Malatya
Giriş Tarihi : 11-04-2013 17:15   Güncelleme : 11-04-2013 17:15

Baris sürecinin gerekliligi anlatildi

Akil Adamlar Dogu Anadolu Heyeti üyeleri baris sürecinin neden gerekli oldugunu ve insanlarin görüslerini alarak Basbakan Erdogan’a ileteceklerini belirtti

Baris sürecinin gerekliligi anlatildi

Çözüm süreci kapsaminda olusturulan Akil Adamlar'in Dogu Anadolu Heyeti Il Genel Meclisi Toplanti, katilimcilari dinledi

“ESKI NOKTAYI YAKALAMAK ZORUNDAYIZ”

Cem Vakfi Genel Baskani Prof. Dr. Izzettin Dogan, “Eger daha fazla güçlenmek daha fazla iktidar sahibi olmak için yapiliyorsa o savaslar ismi ne olursa olsun mesru degildir. Bugünkü dünya düzeni de bunu teyit ediyor. Birlesmis Milletler sartiyla getirilen düzen sadece mesru müdafaa savaslarina müsaade ediyor, onun disinda savas kanun disidir. Böyle olmasina ragmen dünyanin her tarafinda görüyoruz insanlar çatisiyor ve savas her yerde devam ediyor. Genelde büyük devletlerin çikarlari  bu savaslarin çikmasini yada sona ermesini tarif eden yada sonlandiran nedenleri kendileri bularak bizleri de ikna etmeye çalisiyorlar ama biz uzun yillar devlet gelenegine sahip bir halk olarak, Türk’ü Laz’i, Çerkez’i, Kürd’ü, yasayan 27 etnik sitenin, Alevi’si, Sünni’si, Hristiyan’i,  Musevi’si,  farkli inançlarin birlikte baris içinde huzurla yasadigi yüzyillari tatmis olan insanlarin çocuklari olarak bugün yeniden eski noktayi yakalamak zorundayiz” dedi.

“BIRININ DIGERINI IKNA ETMESI SONUCU GEREKMIYOR”

Prof. Dr. Izzettin Dogan, sunlari söyledi: “Basbakan Erdogan’in bize verdigi barisa katki görevini büyük bir sorumlulukla yerine getirecegiz. Halki ikna etmek için büyük bir çaba sarf etmemiz gerektigine de inanmiyorum. Türk halki barisçil bir halktir. Yurtta sulh cihanda sulh bu devletin kurulus felsefesinin temelini olusturur. Yanlis yönetimler, politikalar anayasalarin kendi hükümlerinin siyasi iktidarlarca yeterince titizlikle uygulanmamasi nedeniyle Türkiye yeniden barisi arar hale gelmistir. Bunun basariya ulasabilmesi için baris sürecinin yani halkin çok büyük çogunlugunun yüzde 90’a yaklasan bir çogunluk tarafindan kabul edilebilmesi için bana göre yerine getirilmesi gereken çok önemli bir sart var. Akil adamlarin sizlere kadar gelip, sizleri ikna etmeye çalismalarindan öte, bu ülkede siyasi iktidarin ana unsurlarini olusturan siyasi partilerin bu konuda mutlaka bir masa etrafinda oturup tartismalari gerekiyor. Bunda yalniz basina birinin digerini ikna etmesi sonucu gerekmiyor. Ama bir masa etrafinda toparlanamiyorlarsa Türkiye’de bir baris sürecinin islemesi fevkalade zor olur. 63 tane akil adam degil 630 bin tane akil adami da seçip halkin yanina yollasaniz, yine de pozitif sürekli bir sonuca varmaniz zor olur. Eger iktidar partisiyle ana muhalefet partisi ve diger siyasi partiler Meclis’te bir masanin etrafinda oturup bu konuyu tartismiyorlarsa.  Burada üzülerek görüyoruz ki iktidar yeterince bilgi vermedigi, ana muhalefet ise kendisine bilgi verilmedigi için konusma olanagi bulunmadigini istikametinde iddialar ileri sürmektedirler.”

