NERDE O ESKİ KOMŞULUKLAR !

5.5.2017

Mehmet Yıldız

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

   Nerde o eski komşuluklar? Nerde o eski samimiyet? Nerde o arkadaşlıklar? Nerde o camdan cama iki dakika bir şey sormak için gelip de iki saat konuşan komşular? Nerde o apartmanına yeni taşınan komşusuna yardım eden insanlar? Nerde o birbirini görünce selam veren, hal hatır soran komşular?

   Bir birine yakın olma durumuna komşuluk denir. Bu; gerek evlerin yakınlığı, gerek çalışma arkadaşına olan yakınlığın, gerekse ülkelerin yakınlığı. Her türlü durumda da komşu olarak adlandırabiliriz. Lakin asıl olan yani gerçek olan komşuluğun sağlanabilmesi için yakın olmak yeterli değildir. Bu yazıdaki anlatılmak istenen konu da temel olarak bu olacaktır. Evet, birbirine yakın olan evler komşu olarak adlandırılırlar. Lakin hakiki komşu olma kaidelerini sağlamamışsa içi boş bir komşuluktan ibarettir. İşte bu içi boş komşuluk ilişkilerinin ortadan kalkması ve yerine içinde samimiyetin yattığı dolu bir komşuluk anlayışı gelmesi lazım. Peki, bunun için ne yapmalıyız? İlk önce içi boş komşulukları anlatalım ki neden boş dediğimizi anlayalım.

   İçi boş komşulukların temel nedenini bencillik oluşturuyor. Yani ben odaklı bir komşuluk anlayışı var. Bunun neden yanlış olduğunu açıklamaya Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’in hadisi şerifi yeterli olur diye düşünüyorum. Komşusu aç iken tok yatan, [gerçek] mümin değildir. [Buhari] Evet, ne yazık ki Peygamberimizin bu hadisi şerifini uygulamıyoruz. Belki eski deki gibi evinde aç olan komşularımız yok ama yoksul olan, giyecek elbisesi olmayan, iyi yaşam şartları olmayan komşularımız var. İşte bu tür insanlarında bu hadisi şerifte belirtilen kişilere dahil olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden ki komşumuzun yaşam koşulları bizden kötü ise bizim bu hadis gereği ve insanlık gereği elimizden geldiğince yardımda bulunmamız gerekir. Boş komşuluğun nedenlerinden biri de umursamamadır. Yardıma ihtiyacı olan komşuya “Ben mi yardım edeceğim, başkası yok mu?” diyerek umursamazlık yapmak da boş komluluk kavramının içine girer. Binamıza yeni taşınan birine bir tas yemek götürmesek bile yeni komşularımız aç kalmaz. Her türlü yemeklerini yerler. Yani onlar bir şey kaybetmez. Lakin biz kaybederiz. Umursamazlık yaparak boş komşuluk ilişkileri kurarız. Bununda ne kadar kötü bir şey olduğunu yazımızdan yavaş yavaş sezmiştirsiniz diye düşünüyorum. Peygamberimizin şu hadisinden de anlaşılacağı gibi. “Güzel komşuluk et ki, hakiki mümin olasın.” [Tirmizi] Peygamber Efendimizin komşulukla alakalı daha hadisleri olmakla birlikte yazımızda bunlara değinmemiz kafidir diye düşünüyorum. Boş komşuluğun nedenlerinden olan bencillikle hemen hemen aynı olan menfaatçilik konusuna da farklı bir açıdan bakarak sonuncu nedenimizi de anlatmış olalım. Menfaatçilik dostlukta, arkadaşlıkta ve her konuda kötü bir davranış olduğu gibi komşuluk ilişkilerinde de kötüdür, olumsuz etkileri vardır. Şahit olduğum bir olaydan örnek vermek gerekirse: Geçenlerde binanın merdiven lambalarının elektrik faturası gelmişti. Apartman yönetici herkese ortak bölüştürmesi gerekirken nefsine yenik düşerek menfaatçilik kişiliğini ortaya koymuştu. Bu gibi örnekler verilerek komşuluk da menfaat kavramı daha detaylı açıklanabilir.

