Malatya
Giriş Tarihi : 22-09-2017 15:14   Güncelleme : 22-09-2017 15:14

Anoreksiyanin Temelinde Anne-Kiz Çatismasi Yatiyor

Yeme bozuklugu olarak bilinen anoreksiya en fazla ergenlik döneminde ortaya çikiyor ve kadinlarda erkeklere oranla 20 kat daha fazla görülüyor. Anoreksiya nervozanin psikiyatrik hastaliklar içerisinde intihardan sonra en fazla ölüme neden olan hastalik oldugunu belirten uzmanlara göre, hastaligin temelinde kisinin 3-6 yas arasinda annesiyle yasadigi sorunlu baglanma problemi bulunuyor

Anoreksiyanin Temelinde Anne-Kiz Çatismasi Yatiyor

Yeme bozuklugu olan anoreksiyanin en fazla ergenlik döneminde ortaya çiktigini söyleyen Üsküdar Üniversitesi NPISTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmani Mahir Yesildal, bu hastaligin kadinlarda daha fazla görüldügünü belirtti.

BEDENE NARSISTIK YATIRIM YAPILIYOR

Anoreksiyanin üç temel özelligi oldugunu belirten Yesildal, bunlardan ilkinin hastaligin ergenlik döneminde ve kadinlarda daha fazla görülmesi oldugunu ifade etti. Bu durumun temelinde çocukluk çaginda anneyle yasanan sorunlu baglanma problemi bulundugunu ifade eden Yesildal, sunlari söyledi: “Genellikle bu hastalik ergenlik döneminde basliyor. Hastaligin en çok görüldügü yas 12 ile 25-30 yas arasi. Bunun sebebi biyolojik nedenler olabilir ama en temelde kisinin annesiyle yasamis oldugu sikinti ve çatismalarda saglikli savunma mekanizmalari olmadigi için bas edememesi ve buna bagli bedenine narsistik yatirimi yapmasi yani kendi bedenini mükemmellestirmeye çalisiyor. Bu da temelde çocukluk çaginda özellikle 3-6 yas arasinda anneyle olan iliskideki problemden, özellikle baglanma probleminden kaynaklaniyor. Çünkü bu hastalik, bati toplumunda daha çok görülen bir sey. Anne için kiz çocugu daha degerli. Kendi hayallerini, umutlarini hayal kirikliklarini kizi üzerinden yasamaya çalisiyor. Türkiye’de bireysellesme arttikça, toplumun sosyolojik yapisi degistikçe, anne-kiz baglanma biçimlerinin de bati tipi bir iliskiye döndügünü görüyoruz ve buna bagli anoreksiya vakalarinin arttigini görüyoruz.”

BEDEN KITLE INDEKSI, YÜZDE 15 AZALIYOR

Anoreksiyanin ikinci özelligin hastanin Beden Kitle Indeksi’nin yüzde 15 azalmasi oldugunu ifade eden Mahir Yesildal, bu kisilerin genellikle hastalik öncesi kilolu ya da hafif kilolu oldugunu kaydetti. Hastanin kilo vermesine ragmen kendini hala kilolu olarak gördügünü kaydeden Yesildal, “Beden Kitle Indeksi’nde alt sinirin 20 oldugunu varsayarsak % 15 oraninda azaliyor. 16-17’nin altina düsüyor. Buna ragmen hastada istah var, depresyondaki gibi degil, bu hasta sürekli yemeklerle ilgileniyor. Bu hastalar sürekli yemek tarifleri okurlar, evin çesitli yerlerine yemek sakliyorlar. Sofrayi kendileri kurmak istiyorlar ama kilo alirim kaygisi ve korkusuyla yemiyorlar” diye konustu.

KENDINI HALA KILOLU GÖRÜYOR

Hastaligin üçüncü özelliginin ise çok kilo kaybetmis olmasina ragmen hastanin kendini hala çok kilolu olarak görmesi oldugunu ifade eden Mahir Yesildal, “Kendinin kilolu oldugunu iddia etmesi, aksi gösterilmesine ragmen buna ikna olmamasi. Kendi bedeniyle barisik olmamasi” dedi.

Anoreksiyanin temelinde genetik bir faktörün oldugu konusunda kesin bir bilgi olmadigini ifade eden Mahir Yesildal, “Anoreksiyayla baglantili bir gen bulunmus degil. Ancak ailede annede, babada ya da teyzede anoreksik ya da bulumik yani yeme bozuklugu olan biri varsa bu çocuklarda yeme bozuklugu yani anoreksiya nervozanin ortaya çikma olasiligi yüksek oluyor. Ayrica manken, sarkici ya da sunucu gibi toplumun önünde olan ve bir yerde bedenleriyle para kazanmak zorunda olan kisilerde görüntülerini koruma kaygisi daha yüksek oluyor. Bunlar büyük risk altinda, zaten bu hastalik ilk çiktiginda manken hastaligi olarak tanimlaniyordu” diye konustu.