“BIR DAVULCUNUN BILE TÜRKIYE’YI BIR BIRINE KATABILECEGINI GÖRDÜGÜMÜZ HASSAS KONULAR”

Izzettin Dogan, “Bir diger husus biz simdi örtüyü fazla kaldirmadan Basbakan neyi söylüyor ‘her seyden önce su silahlari susturalim, silahlar sussun, akan kan dursun, ondan sonra her seyi baris içinde müzakere ederiz’ diyorlar. Bizde bu yaklasima saygi gösterdik. Ben 22 yila yakindir, üniversitedeki kürsümü ve diger tüm ugraslarimi bir tarafa birakarak, Türkiye’de inanç özgürlügünün yasalar önünde gerçek ölçüde saglanmasi için bir mücadeleyi yürütürken Basbakan Erdogan güzel de bu Türk Kürt meselesinin halledilmesine tabi ki destek olacagiz, neye gücümüz yetiyorsa. Ama peki bu Alevi Sünni ayrimini da bu güne kadar akan kanlarin her zaman da, Sürgü de bir davulcunun bile Türkiye’yi bir birine katabilecegini gördügümüz hassas konularin halli de bu baris sürecine girmez mi acaba diye sormadim. Ilk defa da burada huzurlarinizda söylüyorum. Türk Kürt olayinin halline iliskin açilacak olan kapi ümit ediyorum ki Alevi Sünni ayrimini ortadan kaldiracak sekilde ve Alevi yurttaslarin anayasal haklarinin esitliklerinin saglanmasi gündeme süratle gelir. Belki o zaman ikinci bir akiller heyeti kurulabilir diye” seklinde konustu.

TESEV’in Yönetim Kurulu Baskani Egitim Bilimleri Mühendisi ve Isadami Can Paker, Can Peker, müzakerelere müdahale edecek bir siyasi grup olmadiklarini belirterek,   sunlari aktardi: “Biz sadece kendi aralarinda dahi çok farklilik gösteren, gerek kisi gerekse siyasi olarak çok farklilik gösteren insanlariz. Türk toplumunun son yillarda geçirdigi evrim, artik eski degerlerle vadesi geçmis öngörülerle yasamasini imkansiz kiliyordu. Türkiye fert basina milli geliri 12 bin dolari gelmis bir ülke. Anadolu’daki halkin hizla kalkindigi, is sahibi oldugu, yatirim yaptigi ve hizla modernlestigi bir ülke, geçmis asirlarda kalmasi gereken böyle bir etnik kavgayi tasiyamaz.”

“INSAN HAKLARI MESELESIDIR”

Can Paker, “Meseleye temel olarak insan haklari olarak bakmamiz lazim. Hangi insan haklarindan mahrum biraktik biz Kürt vatandaslarimizi onu düsünmemiz lazim. Bu haklari insan haklari olarak verilmesinin herhangi bir mahsuru ne olabilir bunu düsünmemiz lazim. Bence Kürt meselesi Türkiye’de diger meselelerde oldugu gibi bir insan haklari meselesidir. Acaba Kürtleri ve diger etnik gruplari insan haklari temelinde yasatabiliyor muyuz. Böyle bir anayasamiz olabilecek mi, bireysel haklari herkese taniyabilecek mi? 1996’da TBMM’ye demokratiklesmeyle ilgili bir rapor verdik. O günden bu güne Türkiye demokratiklesmede çok yol aldi. Daha eksigimiz var, suna inaniyorum ki bu baris süreci sona erdigi, Türkiye bir iç savastan uzaklastigi zaman demokratiklesme süreci çok daha hizli yürüyecektir” diye konustu.

Avukat Sibel Eraslan, “Bu bir süreç. Ben kimsenin disarda birakilmamasi taraftariyim” dedi.

