PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

20.4.2017 18:03:10

“Eğer kâinattan Risalet-i Muhammediye'nin (ASM) nuru çıksa, gitse kâinat vefat edecek. Eğer Kur'an gitse, kâinat divane olacak ve küre-i arz, kafasını, aklını kaybedecek. Belki, şuursuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak!”

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

AYET

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”(Enbiyâ Suresi, 107)

HADİS-İ ŞERİF

"Ben, kıyamet gününde Âdemoğullarının efendisiyim. Bunda övünülecek bir durura yoktur. Kıyamet gününde hamd sancağı benim elimde olacak. Bunda övünülecek bir durum yoktur. Âdem ve bütün peygamberler ancak benim sancağımın altında toplanacaklar. Bunda övünülecek bir durum yoktur." (Tirmizî, Menakib…)

DUA

Allahım! Kur’ân’ı, bizim için, onu yazan ve benzerleri için, her türlü hastalıktan şifâ, bize ve onlara hem dünyada, hem de âhirette dost, dünyada yoldaş, kabirde arkadaş, Kıyâmette şefaatçi, Sırat üzerinde nur, Cehenneme karşı perde ve örtü, Cennette arkadaş ve bütün hayırlara bizi sevk eden rehber ve önder kıl. Bunu fazlın, cömertliğin, keremin ve rahmetinle yap ey merhametlilerin en merhametlisi ve ey bütün cömertlerden daha cömert olan! Duâmızı kabul buyur. Allahım! Kendisine hakla bâtılı ayırt eden Kur’ân-ı Hakîmin indiği zâta, onun bütün âl ve Ashâbına salât ve selâm eyle. Âmin, Âmin, Âmin…

PEYGAMBERLERİN SONUNCUSU HZ. MUHAMMED (S.A.V.)

“Hz. Muhammed (s.a.v), güneş gibidir; Zât’ını, Zât’iyle ışıklandırarak gösterir.”

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir. O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır. O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur: “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.”(Âl-i İmrân, 164)

“VESİLETÜN’NECAT” EFENDİMİZ (S.A.V)

Bu gece, Müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Âlimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan Mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlitleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz. O âlemlerin Rabbinden, “Âlemlere rahmet olarak gönderildi.” Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O’na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O’nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı. O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehalet asrı bir saadet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

“AHMED'İN YILDIZI DOĞDU”

O devirde Mekke'de yaşayan ve yıldız ilmi ile uğraşan bazı Yahudi kâhinleri, zuhura gelen birçok olaylardan etkilenerek son Peygamberin doğumunun yaklaştığını anlamışlar, her gece gökyüzünü inceleyerek yeni teşekkül edecek olan yıldızı arıyorlardı. Hatem-ül Enbiya'nın doğduğu gece bu Yahudi kâhinlerinin “Ahmed'in yıldızı doğdu.” diyerek sokaklarda bağrıştıkları rivayet edilmektedir. Yine Fahri Kâinat Efendimizin doğduğu gecenin sabahı Mekkeliler bütün putların yüzüstü yere düşmüş olduklarını gördüler. Aynı gece Arabistan dışındaki ülkelerde de pek çok mucizevi haller zuhura gelmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir. İran hükümdarı (kisrası)Nüşirevan'ın sarayı sarsıldı ve 14 kulesi (Burcu-Dakkı-Şehnişi) yıkıldı. İran’ın İstahrabat şehrindeki ateşperestlerin tapınaklarında 1000 yıldan beri hiç sönmeden yanmakta olan ateşleri söndü. O zamana kadar mukaddes sayılan Save gölünün suları bir anda çekilerek kurudu. Şam'da asırlardan beri kurumuş olan semave vadisi, su ile doldu, taşarak akamaya başladı. Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimizin sünnetli ve göbeği kesilmiş olduğu halde doğduğu bilinmektedir. Ayrıca arkasındaki iki küreği arasında kalbinin hizasında Nübüvvet mührü, Peygamberlik mührü gibi birçok isimler verilen bir nişan bulunmakta idi.

MEKKE BİR MİHRAB, MEDÎNE BİR MİNBER

Sath-ı arz bir mescid, Mekke bir mihrab, Medîne bir minber; o bürhan-ı bâhir olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i imâna imam, bütün insanlara hatip, bütün enbiyâya reis, bütün evliyâya seyyid, bütün Enbiyâ ve evliyâdan mürekkeb bir halka-i zikrin serzakiri; bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere-i nurâniyedir ki, herbir dâvâsını, mu'cizâtlarına istinad eden bütün enbiyâ ve kerâmetlerine itimad eden bütün evliyâ tasdik edip imza ediyorlar. Zira o "La İlahe İllâlah" der, dâvâ eder. Bütün sağ ve sol, yani mâzi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurânî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ ile mânen "Sadakte ve bil hakkı Netakte" derler.

“EN BÜYÜK MUCİZE KUR’AN’I KERİM”

Muhammed aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı kerimdir. En büyük mucizelerinden biri de, Mirac mucizesidir. Meşhur mucizelerinin en büyüklerinden biri de, Ay’ı ikiye ayırmasıdır. Bu mucize, başka hiçbir Peygambere nasip olmamıştır. Bu mucize ile ilgili âyet-i kerimenin meali şöyle: Kıyamet yaklaştı, Ay yarıldı. Onlar [müşrikler] bir mucize görünce hemen yüz çevirirler ve "Eskiden beri devam ede gelen bir sihir [büyü] derler. [Kamer 1,2].

AĞLAYAN KÜTÜK

Muhammed Aleyhisselam, bazı gazalarında, susuz kalındığı zaman, mübarek elini bir kaptaki suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, suyun bulunduğu kap devamlı taşmıştır. Bazen seksen, bazen üç yüz, bazen bin beş yüz, Tebük Gazasında ise, yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır. Mübarek elini sudan çıkarınca akması durmuştur. Hayber gazasında, önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında, (Ya Resulallah, beni yeme, ben zehirliyim) sesi işitildi. Medine’de, mescid-i nebevide dikili bir hurma kütüğü vardı. Resûlullah hutbe okurken, bu direğe dayanırdı. Buna Hannane denirdi. Minber yapılınca, Hannane’nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemaat işittiler. Minberden inip, Hannane’ye sarıldı. Sesi kesildi. (Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyamete kadar ağlardı) buyurdu. Mübarek eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi gibi, Allahü teâlâya tesbih ettikleri çok görülmüştür.

EFENDİMİZİN (S.A.V) BEREKETİ

Medine’de, minberde hutbe okurken, bir kimse, ya Resulallah! Susuzluktan çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helak oluyor. İmdadımıza yetiş dedi. Ellerini kaldırıp, dua eyledi. Gökte hiç bulut yokken, mübarek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı. Hemen yağmur başladı. Birkaç gün devam etti. Yine minberde okurken, o kimse, ya Resulallah! Yağmurdan helak olacağız deyince, Resûlullah Aleyhisselam, tebessüm etti ve “Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!” Buyurdu. Bulutlar açılıp, güneş göründü. Bir kadın, hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip, boş kabı geri gönderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek, “ya Resulallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?” dedi. “Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene verdiği berekettir” buyurdu. Kadın çocukları ile aylarca yediler. Hiç eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular. Oradan yiyerek bitirdiler. Bunu, Resulullaha haber verdiler. “Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi” buyurdu.

 

Ulusal Gazeteler
20 Temmuz 2017 Perşembe 1'inci Sayfamız
Spor Toto Süper Lig Puandurumu

Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar