Malatya
Giriş Tarihi : 11-04-2013 11:53   Güncelleme : 11-04-2013 11:53

Akil insanlar nabiz tuttu!

Dogu Anadolu Bölgesi Akil Insanlar heyeti, bölge insanin nabzini tutmak, çözüm sürecine destek vermek amaciyla ilk toplantisini Malatya'da düzenledi. Toplanti salonu, barisa duyulan özlemle sarmalandi! Katilimcilar gür bir sesle; “silaha hayir, barisa evet” dedi

Akil insanlar nabiz tuttu!

ZEMIN OLUSTURULACAK

AK Parti hükümeti tarafindan hayata geçirilen Milli Birlik ve Kardeslik projesi kapsaminda baslatilan baris süreciyle silahlar sustu, kan ve gözyasi durdu. Siyasi ve ekonomik ranta dönüstürülen terör, büyüdü, 30 yasina basti! AK Parti hükümeti duruma tepki gösterdi baris süreci baslatti. AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan, terörü siyasete bulastirmadan aglayan analarin gözyasini sildi, ülkede silah olmadan barisa zemin olusturuldu.

Hükümet, toplumsal meseleleri dert eden akademisyenleri, sanatçilari, gazetecileri ve kaninmis isimleri topladi, 63 akil insana, tarihi bir görev verdi.  Siyasi görüs ve düsünce ne olursa olsun tarihi süreç, özünde hayata dokundu. 9 kisilik heyet gittigi bölgenin nabzini tutacak, bölge halkinin sürece bakis açisini ögrenecek, görüs ve öneri alacak. Bu kapsamda Dogu Anadolu Bölgesi Akil Insanlar Heyeti, Malatya’da çalismaya basladi. Ramada Altin Kayisi Otel'de sivil toplum kurulusu temsilcileriyle istisare toplantisina Dogu Anadolu Bölgesi Akil Insanlar Heyeti Baskani Can Paker, Baskan vekili Sibel Eraslan, sekreter Ayhan Ogan, Abdurrahman Dilipak, Abdurrahman Kurt, Zübeyde Teker katildi. Heyette yer alan Mahmut Arslan, Izzettin Dogan ve Mehmet Uçum, önceden planladigi program dolayisiyla bugünkü programa katilacagi belirtildi.

ANKARA’YA ILETILECEK

Heyet baskani Can Paker, arabulucu olmadiklarini, sadece halkin görüsünü almak için il il toplantilar düzenleyeceklerini belirtti. Akil insanlarin taraflar arasinda müzakereye katilan bir grup olmadiginin altini çizen Paker, "Yillardir devam eden Kürt sorununun ancak baris içinde çözülebilecegini düsünen insanlarin bir araya gelmesidir. Silah olmadan baris ortami içerisinde çözülecegine inaniyoruz. Baris ortami Türkiye'yi daha fazla demokratiklestirmeye yönlendirecektir. Hepimizin inanci budur. Silahlar konusmadigi zaman çözüm çok daha kolay olacaktir. Çözümün mutluluk getirecegini düsünen insanlarimiz; çözüm ve süreçle ilgili vereceginiz fikir ve süpheler çok önemlidir. Biz bunlari Ankara'ya iletecegiz" dedi.

ÇÖZÜMÜ SIYASETÇILER ÜRETECEK

Heyet Baskan Vekili yazar Sibel Eraslan da çözümü siyaset kurumunun üretecegini vurguladi. 30 yildir süren sorunun süreç içinde siyasal ve ekonomik rant aracina dönüstügünü söyleyen Eraslan, söyle devam etti: "Ama artik terörle beslenen vesayetlerin çözüme karsi olan ve teklifleri olmayanlarin da aslinda kan dökülmesine razi gelmeyecegini düsünüyorum. Hangi insan kan dökülmesini ister ki? Herkesin siyasi görüsü ve düsüncesi var ancak, bir araya gelisimizin özünde hayata dokunus var."

Zübeyde Teker ise terörden etkilenenlerin büyük acilar yasadigina isaret etti. Insanlarin nasil bir baris talebi oldugunu ortaya koymak için kentte bulunduklarini dile getiren Teker, "Bu ülkede yillarca bir arada dostluk içinde yasamak önemlidir. Birileri sürekli üstün olma istegi, irk kimlikleriyle bu ülkede hayat bulmus. Bunun bedelini ödemek istemiyoruz. Hiçbir inanç ve düsüncenin egemen olmasini istemiyoruz. Malatya halki nasil bir baris istiyor? Neleri esas almak gerekiyor? Bunlari dinlemek için buradayiz. Önemli olan tabanin ne istedigidir. Vicdaninizin aktardigini, sizin sesinizi duyurmak için buradayiz" diye konustu.