“HIÇ KIMSE ÖTEKILESMESIN”

Zübeyde Teker, sunlari bildirdi:  “Tutuklu Hükümlü Siyasi Dernegi Federasyonu’nun baskanligini yapiyorum. Her seyden önce insan haklari savunucusuyum, demokratik çözümde en çok israr edenim.  Çünkü 901 yillik asimilasyon politikalarini bizi getirdigi yer her birimizi bir digeri için ötekilestirdi, her birimiz aci çektik. Herkes aci çekti aci çekmeyen yok. Bu acilari sonlandirmak bir çare bulmak için buradayiz. Baris derken, demokratik çözüm derken beklentimiz ne sorusuna kisa bir cevabimiz var. Bu ötekilesen bütün kimliklerin, inançlarin ötekilestirilmedigi, herkesin kendini rahatça ifade edebilecegi ortamlarin sunuldugu, insan haklari temelinde, insan hakkini esas alan yasalarin düzenlendigi bir çözüm, bir anayasa ve bir baris talep ediyoruz. Birinin digerine üstünlük sagladigi bir sistem istemiyoruz. Bu ülkede birçok kayip kusak var bedel ödeyen, zindanlarda, sürgünde askerde her sekilde bedel ödeyen kusaklar var. Artik hiçbir kayip kusak olamasin. Bundan sonraki nesiller bunlari yasamasin.  Kürt, Sünni, Alevi, Çingene veya dindar oldugu için hiç kimse ötekilesmesin. Agiz burun egilmesin, hurafeler üretilmesin, gittigi yerlerde sadece aklindan ve yüreginden sorumlu olsun. Kimliginden ötürü yargilanip onun üzerinden bir deger görmesin. Ürettigiyle yasattigiyla deger görsün diye demokratik çözüm istiyoruz.”

AK Parti Diyarbakir eski Milletvekili Abdurrahman Kurt, “ Yaralarimizin ortak oldugu düsünüyorum, ortak yaramizin adi da esitsizlik. Devlet sikayetleri dinlemeye baslamis, ondan sonra anlayan, sikayetleri çözen bir devlete dogru gidecek. Bu zorlu bir süreç. Hepimiz dindariyla Alevi’siyle her çesit kendini ötekilesmis hisseden insaniyla maalesef çok akilli yönetilmeyen bir devlet yüzünden yeryüzü cehenneminden geçerek geldik bu günlere, bunun hepimiz farkindayiz. Birde bu yaralari bilmedigi halde, sanki devleti elden gidecekmis gibi korkutulanlar, kaygilandirilanlar var. Onlar da bizim insanlarimiz, bir sekilde devlet parçalanir korkusuyla bu yasanan esitsizliklere duyarsizlastirilmasi saglanmisti. Biz bir birimizi dinlemeye, anlamaya geldik” seklinde konustu.

“90 YILDIR UYGULANAN BIR SIYASET PARADIGMASININ ÜRETTIGI BIR SORUN”

Mahmut Arslan, “Bu sorun Kürtlerden, Türklerden kaynaklanmadi, Alevilerden kaynaklanmadi, halkin dahili olmadan ortaya çikan bir sorun. Bu sorun Türkiye’de 90 yildir uygulanan bir siyaset paradigmasinin ürettigi bir sorun. Bir devlet anlayisinin, yaklasiminin ürettigi bir sorun. Bu bana göre simdi degisiyor, çok hizli degisiyor ve bu degisim bütün bölgesine örnek oluyor. Bu hiz ve ani degisimler bazilarini rahatsiz ediyor.

Mehmet Uçum, “Sayin Ilker Basbug, ‘Biz bunlari 5 kez bitirdik, 6’ncisinda yine çiktilar’ demedi mi? Asla da bitmeyecek. O zaman bu riski ortadan kaldirmak için bir yol bulunmussa, toplumun hayrina midir? Riskin ortadan kaldirilmasi için atilan adima yaklasmak gerekir” dedi.