Malatya Sonsöz Gazetesi – Malatya'nın En Çok Okunan Gazetesi - Malatya Haber
HV
30 HAZİRAN Perşembe 23:42
Advert

Advert

BU DÜNYA SOĞUK

Bu dünya soğuk Rüzgar genelde ters yöne eser Limon ağaçları kurur Bahaneler hep hazır Güzel günler çabuk geçer Zarifoğlu Bu dünyanın içimizi ısıtamayacağını ve sıkıntıların peşimizi bırakmayacağını ve de imtihanların olacağını çıkardım bu şiirden

Yazar
Giriş Tarihi : 23-07-2018 01:54   Güncelleme : 23-07-2018 01:54
BU DÜNYA SOĞUK
Bu dünya soğuk Rüzgar genelde ters yöne eser Limon ağaçları kurur Bahaneler hep hazır Güzel günler çabuk geçer Zarifoğlu Bu dünyanın içimizi ısıtamayacağını ve sıkıntıların peşimizi bırakmayacağını ve de imtihanların olacağını çıkardım bu şiirden. İnsanların çok bahaneci olduğunu ve gönlümüzden ayrılık rüzgarların hiç kesilmeyeceğini anladım ben, bilmiyorum.. Aslında anlatmak istediğinin “ahretin gerçekliği” olduğu geldi bana. Biz ahir zaman Müslümanlarıyız ve işte biliyorsunuz dünyaya fazlaca aldanıyoruz. Şöyle söylemek istiyorum; Osmanlı zamanında, son dönemlerini kastetmemekle birlikte, İslam hüküm sürüyordu ve çoğunluk böyleydi. Ama şuanda, yani Cumhuriyetten beri “Batıcılık” almış başını gidiyor. Ve şuan çoğu şeyimiz; hayat tarzımız, yememiz, içmemiz, giyim kuşamımız vs… hep Batı! Düşünme, düşünce tarzımız hep Batı; televizyonlarda hep Batı özentiliği var ve Batı tarzı hayat tarzı da odak noktasında! Eğer sen Batılılara  ayak uyduramazsan dışlanıyorsun onlarca. Okullarda da bu şekilde eğitim verildi. Zaten bizim eğitim sistemimizi düzenlemek için de zamanında Cumhuriyet devrinde Batıdan adam getirildi. Dindar kesim namaz kılıp Kur’an da okuyor ama çoğu şeyi Batıdan aldığı için de bunların içinde İslam’a uymayan da birçok şey var. İşte bu da "Modern Müslüman'da " ister istemez çelişkiye yol açıyor. Bunu nasıl anlarız biliyor musunuz? Osmanlı insanının hayatını doğru bir kaynaktan inceleyince. Her neyse ben çırpınınca bir şey değişmeyecek. Ve insanlara öyle işledi ki bu hal… Farketmiyoruz aykırılıkları.Çünkü özümüzü unuttuk biz. Ayrılıklar gelip hayatımızın baş koşesine oturdu. Aykırılıklarla bütünleştik. Dedik ya olan oldu, biz neresinden kurtarırız diye düşüneceğiz. Hani en azından biz bazı şeylere gayret edersek belki ufak tefek kendimimizi koruruz. Ama bunun vebali bu Batıcılığı bize zorla getiren adamlarda. Hayır anlamıyorum ki bizim mis gibi halis mulis medeniyetimiz, gelenek göreneklerimiz var zaten. Tabiiki bu idelojinin altında saf bir niyet yok. Bizim onlardan bilim, bilgi alınmasına bir laf dedigimiz yok ki. Maalesef bu alanda yeni yeni toparlanmaya başladık, şuanki seviyemiz de onlara göre binde bir. Adamlar dünyayı yonetiyor, teknoloji anlamında. Kısaca demek istedigim şuydu; biz kendi özümüzden, değerlerimizden ayrılmadan da başarılı olabiliriz. Bunun ornekleri var tarihte: Osmanlı Devleti dünyada hem siyasi anlamda hem bilim anlamında hüküm sürdü yüzyıllarca ve bunu kendi oz değerlerinden ayrılmadan yaptı. Hatırlarsanız şöyle bir şey deniyor hep tarih derslerinde; işte o zaman insanlar çok dindar ve gelenek göreneklerine bağlı. Batıyı istemiyorlar Batıcılığı istemiyorlar. Ama bunlar diyor ki bizim bu işi kabul ettirebilmemiz için sabırlı olmamız lazım, yavaş yavaş kabul etmelerini, alışmalarını bekleyeceğiz. Yoksa birden verirsek çok tepki toplarız ve anlarlar, işte bakın! Allah aşkına Batı kendi haline acıyor. Toplum artık kendini yenileyemiyor. Aile kavramı yok. Şu... bu… Eee onlar zaten bunalıma depresyona girmiş, adamlar Yalnızlık Bakanlığı kurmuş. İslamiyet olan bir yerde, İslam medeniyeti olan bir yerde hiç Yalnızlık Bakanlığından söz edilebilir mi? Tabii İslam doğru yaşandığı müddetçe. Çünkü taklitçi İslami hayat buna eş değer değil. Neyse efendim, zor işler, ALLAH selamet versin. Selam, dua, esenlik dilekleriyle…  
AdminAdmin

YORUMLAR