HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU

18.4.2017

M. Fatih KAHRAMAN

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

 Yüce Allah’ın biz kullarını sevmesinin şartı olarak öne sürülen Hz. Peygamber (s.a.v.)’e tabi olma mecburiyeti, oldukça önemli bir meseledir…

                Bize Rabbimizin (c.c.) esmâ ve evsafını anlatan Kur’an-ı Kerimi getirip, izaha muhtaç yönlerini yaşayarak gösteren Resulullah (a.s.)’ın bu yılki, ‘Kutlu Doğum’ çerçevesinde işlenen teması “Hz. Peygamber ve Güven Toplumu” konusudur.

                Kendisi “Muhammedu’l-Emin” olan Allah’ın Peygamberinin, oluşturmak istediği toplum da elbette ki, güven veren ve güvenilen bir toplumdur…

                Zira mümin olmak esasında bunu gerektirmektedir…

                Bireyler arasında, kardeşler, arkadaşlar, eşler ve aile fertleri arasındaki ilişkilere baktığımızda güven hususunda ciddi sıkıntılara rastlamaktayız…

                Bunun sebebine gelince, bizlerin rol model olarak benimsediğimiz ve çocuklarımıza önerdiğimiz Peygamber Efendimiz değildir. O’nu yeterince tanıyıp, anlayıp, yaşadığımız söylenemez…

                Sosyal medya, gerek yetişkinlerin ve gerekse evladımızın, neredeyse bütün gündemini meşgul etmekte ve son derece menfi etkiler bırakmaktadır…

                İlahî bir buyruk olan Peygamber Efendimiz (a.s.)’ın sünnetine ittiba noktasında da ciddi eksiklerimiz vardır…

                Sahih sünnetin bağlayıcılığı noktasında da özellikle akademisyenlerimizin tutarsız ve çelişkili tavırları avamın kafasını karıştırmaya fazlasıyla yetmektedir…

                Şöyle ki, 1989 yılından beri 20 Nisan tarihini içerisine alan haftanın “Kutlu Doğum” haftası olarak kullanılagelmesi ve her yıl da Efendimiz (a.s.)’ın önemli bir yönünün anlatılmasına bid’at ve hurafe gerekçesiyle karşı çıkmaları anlaşılabilir değildir…

                15. asırdan itibaren ecdadımızın önemli gün ve geceleri de vesile bilerek devlet- halk kaynaşmasına zemin hazırlamak düşüncesiyle camileri kandillerle aydınlatıp bir takım etkinlikler icra etmesi aslında ne kadar da güzel icraatlarmış diye düşünüp onlara minnettar olduğumuzu ifade etmememiz gerekir…

                Hz. Peygamber (s.a.v.) ki, imanımızın kemale ermesi ve dolayısıyla da kulluğumuzun tamam olabilmesi için sürekli gündemde tutulması gereken müstesna bir şahsiyettir…

                Çünkü kelime-i tevhidde, O var, kelime-i şehadette O var, ezanda-kamette O var, namazda; tahiyatta, salli-barikte O var…

                Durum böyle olunca mademki, O’nsuz bir günümüz yoktur ve olamıyor; o halde O’nu tam anlamıyla tanıyıp, anlayıp ve gündemde tutarak yaşayıp yaşatmalıyız…

                              


                               HİCRANLA GÖNLÜM YANIYOR

Cümle dertlere belendim,

Rabbimden deva dilendim,

İmtihanımı bilendim,

Hicranla gönlüm yanıyor;

RESUL’ü dilim anıyor!..

 

İnsanda sevgi azalmış,

Tek tek dökülen hazalmış,

Şeytanlar bundan haz almış,

Hicranla gönlüm yanıyor;

HABİB’i dilim anıyor!..

 

Düşmandan gelir komutlar,

Anlaşılmıyor somutlar,

Bitmek üzere umutlar,

Hicranla gönlüm yanıyor;

BEŞİR’i dilim anıyor!..

 

 

 

Karanlık sarmış afakı,

Önleyemedik nifakı,

Çözemedik ki bir fakı,

Hicranla gönlüm yanıyor;

MÜNİR’i dilim anıyor!..

 

Müstahak gibi yergiler,

Toplumda kalkmış görgüler,

Örümcek ağı örgüler,

Hicranla gönlüm yanıyor;

NEZİR’i dilim anıyor!..

 

Nakil devreden çıkınca,

Akıl ocaklar yıkınca,

Âlim ilimden bıkınca,

Hicranla gönlüm yanıyor;

BÜRHAN’ı dilim anıyor!..

 

Güven kalmamış Müminde,

Dik durulmuyor zeminde,

Yalan, yapılan yeminde,

Hicranla gönlüm yanıyor;

EMİN’i dilim anıyor!..

 

İnanç önünde engeller,

Mazlum boynunda çengeller,

Hava atınca dingiller,

Hicranla gönlüm yanıyor;

FATTAH’ı dilim anıyor!..

 

Had, hesabı yok cinnetin,

Hayrı olur mu minnetin?

Talibi azdır cennetin,

Hicranla gönlüm yanıyor;

MUSLİH’i dilim anıyor!..

 

Söz dinlemiyor bilmişler,

Sanki azmaya gelmişler,

Tüm yasakları delmişler,

Hicranla gönlüm yanıyor;

NASİH’i dilim anıyor!..

 

Hak-batıl şimdi karışmış,

İnsan iblisle barışmış,

Nâr’a mesafe karış’mış,

Hicranla gönlüm yanıyor;

FARUK’u dilim anıyor!..

 

Medet beklenir yatırdan,

Yabancı, muhkem satırdan,

Ölümse çıkmış hatırdan,

Hicranla gönlüm yanıyor;

ZAKİR’i dilim anıyor!..

“Kutlu Doğum” haftamız mübarek olsun ve hayırlara vesile olsun inşallah. Selam ve dua ile…

Ulusal Gazeteler
23 Haziran 2017 Cuma 1'inci Sayfamız
Ptt 1. Lig Puan Durumu
Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar