Malatya
Giriş Tarihi : 17-07-2017 14:54   Güncelleme : 17-07-2017 14:54

Bagimliligin Profili Degisiyor!

Son yillarda bagimlilik profilinin degistigini, sosyo ekonomik düzeyi ve egitim seviyesi yüksek kisilerin madde bagimlisi oldugunu belirten uzmanlar, “Bu kisilerin en büyük sorunu bagimli oldugunun farkinda olmamasi. Maddeyi kontrollü olarak kullandigini ve istedigi zaman birakabilecegini düsünüyor oysa bu çok büyük bir yanilgi. Bagimlilik bir hastaliktir ve mutlaka tedavi edilmelidir” uyarisinda bulundu

Bagimliligin Profili Degisiyor!

Bagimlilikla ilgili profilinin son yillarda büyük degisiklik gösterdigini dile getiren Üsküdar Üniversitesi  Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmani Doç. Dr. Gül Eryilmaz,egitim seviyesi yüksek, yönetici konumundaki kisilerin madde bagimlisi oldugunu söyledi.

 

BAGIMLILAR AMA FARKINDA DEGILLER!

 

Bu kisilerin bagimli olduklarinin farkinda olmadigini, bu nedenle tedavilerinin geç basladigini kaydeden Doç. Dr. Gül Eryilmaz, sunlari söyledi:

“Eskiden sokaklarda yasayan evsiz ve kimsesiz kisiler madde kullanirken günümüzde is sahibi, egitimli kisilerin madde kullaniminda artis gözlendi. Bu kisiler de bagimli olmaya basladi, bu da özellikle sunu getirdi: Ben onlar gibi degilim, ben bagimli degilim diye düsünüyorlar. Böyle olunca bu tipler daha bagimli oldu. Kendi durumlarini kavramalarini geciktirdi. Kisiler egitimli olmalarina, bilinçli ve pek çok imkana sahip olmalarina karsilik kafalarindaki bu algi nedeniyle tedavide gecikiyorlar, erteliyorlar ve kabul etmeleri çok zor oluyor. Oysa bagimlilik her kesimden kisinin basina gelebilecek seker ve tansiyon gibi bir hastalik” diye konustu.

 

YAKINLARINI IKNA ETMEK IÇIN UZMANA BASVURUYORLAR

 

Bu kisilerin agirlikli olarak kendi istekleriyle degil isler içinden çikilmaz hale gelince hastaneye basvurduklarini ifade eden Eryilmaz, “Ailesi ya da esi baski yapinca geliyorlar. Buraya gelme amaçlari da yakinlarini ikna etme istegi. Bagimli olmadigini düsünüyor, istedigi zaman maddeyi kullanmayacagina birakacagina yakin çevresinin kendisi için gereksiz yere endise yasadigina inaniyor. Oysa bu dogru degil. Bagimlilik kriterinin süreyle bir ilgisi yok, kriter su: Bir kisi bir maddeyi giderek daha fazla dozlarda aliyorsa maddeye ulasmak için hem sosyal hem maddi olanaklarini daha fazla kullaniyorsa birakmak isteyip de defalarca birakamama öyküleri varsa bunlar bagimlilik kriterleri. Önceden ne kadar içiyordun, simdi ne kadar içiyorsun? Daha artmis bir miktar var mi? Sen buna ne kadar vakit ayiriyorsun? Cevaplar yukari dogru yükselen bir egriyi gösteriyorsa o kisi bagimlidir” diye konustu.

 

KISA ZAMANDA HAZZA ULASMAK ISTIYORLAR

 

Madde bagimlisi olan sosyo ekonomik düzeyi yüksek ve egitimli kisilerin bagimlilikla mücadelede yapmalari gereken seyin önce bagimliliklarinin farkinda olmasi gerektigini ifade eden Doç. Dr. Gül Eryilmaz, “Bir kisinin bagimliligini kabul etmesi ilk asama. Sosyo ekonomik düzeyi ve egitim seviyesi yüksek profil oldukça fazla. Çalisan üniversite mezunlari, kendi evi var, beyaz yakali dedigimiz kesim. Bunlarin kapali gruplari var, diger beyaz yakalilarla beraber kullaniyorlar. Sosyal bir aktivite olmus. Bir diger profil CEO düzeyinde çok çalisan sürekli seyahat eden, bu bilginin gizli kalmasi gerektigini düsünen, neredeyse hayati tek basina götüren, kendisiyle ilgili disariya hiçbir bilgi vermeyen kisiler. Bir de hepimizin çevresinde bulunan doktor, avukat, ögretmenlerden olusan gruplar var. Bu kisiler genellikle çok kolay bulunamayan, daha uyarici, tek doz alimlarda daha uyarici olabilecek, performans ya da zevk artirici maddelere yöneliyorlar. Bu kisiler haz pesinde kosuyorlar, çok kisa zamanlari var, hazza ulasmalari gerekiyor. Bu da çok kolaylastirici bir sey” diye konustu. Doç. Dr. Gül Eryilmaz, sosyo ekonomik düzeyi yüksek ve egitimli kisilerin hayattan pek çok konuda zevk almis ve yeni arayislar içinde bulunan, kisa yoldan hazza ulasmak isteyen ya da performansini artirmak istedikleri için madde kullanimina yöneldiklerini ifade ederek “Bir kismi da hayatindaki stresle basa çikmak için madde kullaniyor. 20’li yaslar ile 35 yas arasindaki kisiler. Üretken dönemde olan insanlar. Azimsanacak kadar az degiller” diye konustu.

 

AILELER KONTROL EDEMIYOR

 

Dünyada da durumun benzer oldugunu ifade eden Doç. Dr. Gül Eryilmaz, bu grubun çevrelerinde etkili kisiler oldugunu belirterek “Aileler kontrol edemiyor. Bu kisiler sözü geçen insanlar oluyor. Bu isi hallederim ben deyince aileler ikna oluyor. Ailelerin daha pasifize oldugu bir grup bu” dedi.

Bu kisilerin tedavi süreçlerinin daha uzun oldugunu ifade eden Doç. Dr. Gül Eryilmaz, “Bu kisiler tedaviye geç basliyor. Kabullenmeleri daha zor oluyor, tedavi uygulamalari da daha zor oluyor” dedi.

Madde bagimliligina eslik eden psikiyatrik rahatsizliklarin da oldugunu ifade eden Doç. Dr. Gül Eryilmaz, “Psikiyatrik hastaliklar kimi zaman madde kullanimindan önce oluyor kimi zaman da madde kullanimindan sonra ortaya çikiyor. Madde kullananlarda psikiyatrik hastalik görüyoruz çünkü maddenin kendisi içerdigi kimyasal maddeler nedeniyle psikiyatrik hastaliklara yol açiyor. Ayrica bir baska grup var psikiyatrik hastaligi olmasina ragmen üzerine madde kullaniyor. Bir de kazara madde alanlar da var. Yani panik ataklari var tesadüfen alkolün iyi geldigini kesfediyor. Hiçbir tedavi görmemis, alkolle rahatliyor. Bakiyorsun alkol bagimlisi olmus” diye konustu.