EN ÇOK ÖLÜME GÖTÜREN HASTALIK

Anoreksiya nervozanin psikiyatrik hastaliklar içerisinde intihar haricinde en fazla ölüme neden olan hastalik oldugunu ifade eden Dr. Mahir Yesildal, “Hastaligin kendisi ölüme sebep olabiliyor. Çünkü hasta yemeyince içmeyince kilo kaybina bagli kansizlik, kalp ritim bozukluklari ortaya çikabiliyor. Kandaki yag ve kolesterol oranlari degisebiliyor, metabolik yapi alt üst olabiliyor. Sodyum, potasyum kalsiyum gibi maddelerin miktari azaliyor. Kalsiyum azalinca kemik bunu kompanse etmeye çalisiyor. Kemik erimesi ortaya çikiyor, vücuda az su alininca sodyum miktari düsünce özellikle potasyum düsünce böbrekler iflas edebiliyor. Ciddi bir böbrek yetmezligi ortaya çikabiliyor. Bu hastalarda hipotermi yani vücut isisindaki düsmeyi çok sik görüyoruz. Genelde beslenmemeye bagli kabizlik çok görülüyor. Saç dökülmesi, saçlarda azalma, deri çabuk deforme oluyor” diye konustu. Anoreksiyanin iki alt tipi oldugunu belirten Mahir Yesildal, “Birincisi kisitli yemek yani istah var ama yemiyor. Ikincisi de tikinircasina yeme yani orada da bulimiyadan biraz daha farkli. Bir yeme atagi geliyor ama müsil kullaniyor, idrar söktürücü kullaniyor ya da çok yogun egzersiz yapiyor. Anoreksiya hastalarinin yarisi bulimik ataklar da geçirebiliyor yani tikanircasina yedikten sonra kendini kusturabiliyor. Anoreksiyada bu da görülebiliyor dolayisiyla iki hastaligin ayrimi çok da net degil” dedi. Bosanmis ebeveynlerin çocuklarinda anoreksiya görülme oraninin yüksek oldugunu ifade eden Mahir Yesildal, “Anne baba özellikle çocuk küçük yastayken bosandiklari zaman ve bu bosanma travmatik bir bosanmaysa bu çocuklarda da anoreksiya riski yükseliyor. Çocukluk döneminde herhangi bir problem yasamasa bile kendi hayatinda yasamis oldugu ayrilik, bosanma is yasantisindaki herhangi bir problem anoreksiyanin ortaya çikmasi için kolaylastirici bir rol oluyor” dedi.

MUTLAKA PROFESYONEL DESTEK ALINMALI

Anoreksiya oldugundan süphelenilen kisi için yapilacak ilk seyin profesyonel destek almak oldugunu ifade eden Dr. Mahir Yesildal, “Bu kisi kilo kaybediyor ama hala diyet pesinde. Hiç geciktirmeden profesyonel destek alinmali. Burada da tedavinin çesitli asamalari var. Eger Beden Kitle Indeksi ciddi sekilde 15’in altina düstüyse o zaman hastaneye yatirmak, genel bir dahiliye servisine ya da yogun bakim servisine yatirarak hastanin metabolik tablosunun düzeltilmesi gerekiyor. Anoreksiya tedavi edilmezse ölümcül hale gelebiliyor. Ancak burada hastalar kilo konusunda çok duyarli bu nedenle mutlaka psikiyatrik destek saglanmali. Bu hastalar agizdan yemeyi reddediyorlar, ailenin yasal onamiyla beraber damardan besleniyorlar. Bu hastalarin servis içinde durmadan hareket ettiklerini görüyoruz, aldiklari kalorileri bir an önce yapabilmek adina ve çok sik tuvalete gidip idrar yapmaya çalistiklarini görüyoruz. Sonra hemen gelip tartiliyorlar ve kilolarinin düstügünü görmek istiyorlar. Bu nedenle mutlaka psikiyatri ile beraber ortak hareket etmek gerekiyor” diye konustu. Anoreksiyanin psikiyatrik belirtilerine de dikkat çeken Dr. Mahir Yesildal, “Depresyon bunlardan en önemlisi. Düsük benlik saygisi, öz güvende ciddi bir azalma, obsesif ugraslardaki artis. Depresyonda olan anoreksik bir hastanin altta yatan depresyonunu da tedavi etmek gerekiyor” dedi. Anoreksiya tedavisinde ilaç tedavilerinin yani sira terapilerden de yararlandiklarini ifade eden Yesildal, “Bireysel psikoterapiler anoreksiyada ciddi anlamda ise yarayabiliyor. Bireysel destekleyici ve özellikle bilissel davranisçi terapi yöntemleriyle motivasyonel görüsme teknikleri uygulayarak hastanin içgörü yetenegi kazanmasini saglamaya çalisiyoruz. Bu arada çesitli ilaç tedavileri söz konusu olabiliyor. Eslik eden baska psikiyatrik hastaligina bagli manyetik uyarim tedavisinden elektrosok tedavisine kadar uzanabilen tedavi alternatifleri mümkün. Mutlaka hasta yakinlarinin anoreksiyayla ilglili psiko egitimden geçmesi ve onlarin da bu hastalikla ilgili bilinçli olmasi gerekiyor” diye konustu.