Ekonomi
Giriş Tarihi : 08-04-2021 19:01   Güncelleme : 08-04-2021 19:02

Borçlanarak Değil Üreterek Zenginleşen Ülke Olmalıyız

CHP Ekonomi Masası Heyeti Malatya'da esnaf temsilcileriyle buluştu. Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ekonomiyi nasıl gördüklerini anlatmak ve ekonomiyle ilgili sorunları dinlemek üzere kenti ziyaret ettiklerini söyleyerek, “Borçlanarak değil, üreterek zenginleşen bir ülke olmamız lazım. Dolayısıyla iç ve dış tasarrufları betona değil, üretime ve döviz kazandıran faaliyetlere yönlendireceğiz" dedi

Borçlanarak Değil Üreterek Zenginleşen Ülke Olmalıyız

Gerçekleşen ziyarete CHP Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü Ve Ekonomi Masası Başkanı Faik Öztrak, CHP genel Başkan Yardımcısı ve Malatya milletvekili  Veli Ağbaba,  İstanbul Milletvekilleri s  Akif Hamzaçebi, Turan Aydoğan ve Gökan Zeybek, Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Edirne Milletvekili   Okan Gaytancıoğlu, Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Hatay Milletvekili   Mehmet Güzelmansur,İzmir Milletvekili Bedri Serter  ve Chp İl Başkanı Enver Kiraz ve Partililer katıldı. 

