kapsamda, kendisi de bir savaş mağduru olan 2 Cannes ödüllü yönetmen Aida Begiç ile bir sanat atölyesi kuran Beşir Derneği, bu atölye ile yetim çocuklara psikolojik iyileştirme sağlamayı amaçlıyordu. Yetim çocukların muhteşem bir başarı göstererek savaşın o karanlık psikolojisini atmalarından sonra kazandıkları özgüvenle, Türkiye’de ve dünyada yetimler adına farkındalık oluşturmak amacıyla çekilen Bırakma Beni filminin hikâyesi başlamış oldu. Atölyedeki 350 yetim çocuğun hikâyesiyle başlayan serüven, bir filme dönüştü ve savaş mağduru yetim çocukların kendi hikâyelerini yine kendileri canlandırarak tüm dünyaya anlattıkları Bırakma Beni, böylece ortaya çıkmış oldu” şeklinde konuştu.   Hanife Sarı (Özel Haber)