BU MESELE PARTILER ÜSTÜ BIR MESELE

Sivil Dayanisma Platformu Baskani Ayhan Ogan ise 8 haftalik bir çalisma planladiklarini, bunun 7 haftasinin bölgedeki görüsmelere, bir haftasinin Istanbul'da raporlastirma çalismalarina ayrilacagini bildirdi. Ogan, bölgedeki çalismalar kapsaminda salon toplantilari ve açik hava bulusmasi yaninda bölge halkiyla, esnafla, sivil toplum kuruluslariyla çesitli temasta bulunulacagini kaydetti. Sorunun Türkiye'nin meselesi oldugundan yola çikarak partiler üstü bir mesele olarak gördüklerini vurgulayan Ogan, "Bu sürecin Türkiye'de ileri, katilimci demokrasi ve sirtini halka dayamis bir siyasal sistemin yeninden kurulmasina katki saglayacak bir süreç olarak görüyorum" dedi.

ADALET OLMAZSA BARIS DA OLMAZ

Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak ise kanaat farkliligini çatisma sebebi sayarak kan üzerine iktidar ve vesayet arayisi içinde olanlarin bulunduguna dikkati çekerek, sunlari bildirdi: “Barisin ön kosulu adalettir. Adalet ve baris olmazsa özgürlük güvence altinda olamaz. Aklin ve vicdanin barismasi gerekir. Sadece kendi sorununu çözen degil, bütün insanligin hayrina olmayan çözüm bizim önerimiz olamaz. Bir Müslüman ve Türk oldugumuzu düsünüyoruz. Bulgaristan'daki Türkler ve Müslümanlar için ne düsünüyor ve istiyorsam burada da ötekilere vadediyorum."

KIM NE DEDI?

Heyette yer alan akil insanlarin konusmalarinin ardindan AK Parti Diyarbakir Milletvekili Abdurrahman Kurt'un moderatörlügünde sivil toplum kurulusu temsilcilerinin görüsü alindi.

Malatya Mahalle ve Köy Muhtarlari Dernegi Baskani Aliseydi Yücekaya, teröre yedi sehit veren bir ailenin ferdi oldugunu söyleyerek, “Kan dökmeye dur demenin vakti geldi. Herkesin dilinin döndügü kadar dogrulari söyleme mecburiyetindedir. Artik anne ve babalarin yürek yanginini söndürmemiz gerekiyor” dedi.

30 yildir bu toplumun kan ve gözyasiyla yogruldugunu söyleyen Insan Haklari Dernegi (IHD) Malatya Subesi Baskani Servet Akbudak, “Malatya çok fazla sehit verdi, aci yasadi. Ayrica Malatya stratejik konumu itibariyle çatismalarda hayatini kaybeden terör örgütü mensuplarinin otopsisi için Malatya’ya getirildi, IHD olarak acinin bu yüzüne de taniklik ettik. 150’ye yakin cenazenin Kürt ailelerine teslimi için aracilik ettik. Çocuklarinin parçalanmis cesetlerini teslim alirken ‘biz bu aciyi yasadik bir baskasi yasamasin’ diyordu. Dolayisiyla Sivil Toplum Kuruluslari (STK) olarak bizlere büyük sorumluluklar düsmektedir.  Bizim sorumlulugumuz bu baris sürecinin sahiplenilmesidir. Son üç aydir Malatya’ya bir tek cenaze gelmedi. Demek ki istenildiginde fiili bir baris yasaniyor bu da son derece sevindiricidir” diye konustu.

Son seçimde CHP'den 2’nci milletvekili adayi olan, çözüm süreci ve anayasa çalismalarindaki tutumu nedeniyle partisinden istifa eden Ali Dagdelen ise sunlari bildirdi: “Akil insanlar komisyonundan beklentim oldukça yüksek. Süreç, sadece silahlarin susmasi ve tekrar bir mücadele dönemi olarak algilanmamalidir. Iktidar mücadelesi içerisinde olan devlet zihniyetinin yakasina yapisilmasi gerekir. Devlet, ezilen halklardan mutlaka özür dilemesi gerekir.”

Gazeteci Ibrahim Göçmen, salondu Islamcisindan kizilbasina Türk’ünden Kürt’üne kadar her millete mensup kisiler oldugunu, bu nedenle de ebrulasmis bir salonda bulunduklarini bildirerek, “Bugüne kadar neden bir araya gelip sorunlarimizi dertlerimizi Türkiye’nin genel anlamda politikasini tartisamamisiz bu bir aci kayiptir. Sagcisi solcusu, dincisi dinsizi öldü, öldürüldü. Kim ve neden oldu hiç belli degil. Egemen güçlerin politikasini yerlestirebilmek için hep kardesi kardese düsürüldü. Neticede 12 Eylül fasizmini yasadik ve bu dönemden sonraki süreçte de 1983’de Türkiye’de bir Kürt sorunu ortaya çikti. Otuz yillik süreçte kirli bir savas yasadik. Bu dönem boyunca bana göre elli bin kisiyi kurban verdik. On yedi bin faili meçhul var.  Bugün demokrasinin temin edilebilmesi için yeni anayasanin bir an önce tamamlanmasi gerekir. Bana iki dakikaligina yetki verilse yürürlükte olan anayasayi yirtar, çöpe atarim” dedi.

Malatya Tabip Odasi Baskani Ali Yalçin, 1984’de Kürtçe konustugu için okul müdürü tarafindan dilinin mendille disari çekildigini ileri sürerek, “Bir memlekette iktidar ve iktidar erki temel insani kavramlara tecavüz ederse o zaman onlara sikinti çikar. Bu toplum bir dönem deprem fay hatlarina dönüstürülen Alevi’si, Sünni’si, Kürt’ü ve Türk’üyle gerçekten huzurlu yasadi. Sorunun en temelde iktidarin bakis açisiyla kaynaklandigini söyleyebiliriz. Eger bu süreç Kürtlerin veya Türklerin tüm ülke düzeyinde baris ortaminda yasamasini saglayacaksa bu özele de indirgenmelidir. Özelde bizi temsil edenler sadece Istanbul belediyesinde katip olarak, memur olarak çalistiklari için seçilmemeleridir. Bu toplumu temsil etmelidir. Bu toplumda karsiliklari olmalidir. Bu ülkenin 2023 vizyonuna sahip olmali bir birikimleri olmalidir. Bizim oylarimizla seçilip bizlere ipotek koymamalilar, bizleri dislamamalilar” diye konustu.

Çözüm sürecinin siyasi bir malzeme olmamasi gerektigini aktaran Malatya Il Genel Meclisi Baskani Naci Savata, sunlari anlatti: “Insan haklari irk, inanç, cinsiyet farki gözetmeden yeni bir sivil anayasa çalismasinin acilen baslatilmasi gerektigine inaniyorum. Yeni anayasada maddi güç farkliliklarinin daha da açilmasinin önlenmesinin ekonomik bir çözümü de beraberinde getirmesini diliyorum. Geçmisi kasiyarak yarayi kanatmayalim. Bu gök kubbe yikilirsa hepimiz altinda kaliriz. Kimse kimseden üstün degildir. Yaratilista dogustan irk, cinsiyet, anne babayi seçmek gibi farkliliklarimizi seçmek elimizde degildir. Degistirilmesi elimizde olmayan seylerin kavgasini akil insanlar yapmaz. Suç isleyene ceza vermek adalettir. Affi milletin vicdaninda aramamiz gerekir.”

Tüm insanligin Hz. Adem (a.s) ve Hz Havva’dan (a.s) yaratildigini ve kiyamete kadar da böyle olacagini anlatan Il Müftüsü Haci Yusuf Gül, “Hiç kimse annesini, babasini, irkini, kökenini, kardesini istegiyle seçmis degildir. Üç buçuk yildir Malatya’dayim hemen hemen bütün sehitlerin cenazesinde bulundum. Ates hep düstügü yeri yakiyor. Sehitlikte buradaki heyetten sadece birkaç kisi vardi. Analarin gözyaslarina sahit oldum. Yüze Allah (c.c) bir ayeti kerimesinde ‘Ey insanlar! Dogrusu biz sizi bir erkekle bir disiden yarattik. Ve birbirinizle tanismaniz için sizi milletlere ve kabilelere ayirdik’ (Hucurat, 13) bu bizim elimizde olan bir sey degil. Dolayisiyla nesil ve nesep itibariyle tüm insanlik kardestir. Bundan birkaç yil önceye kadar kimse gerçek kimligini açikça söyleyemiyordu. Allah’a binlerce hamd olsun sunda belli bir noktaya geldik” dedi.

Mekke’nin fethinde Hz. Muhammed’in (SAV) müsrikler aleyhinde konusmanin onlarin ailelerini üzecegi için yasakladigini söyleyen Semsettin Özerkan, sunlari dedi: “Terör örgütü ve askerler arasindaki savasta hayatina kaybedenlerin birine sehit annesi digerine de teröristin annesi diye hitap edilirse asla bu ülkede baris olmaz. Ikisi de ölen kardesin annesidir. Birinin adi Fatma digerininki Ayse’dir. Birinin babasi Ahmet digerininki Mehmet’tir. Ikisi de ölen Müslümanlarin anne ve babasidir. Olaya böyle yaklasmamiz gerekir. Kürt ve Türk Müslümanlari yeterince bedel ödedi. Acimiz ortak, talebimiz ortaktir. Sesimizin gür çikmasi gerekir. Taleplerimiz; Ankara’nin Islam’a dönmesi gerekir. Halkin inandigi bu din itibara alinmali. Din Allah’in gönderdigi haktir, kitabimiz haktir, peygamberimiz haktir, Islam’i kanun içerisinde güvence altina almamiz gerekir. Genel bir af olmali. Terör örgütü safinda öldürülenlerin ailelerine ve faili meçhul kisilerin ailelerine tazminat ödenmelidir.”