Programda konuşan CHP  Milletvekili Faik Öztrak, ülke olarak zor günlerden geçtiğimize dikkat çekerek, “ Aslında Cumhuriyet Halk Partisinin ‘Ekonomi Masası’ 2018 yılında Türk Ekonomisi iyice bocalamaya başladığında Genel Başkanımızın talimatıyla kurulmuştur. O gün bugündür, Türkiye’yi dolaşıyoruz. Memleketin sorunlarıyla ilgili sorunları üretmeye çalışıyoruz. Sizleri de dinleyerek sorunlarınızı da dinlemeye gayret ediyoruz. Çözüm önerileri sunuyoruz. Bugüne kadar baktığımızda hem sanayicilerimiz hem çiftçilerimiz hem de esnaflarımız için emeklilerimiz, apartman görevlilerimiz için birçok tedbir paketini önermişiz. Ama bunlara ya duymazdan gelinmiş ya dikkate alınmamış ama bir süre geçtikten sonra bizim söylediklerimizin haklılığı anlaşıldığında bu uygulamalar hükümet tarafından hayata geçirilmeye çalışılmış.  Türkiye’nin sıkıntısı yeni başlamış bir sıkıntı değil. Türkiye 2007 yılında patinaj yapmaya başladı. 2013’te patinaj zirveye kadar çıktı. Ondan sonra yeniden aşağı doğru kaymaya başladı. 2013 yılında Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılası 950 milyar doları geçmişti. 2020 yılında Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılası 710 milyar dolara düştü. Bu gerçekten çok sıkıntı yaratan bir durum. Tabii öncelikle bunun arkasında ne sıkıntı var, diye bakmak lazım. Bence sıkıntılardan birincisi ve en önemlisi Türkiye’nin yanlış büyüme stratejisidir. Benimde içinde olduğum dönemde 2001 yılında ülke bizden önce krize girmişti. Sonra biz iş başına geldik. O dönemde bir program ürettik. Bütün dünyada da güven uyandıran bir program oldu. Programın adı ‘Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’ydı. Bu geçiş lafının altını çizmek isterim. Bu programın 2006-2007 yılında istikrara kavuştuktan sonra ekonominin sanayiye dayanarak bir stratejinin belirlenmesi gerekiyordu. Biz bunu söylediğimizde birçok insan karşımıza çıktı. Bütün dünya artık hizmetlerle büyüyor. Sanayiye dayalı büyüm paradigması artık bitti. Hâlbuki böyle bir şey yok. Siz ülke olarak sanayileşmede belli bir eşiği geçeceksiniz ki ondan sonra hizmetler sektöründe büyümeye başlayasınız. Ama maalesef bu bizde böyle olmadı. Bunun acısını da 2013’de Amerikalılar biz artık para basmayacağız dedikten sonra çekmeye başladık. Hatırlayacaksınız bütün odaların katılımıyla Türkiye’de 2011 yılında 2020- 2023 hedefleri açıklanmıştı. Türkiye 2023’te 2 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılası olacaktı. Buna göre de bu yıllarda bizim gayri safi yurt içi hasılamızın 2020 yılında 1 trilyon 600 milyar dolar civarında olması lazımdı. Neredeyiz 700 milyar dolar demek ki bir şey yanlış. Hatta hatırlarsanız biz o zaman gayri safi yurt içi hasıla için 2 trilyon dolar az demiştik. Türkiye’nin potansiyeli bunun çok daha üstünde bir büyümeye imkân verir demiştik. Ama olmadı. Ve bugün öyle gözüküyor ki 2023 yılında 2 trilyon dediğimiz gayri safi yurt içi hasıla onun yarısı bile olamayacak.  İşsizliği yüzde 5’e düşüreceğiz, demiştik. Ama öyle gözüküyor ki işsizlik, söylenenin 2 katı olacak yüzde 10 olacak, bir ekonominin doğru yönetilip yönetilmediğinin en büyük göstergesi ne kadar iş yarattığıdır. 2019 yılında Türkiye’de bırakın iş yaratmayı 600 bin kişi işini kaybetmiş. 2021 yılında 1 milyon 200 bin kişi işini kaybetmiş. İş falan yarattığımız yok. Dolayısıyla büyüme stratejisinin yanlış olduğunu gösteriyor Bütün bunlara baktığımız zaman burada Türkiye’nin ciddi bir dönüşüme ihtiyacı olduğu kesin. Ama bunun yanında Türkiye'nin artık bu borçlanma ile ekonomik şişirme modelinden vazgeçip üreterek ekonomi büyüme modeline geçmesini ihtiyaç var. Ciddi bir sanayileşme hamlesine geçmesine ihtiyacı var. Ciddi bir ihracata dönük uyumaya ihtiyacı var. Övünüyoruz ihracat rekoru kırdık diye. İhracat zaten her ay rekor kırıyor. Ama bin dolar arttığı zaman övünmenin bir anlamı yoktur. Türkiye'nin potansiyeli belli o potansiyeli en iyi siz biliyorsunuz. Bu potansiyelinin yeterince kullanıldığını düşünüyor musunuz?  Onun için Türkiye hızla verimliliği atılmalı. Eğitimin üretimin ihtiyaçlarına göre geliştirmeli. Bu arada Türkiye artık başka şeyler de yapmalı. Fırsatlardan yararlanmaya fırsatlardan yararlanmak için önce Siz kendi sanayimizi esnafınızı çiftçimizi ayakta tutmanız lazım. Bütün bunların yanında bütün dünya bunu yapmaya çalışıyor. Amerika'nın verdiği teşviklere bakıyorlar. Bir de Bizim verdiğimiz teşviklere bakın. Pandemi sürecinden verdiğimiz teşviklerle esnafımızın sanayimizin çiftçimizin ağzını burnunu kırdırarak çıkacağız. Bunlar nasıl mücadele edecek. Pandemi sonrasında esnafı ayakta tutan ülkeler bu pandemiden den galip olarak çıkacak. Sanayiye indiğim zaman bana böyle görmüyorum. Eğer Dünyada kendi kaderimizdeki ülkeler arasında en düşük ülke sıralamasında 2. iseniz bu işten Galip çıkamazsınız.” Dedi.