    İngiliz yazar ve tarihçi olan Thomas Fuller: “Arkadaşsız ederiz; ama komşusuz edemeyiz.” sözü ile ABD'li bir şair olan Robert Forst’un:“Sağlam duvarlar sağlam komşu yaratır.” sözü, bize yabancıların komşuluğun ve komşuluk ilişkilerinin önemini nasıl vurguladıklarını gösteriyor. Lakin burada bir konuya değinmek istiyorum. Sözlerini sizle paylaştığım bu iki şahsiyette dönemimizden önce yaşamışlardır. Burada şunu belirteyim ki: Yazımızın başında kendimize sorduğumuz sorularda eskide ki komşulukların şimdiye nazaran daha iyi olduğunu anlıyoruz. Tabi bu -burada verdiğimiz örnek gereği- demek değil ki batılı kişiler bizden daha iyi komşuluk ilişkileri içerisindeler. Hayır, tam tersine eskide de şimdi de batılılardan hep önde olmuşuzdur bu konuda. Şuan ki bizim komşuluk ilişkilerimizin eskiye göre kötü olması ve hatta kötü olmaya devam etmesinin tek bir sebebinin olduğunu düşünüyorum. O da batıcılık. Yani batıya özenti olmak ve batının tesiri altında kalmaktır. Tabi bu konu uzun ve konuyu dağıtmamak adına pek değinmeden son olarak şunu da belirteyim: Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da batının tesiri altında kalarak kendi değerlerimize zarar veriyoruz. Örneğin, televizyonu icat eden batı televizyonu izlemezken biz gereğinden fazla izleyerek kendimize zarar veriyoruz. Komşuluk anlamında konuya bakarsak: Eski de televizyon izlemek yerine komşular ile sohbet ortamları vardı. Bu ve buna benzer bir çok örnekler verilebilir. Fakat bunları bizim kendi kendimize tahlil etmemiz ve bu sapkınlıktan kurtulmamız gerekmektedir.

   Yazımızda son bir konuya daha değinmenin faydalı olacağını ve konuyu daha iyi idrak edeceğimizi düşünüyorum. Osmanlı Devleti’nde Kuran-ı Kerim ve hadisler temel kaynağı oluşturduğu için komşuluk ilişkilerinin, dinin bir gereği olduğu ve Allah’a götüren bir yol olduğu bilinirdi. İşte böyle bir medeniyette insana verilen değer, saygı ve sevgi çerçevesince; Osmanlı da dayanışma ve komşuluk ilişkilerinin ön planda olduğunu görmek mümkündür. Osmanlı Devleti’nde fakire yapılan yardımlar, yaşlıların gözetilmesi ve kimsesizlerin korunması gibi erdemlilik gereği yapılan davranışlar için mahalleli birbiri ile yarışıyordu. Buradan da anlaşılıyor ki Osmanlı da komşuluk ilişkileri; doğumdan ölüme kadar olan sevinçte ve keder de dayanışma temelli bir ilişkidir. Yeni bir çocuğu olan aile ziyaret edilir, çocuğa giyecek eşyalar alınır ve ihtiyaçları karşılanırdı. Hasta olan veya cenazesi olan komşu yalnız bırakılmazdı. Yatsı namazına gelmeyen komşu merak edilir ve nerede olduğu, hasta olup olmadığı araştırılırdı. Osmanlıda ki komşuluk ilişkilerine örnekler daha da verilebilir. Lakin bu kadarı bize anlatmamız gereken konu için yeterlidir.

   “Nereden nereye gelmişiz?” sorusunu kendimize sormalıyız. Komşuluk ilişkilerimiz gibi arkadaşlık, dostluk ilişkilerimiz ve dostluk anlayışlarımız da değişmiş. Bencil, umursamaz ve menfaatçi bir komşuluk, dostluk anlayışı ortaya çıkmış bulunmakta. Yazımızda da bahsettiğimiz gibi bunun nedeni; batıya kayma ve batıyı özenti olduğunu unutmamalıyız. Sadece bu konu olmamakla birlikte diğer konularda da batıya özentiden –özellikle gençlerin- bir an önce kurtulmamız gerekmektedir. Bu özenti dediğimiz şeyler bazılarınca medeni ve uygar bir toplum olma gereği olarak görünse de asıl medeniyetin o tür sapkınlıklar ile olmayacağını bilmeliyiz. Tekrar eskiye dönerek komşuluk, arkadaşlık ve dostluk ilişkilerimizi düzeltmemiz gerekmektedir. O günlerin bir an önce gelmesi ve batının tesirinden kurtulan asıl medeni toplumu oluşturduğumuz günlerin olması dileği ile sevgi ve saygılarımla…

 

 

Ulusal Gazeteler
25 Mayıs 2017 Perşembe 1'inci Sayfamız.jpg
Ptt 1. Lig Puan Durumu
Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar