Zirve Yayın Evi Cinayetinde Sonuca Ulaşıldı

28.9.2016 17:32:45

Zirve Yayınevi Cinayeti davası 9 yılın ardından 115’inci duruşmada karara bağlandı. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada, cinayeti işleyen 5 sanığa 3’ er defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

Facebook Paylaş Twitter Paylaş Haberi Yazdır

Zirve Davasında 9 yıl sonra verilen kararda cinayeti işleyen 5 sanığa 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yanında, usulsüz dinleme ve evrakta sahtecilik ’ten dönemin Malatya İl Jandarma Komutanı,  Emekli Albay Mehmet Ülger’e 13 yıl 9 ay, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil’e 14 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verildi. Davada tutuksuz olarak yargılanan Ruhi Abat, Murat Göktürk, Mehmet Çolak, Abdullah Atılgan, Levent Ercan Gelegen,  Adem Gedik, Adil Akçay, İlker Çınar, Hüseyin Yelki, Aykut Saka ve Varol Bülent Varol’a mahkeme tarafından beraat kararı verildi. Davada sanık ve tanık olan, İlker Çınar hakkında da çelişkili ifade verme gibi çeşitli suçlardan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

ABAT:” 4 YILIM ÇALINDI!”

Zirve Yayınevi Cinayetinde hem sanık hem de tanık olan İlker Çınar’ın, İnönü Üniversitesi Eski Öğretim görevlisi Ruhi Abat ’ın kendisini arayarak  “Korkutma amaçlıydı, şerefsizlere vurun dedik öldürmüşler” ifadesinden sonra, Zirve Davasında yargılanan Ruhi Abat duruşma çıkışı açıklamalarda bulundu. “Aslında bir dava yoktu” ifadelerini kullanan Abat, 23 sahte mektubun üzerine bir davanın görüldüğünü söyledi. Abat açıklamalarının devamında şunları kaydetti;” Aslında ortada bir dava yoktu. 23 tane sahte ihbar mektubu üzerine bir dava üretildi, yani senarize edilen bir davadan bahsediyoruz. Benim 1998 yılında ‘Dinler arası diyalog söyleminin tartışma noktaları’  isimli bir makalem yayımlanmıştı. Bu makalem kullanılarak 2002 yılında iktidara gelen AK Partiyi yıkmakla suçlandım. Dağda ki deliyi de, mezarda ki ölüyü de güldürecek bir iddiayla suçlandım. Sırf bu yüzden benim dört yılım çalındı ve 9 yıl boyunca medyada ben ve ailem hedef seçildik. Bu sahte ihbar mektuplarını bir türlü davaya geçiremeyince bir tane yalancı şehit peydahladılar.  Bu yalancı şahidin adı İlker Çınar, bu şahide bu sahte mektupları okuttular ve bu mektupları bu şekilde davaya dönüştürdüler. Bu yüzden de bizim dört yılımız çalındı.

FETÖ DARBE ’YE ZAMAN KAZANMAK İÇİN HEDEF SAPTIRDI

 Bu davada FETÖ’nün kendi yapacağı darbe için zaman kazanmak ve hedef saptırmak için zirve cinayetini kullandığını gördük. Şunun altını çizmek istiyorum Zirve dosyası ile ‘Kozmik Odanın’ ne alakası var? Zirve dosyası ile ‘Seferberlik Tetkik Kurulu’nun ne alakası var? Zirve dosyası ile ‘Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ne alakası var? Ne alakasının olduğunu biz 15 Temmuz’da çok iyi öğrendik. Özellikle Savcı Zafer Hazar’ın hazırlamış olduğu mütalaa ülkeyi 3 kategoriye ayırmış; Ulusalcılar, milliyetçiler ve İslamcılar olarak. Ulusalcılar, İslamcılar ve Milliyetçilerin tamamı terörize edilmiş. Peki, 15 Temmuz’da kimler terörize edildi? Kimlere kurşun sıkıldı? FETÖ’cü olmayan bütün insanlara kuşun sıkıldı. O zaman zirve dosayı ne imiş: Zirve dosyası FETÖ’nün 15 Temmuz’a iklim oluşturmak için bir araçmış. Seferberlik Tetkik Kurulu adına bu davaya monte edilen belgelere bir bakın Türkiye Cumhuriyetine yapılan bir saldırı karşısında hangi ilde, hangi sivil unsurların neyi ve nasıl savunacağını gösteren belgeler var. Bunun bir cinayet dosyasında ne işi olabilir? FETÖ bu işi tasarlamış kardeşim. Demiş ki ben bu ülkeyi işgal ettiğim zaman bana hangi ilde kimler karşı çıkacak? FETÖ bunları planlamış, zirve dosayı bu işte. Burada 3 tane menfur cinayet olduğu için basın ve kamuoyu bu dosyadan hep kaçtı. 3 tene cinayeti sürekli perde yaptılar ve o perdenin arkasında Türkiye Cumhuriyetine ihanet edildi. Bizim dosyamızı hazırlayanların tamamının FETÖ’cü çıkmış olması ve görevden ihraç edilmiş olması hala bize bir şey anlatmıyor mu? FETÖ bu ülkede kazınıncaya kadar bu mücadele devam etmeli. Cumhurbaşkanı bu ülke için bir avantajdır. Bizim bu avantajı sonuna kadar kullanmamız gerekir. Bu Cumhurbaşkanın şahsi meselesi değildir bu herkesin meselesidir.”

SEZER:” HAK YERİNİ BULDU”

Davanın sonuçlanmasının ardından, değerlendirmelerde bulunan, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un Avukatı İlkay Sezer yasalar önünde haklarını arayacaklarını belirtti. Uzun sürenin ardından müvekkilinin hakkının verilmesinden dolayı buruk bir sevinç yaşadıklarını söyleyen Sezer açıklamalarının devamında şunları ekledi;” 5 yılı aşkın bir süredir bu davaya bağlanan, buradaki menfur cinayete ilişkilendirilmeye çalışılan asker kişilerden Ahmet Hurşit Tolon’un Avukatı olarak soruşturma ve kovuşturma sürecinde görev yaptık. Burada gizli tanıklarla, devşirilen tanıklarla, uydurma delillerle insanlar yargılandı. Ama bu zaman zarfında, soruşturmaları yürütenler ve mahkemede görev yapanlar şuanda hak ettikleri yerlerde. Biz yasalar önünde hakkımızı aramaya devam edeceğiz. Bugün burada müvekkilimizin üzerine atılı hiçbir suçlama ile ilişkisi olmadığı ve tüm suçlar yönünden beraatına karar verildi. Bu konu ile ilgili olarak, 5 buçuk yıl sonrada olsa, hakkın yerine gelmiş olması, bizde buruk bir sevinç yaratıyor. “

KÜÇÜKŞAHİN:” FETÖ’NÜN KUMPAS DAVALARINDAN BİRİYDİ!”

Davayı takip eden Yeşilyurt İlçe Başkanı Ahmet Küçükşahin,  bu gibi davalarda gizli tanık uygulamasının yanlış olduğunun altını çizerek, FETÖ ’nün Silahlı Kuvvetler üzerinde oynanan oyunlardan biri olan Zirve Yayınevi davasının yine FETÖ mensubu Polis, Savcı ve Hâkimlerin kurgulaması olduğunu söyledi, Küçükşahin Adliye önünde yapmış olduğu açıklamada; ”Bu dava kumpas davaları olarak bilinen ve özellikle silahlı kuvvetler mensupları üzerinde oynanan oyunlardan bir tanesiydi. Bugün neticelendi.  Burada iki rütbeli bir Albay ve bir Binbaşı vardı. Ayrıca astsubaylar ve uzman çavuşlar vardı. Albay ve Binbaşı bu davada maalesef usulsüz dinleme ve evrakta sahtecilik yapmak suçlarıyla bazı hapis cezaları aldılar. Diğer suçlardan, diğer suçlamalardan beraat ettiler. İşin bu boyutu mahkeme ile ilgili boyutu böyle. Bu arada biraz önce avukatlarında ifade ettiği gibi birde burada gizli tanık meselesi var. Gizli tanık müessesenin ne kadar yanlış olduğu bu davada net olarak ortaya konulmuştur. İlker Çınar diye bir gizli tanık vardır. Onun hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Bütün davalar diğer kumpas davalarında da olduğu gibi gizli tanıklarla yürütülmüştür. Şimdi kumpas davalarının ortak özelliği artık net olarak ortaya çıktığı gibi Fetullahçı Terör Örgütüne mensup Polis, Savcı ve Hâkimlerin kurgulaması ile oluşturulmuştur. Bu günde bunlardan, özellikle mahkemenin kararında da belirtilmiş olması itibari ile önemlidir. Zannediyorum artık Türkiye’nin önü bu tür davalar ile bir daha kirletilmeyecek. ”dedi.

Ulusal Gazeteler
27 Nisan 2017 Perşembe 1'inci Sayfamız.jpg
Ptt 1. Lig Puan Durumu
Nöbetçi Eczaneler

Resmi ilanlar

Yazarlar