SADIKOĞLU 115 ÜLKEYE KAYISI İHRAÇ EDİYORUZ

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ise yaptığı konuşmada, Sanayiciye verilen desteklere dikkat çekerek, “ Sanayi ve teknoloji bakanlığımızca 2020 yılında bölgemize 40 milyonTL kamulaştırma kredi desteği sağlandı. Böylece 28 farklı parsel olmak üzere 600 bin m2 alanın kamulaştırılması gerçekleşti. Göreve geldiğimiz 2018 yılının akabinde, 2019 ve 2020 yıllarında 720 bin m2’lik alanı kapsayan 36 adet yer tahsisi gerçekleştirdik. Sanayi parsellerimiz şehrimiz, insanımız için çok önemli. Bu nedenle yer tahsislerindeki ilk önceliğimiz firmanın sağlayacağı istihdam sayısı. Bu noktada alışıldık düzenin tersine, bize gelen taleplerin dışında, şehrimize yüksek istihdam sağlayabilecek firmaları gidip kendimiz davet ediyoruz. Nitekim şu an yer tahsis ettiğimiz firmaların 14 tanesi üretim safhasına geçti. 750 milyonTL yatırım harcaması ile kurulan bu tesisler şu an yaklaşık 5 bin kişilik istihdam sağlamış ve 70 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiş durumda. Faaliyete geçen bu fabrikaların yanı sıra yapımı devam eden üretim tesisleri var. Bunlardan 12 fabrikamız üretime geçme aşamasında, geri kalan 10 firmamızın inşası devam ediyor. Bu firmalar da üretime geçtiğinde yaklaşık 7.000 istihdam daha sağlanacak ve toplamda 12.000 kişilik artı istihdam sağlanmış olacak. Sanayimizin en büyük problemlerinden biri arıtma sorunuydu. Günlük 80.000 m3 kapasiteli yeni arıtma tesisi ihalesini yakın zamanda gerçekleştirerek inşasına başladık.  252 milyon TL bütçeli tesis tamamlandığında Türkiye’nin en büyük arıtma tesislerinden biri olacak.  bu sayede osb kaynaklı çevre kirliliğinin önüne geçilirken, arıtma yetersizliği sebebiyle yer tahsisi yapamadığımız büyük sanayi kolları faaliyete geçecek ve sanayimizin önü açılacaktır. Malatya denilince akla kuşkusuz ilk gelen ürün kayısı. Türkiye'deki 17 milyon kayısı ağacından yaklaşık 8 milyonunun bulunduğu kentimizde, 50 bin civarında aile geçimini bu üründen sağlıyor. Ayrıca hasat döneminde binlerce kişi kayısı hasatında çalışmak için çevre illerden Malatya’ya geliyor. Bu da Malatya kayısısını bölge açısından önemli kılıyor. Ülkemiz ekonomisi için stratejik bir ürün olan kayısı, Türkiye’nin Avrupa coğrafi işaret belgesi olan 4 ürününden birisi. Malatya TSO olarak, aldığımız bu ab coğrafi işaret ile ilgili 81 ilin valiliklerine, belediye başkanlıklarına, oda ve borsalarına yazılar göndererek farklı bölgelerde yetişen ürünlerin “Malatya kayısısı” adıyla satışının önüne geçmek için girişimlerimiz sürüyor.Dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 85'inin yapıldığı Malatya’mızdan 115 ülkeye kayısı ihracatı var. 2019 sezonunda; 96 bin ton kuru kayısı ihraç edilerek 252 milyon dolar gelir elde edildi. 2020 sezonunda; 110 ülkeye 90 bin ton kuru kayısı ihracatı gerçekleştirilerek 266 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Bir önceki yıla göre ihracat rakamlarımız düşse de döviz girdisi arttı. Özellikle 2020 yılında, dövizdeki hareketlilik ve TMO’nun kayısı alımına başlaması kayısımızın değer kazanmasında etkili oldu. Ülkemizde özellikle 1 ayda vaka sayılarında yaşanan büyük artış, toplum sağlığı açısından büyük endişe yaşamamıza neden oluyor. Elbette vaka sayılarındaki artışlara paralel olarak kısıtlamaların getirdiği ekonomik zorluklar da bir diğer endişe kaynağımız. Bildiğiniz üzere kent ekonomilerinin en önemli ayağını hizmet sektörü oluşturuyor. Getirilen kısıtlamalar ise yine en çok hizmet sektörünü etkilemekte. Salgın sürecinde devletimiz tarafından sağlanan kısa çalışma ödeneği, pandemi koşullarının yarattığı olumsuz tabloda işverenimiz ve çalışanları için bir can simidi niteliğindeydi. Malatya’da 5 bin 44 firma kısa çalışma ödeneğinden faydalandı. Yaklaşık 32 bin çalışana 255 milyonu aşkın ödeme yapıldı. Ancak nisan ayı ile birlikte son bulan destek süresinin yeniden değerlendirilerek devam etmesi işletmelerimiz için büyük önem taşımaktadır. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sn. Rıfat Hisarcıklıoğlu da geçtiğimiz günlerde bu doğrultuda bir açıklama yaparak, firmalarımızın normal çalışma düzenine geçinceye kadar kısa çalışma ödeneğinin sürdürülmesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Bizler de kısa çalışma ödeneği uygulamasının, mevcut işsizliğin artış göstermemesi, zorlukla ayakta duran işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi adına devam etmesini bekliyoruz. Aksi halde hem işveren hem de çalışanlar adına taşınması güç bir bilanço ortaya çıkacağının bilinmesi gerekmektedir.” İfadelerine yer verdi.

A.Vahap Kaygusuz – Ebubekir Atilla